Yazı Detayı
01 Ekim 2018 - Pazartesi 10:05
 
YERLİ-MİLLİ
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Geçtiğimiz ay içerisinde bir önceki ay (Ağustos) meydana gelen dalgalanmalar nedeniyle Yeni Ekonomik Program (YEP) ilan edildi. Bu program dövizdeki dalgalanmalar nedeniyle oluşan yeni durumu dengelemeye dönük Orta Vadeli Programın (OVP) da bir parçasıydı. Önceden öngörülmesi mümkün olmayan ve ekonominin rutin işleyişinin bir parçası olmadığı, Türkiye’nin bölge politikaları ile küresel haydutun bu bölgeye ilişkin politikaları arasındaki çatışmanın bir ürünü olduğu aşikâr olan süreç; geleceğe dönük büyüme, enflasyon, işsizlik, cari açık gibi tahminlerin güncellenmesini gerektirdi.

 

Diğer taraftan, Amerika’dakiler de dahil olmak üzere, dünya çapında trilyon dolarları yöneten şirketlerle görüşülmüş ve Türkiye’ye yatırım yapmaları yönünde kendilerine çeşitli güvenceler verilmiştir. Buradaki yatırım reel yatırım değil portföy yatırımıdır. Bir başka deyişle bu şirketler Türkiye’ye gelip fabrika filan kurmayacaklar. Ellerindeki fonları Türkiye’de değerlendirecekler ve tasarrufta meydana gelen açık kapatılacak… Elbette bir bedel karşılığı… Buna faiz dendiğini biliyorsunuz. Türkiye’de zaten yüksek olan faizlerin Merkez Bankası tarafından daha da yükseltilmesi muhtemelen bu fonların Türkiye’ye gelmesine yardımcı olacaktır. McKinsey adlı yatırım danışmanlık firması ile yapılan ve toplumda birçoğu haklı olan tepkilere neden olan anlaşmanın nedeni de bu olsa gerek… Daha açık yazmak gerekirse, bu çevrelerin ekonomik operasyondan amaçladıkları sonuca uygun gelen en azından bazı amaçlara ulaştıkları yorumu yapılabilir. Ancak, bir geri vites olduğunu kabul etmekle birlikte, IMF’ye teslim edildiği, Amerika’ya teslim edildiği gibi absürd değerlendirmelere itibar etmemek gerekir.

 

Geçen haftaki değerlendirmemizde küresel aktörlerin operasyonel kabiliyet konusunda ne kadar güçlü oldukları üzerinde durmuştuk. Esasen iç kaynaklardan beslenmek ekonomik ve siyasal güvence bakımından son derece önemli olmakla birlikte, bunu kapalı bir ekonomi anlayışı ile yürütmek bir o kadar sakıncalıdır. Yoksa Almanya Mercedes üretirken siz Murat 124 üretmek gibi anormal bir noktaya gelirsiniz. Tersi de bütün piyasaları yabancılara açarak, Yunanistan gibi bir süre sonra ülkeyi küresel güç dengelerinin inisiyatifine terk etmektir. Yine geçen hafta üzerinde durduğumuz şey; mümkün olan şeylerin içeride bir ‘muadilinin’ yani rekabet edebilir bir örneğinin geliştirilmesidir.

 

Türkiye’de son dönemlerde ilgi görmeye başlayan ‘yerli ve milli’ söylemi halk tabanında karşılık bulmuştur. Bu karşılığın ekonomik anlamı sadece ‘savunma sanayii’ olmamalıdır. 1980 sonrası ekonomilerin küreselleşmesi sonucu ülkemize birçok tüketim maddesi girmiştir. Ancak rekabet koşulları nedeniyle iç üretimde yeterli bir karşılığın verildiği söylenemez. Olağanüstü dönemleri de dikkate alarak başta savunma-enerji gibi stratejik sektörlerde yerli kaynakları etkin bir şekilde kullanmak önemli olmakla birlikte, özellikle döviz çıkışının yüksek olduğu sektörlerde yatırımların teşvik edilmesi bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda hali hazırda çeşitli teşvikler söz konusudur. Ancak gelinen noktada yeni önlemlerin alınması gereği ortaya çıkmıştır.

 

Günümüz koşullarında her ülkenin bütün ihtiyaçlarını iç kaynaklardan karşılaması mümkün gözükmemektedir. Ancak mümkün olduğu ölçüde iç kaynakların kullanımı yoluna gidilmelidir. Örneğin bütün ülkelerin petrol kaynakları yoktur. Bugün hala enerji deyince ilk akla gelen şey petrol olduğundan kaynakları yetersiz olan ülkelerin bu ürünü kullanmaması söz konusu olamaz. Bu yüzden ithalat bir zorunluluktur. Ancak enerjiye ilişkin yerel kaynakların da maksimum seviyede kullanılması gerekir. Bu anlamda Türkiye’nin son yıllarda rüzgâr, güneş, biokütle enerjisi (hayvan gübresi ve çöp sağlarında oluşan metan gazı), hidroelektrik gibi potansiyeller üzerinde yoğunlaşılması son derece önemlidir. Bunlar yerli olmasının yanında yenilenebilir, yan, hiç tükenmeyen cinsten olması nedeniyle aynı zamanda çevrecidir. Avrupa Birliği genel olarak enerji fakiri olmasına rağmen enerji ihtiyaçlarının yarısına yakınını ( 48) yerel kaynaklardan ve önemli ölçüde yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılamaktadır.

 

Enerji sektörü stratejik bir sektör olması nedeniyle öncelikli olması önemli olmakla birlikte, savunma sanayiinde olduğu gibi diğer sektörlerde de dünya ile rekabet edebilir markaların oluşturulması mümkündür. Bunun cep telefonundan otomobile bütün sektörlere yayılması devlet politikası olmalıdır. Ayrıca sadece ürün bazında değil, yazılım sektöründe de aynı hassasiyeti göstermek gerekmektedir. Bu konuda Çin, Rusya, Hindistan gibi ülkeler özel hassasiyet göstermekte ve uzun vadede ülke güvenliği bakımından sorun olabilecek bu alanlara iç yatırımları teşvik etmektedir. Bu süreçte Türkiye’nin toplumsal bir karşılığı da olan yerli ve milli üretim düşüncesini güçlendirmesi ve kriz söylemini fırsata çevirmesi mümkündür. Bu politikaların hayata geçirilmesi temel bir makroekonomik sorun olan cari açığı ortadan kaldırması, en azından sorun olmaktan çımasına yardımcı olması mümkündür.

 

Yeni Ekonomik Program bir bütün olarak incelendiğinde ekonomiye ilişkin öngörülerin genellikle kabul edilebilir seviyelerde olduğu, öngörülebilir koşullarda gerçekleşmesinin beklendiği söylenebilir. Ancak dövizdeki yükselişin geriye çevrilememesi durumunda Türkiye’nin dolar cinsinden 2023 hedeflerine ulaşması bu koşullar altında olası gözükmemektedir.

 

 
Etiketler: YERLİ-MİLLİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı escort bayan istanbul eskort istanbul escort bayan