Yazı Detayı
23 Ekim 2020 - Cuma 09:37
 
TÜRK YÖRESİNDE KADININ ÖNEMİ
Muhittin ÖZÇELİK
muhittinozcelk@hotmail.com
 
 

Toplumda artan suç oranları, sokaklarda işlenen cinayetler ve ecdadına ihanet içerisinde olan bir nesil…

Nereden, nereye geldik diye sorgulayabilmek geçmiş yaşam kültürümüze sahip çıkmak belki de bir insan için yaşamak kadar değerlidir.

 

Son zamanlarda toplum olarak yaşadığımız manevi çöküntüler ne yazık ki sadece geride bir enkaz bırakmak ile yetinmemiş suç makinesine dönüştüren bireylerde oluşturmuştur.

Ne acıdır ki bugün TV kanallarında her gün rastladığımız kadın cinayetleri, çocuk tacizleri, gibi haberler manevi olarak çökertilerek, toplum içinde oluşturulan suç makinesi bireylerin eseri olarak bizlere yaşatılmaktadır.

 

Dini inançlarından, gelenek ve göreneklerinden uzaklaştırılarak aynada kendini dahi tanıyamayan bir toplum yaratma isteği kimler tarafından talep görmektedir?

Ecdadına ihanet içerisinde yaşamak, Türk’ün örf ve geleneklerinden uzaklaşarak hangi yolun yolculusu olduğunu bilmeden yönünü bulmaya çalışmak, ecdadımıza ihanet değil midir?  Osmanlının hüküm sürdüğü 600 küsur yılda yaşanılan hırsızlıklar, cinayetler bir düzine sayısını geçmez iken bugün yaşadığımız toplumda bunca ayıbı bunca günahı hangi sözcükler ile açıklayabiliriz? Osmanlı döneminde ev kapılarına dahi kilit vurmadan çıkıp giden insanlardan oluşan toplumumuz hangi oyunlara getirilerek bir ihanet çetesine dönüştürülmüştür.

 

Türk’ün dünyasında gelenek ve göreneklerinde, kadın demek çatı demek, yuvayı yapan dişi kuş demektir. Türkler İslamiyet ile tanıştıktan sonra kadına verdikleri değer daha da artmıştır. O dönemlerde bırakın bir kadının canına kast etmeyi şiddet uygulamak dahi Türk töresine aykırı kabul edilmiştir.

 

Günümüzde neredeyse her gün sokak başlarında yaşam hakları ellerinden alınan, tecavüze uğrayan, işkencelere maruz kalan kadınlar bizlere göstermektedir ki o günler altından çok su akmış, yönümüz şaşırmışız. Dinimizi töremizi unutmuş, bindiğimiz ihanet treni bizleri bir kıyıma götürür halde iken seyircisi olmuşuz geçtiğimiz yolların…

 

Toplum olarak damarlarımıza zehirli kanlar enjekte edilmiş. Avrupa düşünceleri ve çeşitli marjinal inançlar ile bu toplum çürütülmüş, damalarımız hedef alınarak yapılan bu saldırı sonucu toplum içinde şekilden, şekilde girebilen zehirli katil bireyler oluşturulmuştur.

 

Sokaklarda var olan LGBT üyelerin kabul görmesi, dinimizin haram kıldığı yasakların toplumun elinde bir oyuncağa dönüştürülmesi Türk’ün Türk olduğu unutturulması ve sonunda bugün yaşadığımız suç makinesi bireyler. Hepsinin açıklaması domino taşın etkisi kadar şeffaf ve açıktır. Özünden örf ve geleneklerinden, ahlakından uzaklaştırılan bunca bireyin bir faturası olacaktı bu topluma…

 

Türk toplumunu çocukların öldürüldüğü, kadınların canlarına kast edilip tecavüze uğradığı, hırsızlığın soysuzluğun moda olduğu bir toplum olarak gösterilmeye çalışılması beyhude bir çaba olmaktan ileriye gitmeyecektir.

 

Şüphesiz toplum olarak içimizde barındırdığımız bunca katillerin, doğumdan sorumlu ebelerin hatırını sormak dahi ayıp olacak insan görünümlü yaratıkların tasfiyesini yaparak yüzyıllar boyunca örnek olan medeniyetimiz 7 düvele nam salan Türk yöremiz yeniden payidar kılacağız.

 

Evlenecek erkeğe Türk toplumunda “koca” denirdi. Çünkü “koca” bilge demektir, yüce demektir. Koca demek, dağ demektir…

Ve bir dağ ne kadar yüce olursa olsun üstünde kar olmayınca karşıdan bakanlar için alçak olduğuna inanılırdı.

Eskiden atalarımız dağların yücesine kar yağar diye kadına da “kocanın karı” demişler. Kocaya dağ diyerek yüceltir iken kadına kar demişler dağın da yücesi…

Kar gibi pak ve masum olmalı kadın. Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın. Çünkü tepesinde kar olmayan dağ üşüyecektir. Ve şüphesiz bir dağ ne kadar yüksek ne kadar yüce olursa olsun zirvesinde yoksa karı karşıdan bakanlar için alçak ve yarım görünecektir.

 

Sevgi ve muhabbetle kalın

 

 

 
Etiketler: TÜRK, YÖRESİNDE, KADININ, ÖNEMİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı