Yazı Detayı
19 Ekim 2015 - Pazartesi 09:46
 
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Bu süreçte paylaştığım bir yazıda seçimle ilgili tahminlerde bulunmuş, ama buranın Türkiye olduğu, her an yeni bir manipülasyonla karşı karşıya kalabileceğimizi, Ahmet Hakan’a saldırı ile de sürecin başlatıldığından söz etmiştim. Ve işte olan oldu. Ankara’da patlatılan bombadan ortalama seçmenin etkilenmemesi mümkün değil… Kimi zaman ters tepse de şer güçlerin atraksiyonu çoğu zaman sonucu etkileyebiliyor. Daha şimdiden içerdeki uzantılar, ‘bu politikayı değiştirmezseniz daha çok bomba patlayacak’ modunda konuşmaya başladı. Daha da kötüsü, toplumsal barış dinamitleniyor.

Oyun kurucular bu hedefe kilitlenmiş durumda… Ölen insanlar onların umurunda değil… Şu an 102 olan sayı onları kesmemiş olmalı ki; hedefin 6.000 kişi olduğundan bahsediliyor. Olanları basit bir örgüt işi olarak düşünmek büyük yanılgı… Uluslar arası organizasyon var arkalarında... Devlet de bunu biliyor aslında… Örneğin yıllardır ABD PKK’ya destek vermedi mi Kuzey Irak’ta… Şimdi de veriyor ya… Ama konunun resmi düzeyde dile getirilmesi kimi zaman savaşa kadar gidecek sonuçları içerdiğinden uygun zamanı beklemek gerekiyor.

Patlama ile ilgili haberi ilk duyduğumda “eyvah” dediğim yeni psikolojik harekâtın, ilerleyen saatlerde Cumhuriyet tarihinin en kanlı eylemi olduğunu öğrenince, Türkiye’yi yine uçurumun kenarına getirdikleri hissini yaşadım. Geçmişte de oldu bu… Hepsi bertaraf edildi. Edildi edilmesine de; kendi derdimizden etrafımızda olan-bitene bir süre bigâne kaldık. Hatırlar mısınız; gezi olayları esnasında Mısır’da Sisi darbesi oldu. Bunlaın tesadüf olduğunu mu zannediyorsunuz…

İşin en kahpe yanı da, böylesine organize ve dış bağlantısı olduğunda şüphe olmayan bir saldırıda, işbirlikçilerin duruma paralel şekilde harekete geçmesi idi. Sorumlu bir vatandaş güdüsüyle işimi gücümü bırakıp kanal kanal dolaşarak gelişmeleri takip ettiğimde; o sıradan halkın çok itibar ettiği kanalların konuyu nasıl manipüle ettiği, olayları nasıl abarttığı, yaraları nasıl kaşıdığı, görüntüleri zumlayarak nasıl seyircinin beyni ile oynadığını, insanların panik içerisindeki koşuşturma ve tepkileri üzerinden nasıl bir siyasi sonuç çıkarma gayreti içerisinde olduklarını görünce şaşırmadım doğrusu… Bu yüzden kahpe dedim onlara… Çünkü bilen kişi için durumda şaşılacak bir şey yok. Zira, eğer yarım kalmış bağımsızlık mücadelesini tamamlamaya azmetmişseniz; işbirlikçilerin organize ve birlikte, aynı anda ve topyekûn saldırmalarına şaşırmamak gerek… Elbet onun da hesabı sorulur bir gün…

(Yazının bundan sonraki kısmı alıntıdır.)

Güç, artık orduları kontrol edebilmekte değil, insanların zihin dünyalarını idare edebilmekte ve duyularını etkileyebilmektedir. Dünyayı ayağa kaldıran yalan haberlerle toplumları etkileyen aynı güç Suriye’deki vahşeti görmezden gelip, Almanya’daki gösterileri basit bir yürüyüş olarak sunduğu gibi…

Öylesine organize çalışırlar ki; ülkelerin sosyolojik yapısından insanların psikolojilerine, kültürel yapılarından ailevi değerlerine, dini ve mezhebi farklılıklarından, ırki yapılarına kadar insanı ilgilendiren her sahada ciddi çalışmalar yaparlar, master ve doktora çalışmalarını da hedef ülkenin kendi evlatlarına yaptırarak daha sağlıklı bilgiye ulaşırlar, kontrol altına almak istedikleri ülke için hazırladıkları en az 50 yıllık projelerini o ülkenin genç enerjisinden istifade ederek uygulamaları başarılarının en önemli etkenlerindendir.

Bizi bizden daha iyi tanır hale gelen emperyalist ülkeler psikolojik savaşın zeminini hazırlayabilmek için eksiklerimizi ve zaaflarımızı öncelikli olarak tespit ettikten sonra aramızdan kandırılmaya müsait zayıf karakterli, ihanet etmeye meyilli şahsiyet yoksunu olanlardan seçtikleri ortakları ile projelerini uygulama sahasına sürer, direnen olursa da her an devreye sokmaya müsait silahları vardır ellerinde… Hiçbir ahlaki ya da insani değerin onlar için önemi olmadığından “hedefe varmak için her yol mubahtır” anlayışı ile hareket ederler.

En önemli araçlarından olan medya ile emperyal arzularına hizmet etmeyen ya da engel olmaya çalışan kişilere de gözden düşürücü metodlar uygulanır, sahte belgeler hazırlanır, atılacak iftira için zemin oluşturacak para, kadın, makam vs. metodlarının hiçbirinin işe yaramadığı, sadık erleri haline getiremedikleri kişiler için en son çare olarak suikast dahil devreye sokmayacakları yöntem yoktur.

Medya’nın bilgi bombardımanına karşı sağlıklı bilgi akışını sağlayacak algınız yok ise tuzağa düşürülmekten kaçamayız. Şimdilerde oynanmakta olan oyunların gerçek nedeninin hızla gelişmekte olan ”Yeni Türkiye’nin” düşmanın silahı ile silahlanma anlayışına sahip olmaya başlamasından kaynaklanmaktadır.

Güçlü bir Türkiye istenmiyor. İslam Dünyası’na örnek ve önder olabilecek emperyalizme dur diyebilecek bir Türkiye’nin varlığı istenmiyor. Özgüvenini sağlamış, varlık şuurunu yeşertmiş bir Türkiye emperyalizmin korkulu rüyası ve kaçınılmaz sonu olacağı için istenmiyor. Düşman kendi silahının elimize geçmesini istemediği için türlü oyunları devreye sokuyor.

İnsani değerleri yüksek bir medeniyetin mücadelesini verenlerin tarihi tecrübesi göstermektedir ki, bu mücadele gece ile gündüzün varlık mücadelesi gibidir. Gece gelmek için gündüzü karartmak, gündüz gelmek için geceyi aydınlatmak zorundadır. Türkiye’yi ise emperyalizmin oyunlarına engel olamayacak şekilde kanatlarını kırpıp, etkisizleştirerek İslam Dünyası’na ve tüm ezilmiş halklara önderlik edebilecek potansiyel güç olmasını engellemek istemektedirler.

Son günlerdeki gelişmeler vatanını ve milletini seven herkesin aklını başına getirmeye yeter de artar bile. Aklımızı kullanmaya ihtiyacımız var. Yoksa tarih boyunca bu oyuna alet olan herkes vatan haini ve milletin iradesini çalmaya çalışan hırsızlar olarak hatırlanacaktır. Gelin bu oyunun bir parçası olmaktan kendimizi kurtaralım. CIA ile MOSSAD’ın hademesi olmaya ayarlanmış güruh olmaktan kendimizi kurtaralım. Sırtımızdaki kamburu doğrultalım, üzerimizde ağırlık oluşturan ajanları silkeleyelim, elli yıllığına planlanmış olan gizli planın parçası olmaktan kendimizi kurtaralım. Çok geç olmadan…

 

 
Etiketler: SEÇİME, ENDEKSLİ, PSİKOLOJİK, HAREKÂT, (II),
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı