Yazı Detayı
08 Haziran 2015 - Pazartesi 09:58
 
SEÇİM ANALİZ
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

İşte yeni bir seçim daha sonuçlandı, her zamanki gibi gergin bir süreçten sonra… Gözüken o ki; bu seçimin sonucu koalisyon. Ama kanaatime göre bu mümkün olmayacak ya da olsa bile uzun ömürlü olmayacak. Maalesef Türkiye koalisyon kültürü olmayan bir ülke… Bu yüzden anayasaya % 10 gibi yüksek bir baraj konmuş. Amaç “yönetimde istikrarı” sağlamak. Bu baraj temsilde adaleti sıkıntıya soksa da yönetimde istikrarı ve tabanda birleşmeyi sağlamak adına sonuç vermiş gözüküyor. Türkiye’de koalisyonların olduğu 1970’li ve 1990’lı yıllar bir çok açıdan fevkalade sıkıntılı sonuçlara yol açmıştır. Elbette konjonktürel şartların da bunda etkisi vardır ama, ekonomik ve sosyal bakımdan ve yine anarşi ve terör bakımından son derece olumsuz sonuçlar bu dönemlerde ortaya çıkmıştır.

Tek partinin iktidar olduğu dönemlerde ise Türkiye ciddi sıçramalar yapmıştır. 1950-60 Menderes hükümetleri, 1983 sonrası kurulan Özal hükümetleri ve 2002’den sonra kurulan AK Parti hükümetleri dönemi böyledir. 1960’lı yıllarda Demirel’in Adalet Partisinin de bir dönem tek parti iktidarı vardır. Bu döneme ilişkin veriler de pozitiftir.

Demokrasilerde halkın iradesine saygı duyulur. Seçim sonuçları ise halkın bu iradesinin bir yansımasıdır. Ancak bazı hususları da açıklığa kavuşturmak gerekir. Öncelikle belirtelim ki, eğitim ve gelir düzeyinin düşüklüğü seçmenleri manupilasyona açık hale getirmektedir. Şimdiye kadar ideolojik beslenmelerden yürütülen seçimlerde başarılı olamayan muhalefet partileri, kendilerin açısından “zekice” denebilecek bir strateji geliştirdiler. Aralarında yazılı olmayan bir anlaşmayla, değişik şekillerde karşısında durdukları ve Türkiye’de belli bir oy potansiyeli olan bir partiyi hep birlikte, en azından sessiz kalarak desteklemek suretiyle meclise soktular. Artık meclise güçlü bir şekilde girdiği kesinleşen HDP bu konudaki ilk çıkışını Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yapmıştı. Zira bu seçimde Demirtaş % 10’ları zorladı. Sağduyulu bir seçim kampanyasının sonuç verdiğini gören HDP yetkilileri açılım sürecinin de tarafı olması nedeniyle, bir bölge partisi görünümünden kurtulmak maksadıyla sert ve bölgesel söylemini yumuşatınca, toplumsal karşılık buldu. Türkiye’de hiçbir zaman iktidar olması mümkün olmayan, ancak organize gruplar birer birer HDP’ye destek açıklamasında bulundular. Bunlar batıcılar, solcular, liberaller gibi kesimler… İktidarla kanlı bıçaklı olan malum camia ise bir önceki yerel seçimdeki stratejisini geliştirip aynı amaca dönük politika izlediğinden % 10 garantilenmiş oldu. Buna Doğan medyası ve yabancı medyanın desteğinin de eklenmesi seçmen üzerinde etkili oldu. Kimsenin inkar etmesine gerek yok. CHP seçmeninin bir kısmı da ne olur ne olmaz diye oyunu HDP’ye verdi. HDP’nin İstanbul’da oy patlaması yapmasını ben buna bağlıyorum. Malum; CHP’nin de oyları düştü. Doğu Anadolu’da PKK korkusuyla verilen oylar da eklendiğinde, % 13’lük oy şahsen benim için sürpriz olmadı. Seçim öncesi % 12-13 civarında bir oy alabileceğini dillendirmiştim. Bu bölgede de oylarını yükselten ve AK Partiyi geride bırakan HDP inşallah başka bir arayış içerisine girmez. Onlar da oyların bir kısmının “emanet” olduğunun farkındalar. Ne diyelim; olanda hayır vardır diye düşünmek lazım.

Her seçimde sürprizler olur. Benim için bu seçimin sürprizi MHP’nin % 16-17 düzeyinde oy alması oldu. Bir önceki seçimde barajı geçer mi geçemez mi tartışmasının yapıldığı Milliyetçi Hareket Patisi oylarını % 4 kadar yükseltmiş olmasının yanında, milletvekili sayısını da % 50 civarında artırmayı başarmıştır. MHP’nin iki seçmen profili vardır. Bunlardan birisi milliyetçi muhafazakar ve AK parti tabanına yakın olanı, bir diğeri ise ulusalcı diyebileceğimiz daha laik ve Türkiye’nin batı ve güney kesimlerinde yaşayan seçmenleridir. Öyle görünüyor ki Orta Anadolu’daki birinci grup seçmen bu sefer tercihini MHP’den yana kullanmış. Bunda muhtemelen Türkiye’nin en stratejik ve duygusal sorunu olan çözüm sürecinin büyük etkisi olmuş. Özellikle Kobani olayları bir kırılma oluşturdu. Taze başbakanın adeta kucağında bulduğu, ama küçük bir tereddütten sonra aslında etkili bir şekilde müdahale ettiği olay, belki bir miktar Süleyman Şah türbesinin taşınması hadisesi, konu üzerinde duygusal hassasiyeti olan kesimleri belli ki etkilemiş.

Seçimin benim için ikinci sürprizi ise AK partinin tek başına iktidar olamamış olması. Bir önceki seçime göre oy düşüşünü herkes bekliyordu. Şahsen ben % 45 bandında bir oy beklediğimden ve HDP’nin barajı geçeceğini tahmin ettiğimden 300 civarındaki bir milletvekili çoğunluğu ile tek başına iktidarını devam ettireceğini düşünmüştüm, ama yukarıdaki etkenler bunu mümkün kılmadı. Seçimler bu tür sürprizleri hep barındırır. Daha bir-iki ay önce yapılan İngiltere’deki seçimlerde hiç kimse hatta kendisi dahi Muhafazakar Partinin tek başına iktidar olacağını düşünmüyordu, ama David Cameron bunu başardı.

Bu seçimi farklı kılan diğer bir husus ise popülizmin geri dönmüş olması… Zira ideolojik zorlamaların çare olmadığını fark eden muhalefet partileri bir taraftan sessiz ittifak yapmışken, diğer taraftan da ortanca seçmenin duygularına hitap etmeyi ihmal etmediler. En azından çok uçuk olmayan asgari ücretin 1400, 1500 ya da 1800 TL olacağı vaadi, emeklilere verileceği ifade edilen ikramiyeler, köylülere mazot desteği gibi şahsen modasının 1990’lı yıllarda kaldığını düşündüğün realist olmayan vaadlerin de seçmen nezdinde karşılık bulduğunu düşünüyorum. Bazı bilimsel çalışmalar, gelir düzeyinin 10.000 doların altında olan seçmen profilinin bu tür vaadleri önemsediği ve duygusal karar verdiği yönünde sonuçları öngörmektedir. Yine şahsen gözlemlediğim diğer bir husus ise AK Parti’nin de diğer seçimlerle kıyaslandığında az da olsa popülizme kaydığı yönündedir. Zira belki de böyle bir seçim kampanyasını beklemeyen AK Parti’de durum panik havası oluşturmuş olabilir.

Sonuçta etkili olan diğer bir hususun ise lider olduğu kanaatindeyim. Doğu toplumları karizmatik liderleri sever. Demirel’e, Erbakan’a, Türkeş’e, Özalan ya da Ecevit’e itibar etmesinin nedeni de bu bence. Tayyip Erdoğan ise en son belki de en karizmatik liderdi. Öyle ya da böyle artık AK Partinin başında değil. Geçmişte yaşanan Akbulut modeli yeni başbakanı ürkütmüş olmalı ki, partiye hâkimiyetini göstermek üzere kamuoyuna da yansımış çeşitli tartışmaların tarafı oldu. Dolmabahçe görüşmesi ya da Hakan Fidanın adaylığı gibi. İyi bir bilim adamı başarılı bir bürokrat ve bakan olan Davutoğlu henüz rüştünü tam olarak ispatlayamadan, bir başka deyişle bir seneden daha kısa bir sürede seçim kampanyasını üslenmek zorunda kaldı. Doğrusu seçim müzikleri de dombıra ya da “aynı” da olduğu kadar başarılı değildi.

Bütün bunlara rağmen seçimin galibi hiç şüphesiz AK Parti... İkinci parti ile bile arasında 15 puan var. AK Parti rakiplerine galip ama kendi içerisinde mağlup… Zira oy düşüşü yaşadı. Şimdiye kadar bütün seçimlerde oyunu yükselten AK parti bu seçimde bir öncekine göre 7-8 puan kaybetmiştir. Bu elbette parti yetkililerinin külahı indirip düşünmelerini gerektirmektedir. 2009 yerel seçimlerinde de, yaşanan küresel krizin etkisiyle oy düşüşü yaşayan parti bir sonraki seçimde durumu toparlamıştı. Yaşanan; uygulanan strateji ile AK Partinin geriletilmesi ve tek başına iktidarının engellenmesidir. Bu elbette muhalefet için bir başarıdır.

Yukarıda ifade ettiğim üzere böyle bir sonuç koalisyonu zorunlu kılıyor ama, bu da pek mümkün gözükmüyor. Zira AK Parti dışındakiler sayısal çoğunluğu sağlamış gibi gözükseler de politik farklılıkları bunu mümkün kılmaz. MHP ile HDP’nin bir araya gelmesi beklenmiyor ama böyle bir şeyin herhangi bir şekilde gündeme gelmesi bu partilerde özellikle MHP’de istifalara yol açabilir. Hiç kimse HDP ile koalisyon yapmayı istemeyecektir. AK Parti ile MHP ise özellikle çözüm süreci konusundaki duruşları nedeniyle pek mümkün gözükmemektedir. Zira birisinin en önemli gördüğü ve büyük risklerle önemli ilerleme sağladığı çözüm sürecini feda etmeye, diğerinin de karşı duruşunu bozmaya hiç mi hiç niyeti yok gözüküyor. CHP ile AK partinin koalisyonu ise tabanı rahatsız edecektir. Ezcümle; bizi erken bir seçim beklemektedir. Zira anayasa hükümetlerin kurulamadığı durumlarda seçimin yenilenmesini emretmektedir.

Başkanlık tartışmalarına gelince, bunun bir süreliğine rafa kaldırıldığında şüphe yoktur. Gerek hükümet gerek cumhurbaşkanı bu konuda çok çaba sarf etti ama sonuç bunu mümkün kılmıyor. Belki de önümüzdeki günlerin hararetli tartışma konusu bu olacak. Zira her nasıl Meclisin Cumhurbaşkanını seçememesi Türkiye’yi Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine itmişse, hükümetlerin kurulaması da, belki seçim kanununu da değiştirmeyi içerecek şekilde, önümüzdeki günlerin hararetli tartışma konusu olabilir. Temennimiz, bu durumun, bu belirsizliğin bir an önce sona ermesinden yanadır.

 
Etiketler: SEÇİM, ANALİZ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Kasım 2019
BÜYÜK YANILGI
11 Kasım 2019
ZUHURAT...
04 Kasım 2019
ÖZGÜRLÜK YA DA HUZUR
21 Ekim 2019
ZOR OYUNU BOZAR MI
14 Ekim 2019
SESSİZ ÇIĞLIK
07 Ekim 2019
‘OKU’MA…
01 Ekim 2019
Haraç mı Azaldı Yoksa Bağımsızlık mı Arttı
23 Eylül 2019
PAYLAŞMANIN GÜCÜ
09 Eylül 2019
KÜRESEL DÜŞÜN, YEREL ÇÖZ
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı