Yazı Detayı
21 Eylül 2015 - Pazartesi 10:05
 
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Demokrasiyi öyle ya da böyle esas almış ülkelerde seçim, sorunların çözümünde etkili olabiliyor. Türkiye gibi kör-topal demokrasilerde seçim kampanyaları hiç etik kurallara uygun olmuyor ya da bel altı çalışılıyor olsa da kimse sonuca itiraz edemiyor. Son seçim de böyle oldu. Hiç de etik olmayan bir şekilde çeşitli grup ve grupçuklar bir araya gelerek ittifak sağladılar. Bu etik değildir ama yasaldır elbette… Bu sonuca da AK Parti itiraz edemedi. Rıza gösterdi. 7 Haziran seçimleri öncesi de yazmıştım; AK Parti daha önce hiç itibar etmediği popülist söyleme, diğer partilerin seçim kampanyalarını bu söyleme dayandırması nedeniyle, kısmi de olsa göz yumdu. AK Parti kurumsal olarak olmasa da bel altı söylemlere, özellikle de destek olan medya ve sosyal medya tarafından başvuruldu. Sizin anlayacağınız kurucu değerlerinden sapma yaşadı. Listeler de sorunlu olunca malum sonuç yaşandı. Şimdilerde daha dikkatli…

7 Haziran seçim sonuçlarını etkileyen en önemli faktörlerden birisi de PKK’nın HDP’nin oy potansiyeli yüksek olan bölgelerde çözüm sürecinin sağlıklı yürümesi için azaltılan denetimlerden faydalanarak kurduğu baskı idi. Hükümetin kurulamayacağını, geçici hükümetin de güçlü kararlar alamayacağını öngören örgüt, bütün unsurlarıyla, ki buna iç ve dış destekçileri de dahil, harekete geçti. Çok geçmeden nasıl bir kayaya tosladığını anladı ama artık yeni bir süreç başlamıştı. Hükümetin karşı taarruzu örgütü dağılma noktasına getirdi. Türkiye’nin “devlet olarak” yürüttüğü çözüm sürecinin bir “zaaftan” kaynaklanmadığını dost-düşman herkes anladı. Operasyonlar 1 Kasım seçimlerinin daha sağlıklı zeminde yürütülmesini ve halkın iradesinin sandıklara daha doğru şekilde yansımasını sağlayacak. Bu yüzden terör operasyonlarının bir sonucu da bir önceki seçimleri etkileyen PKK baskısının minimize edilmesi ve seçmenlerin daha özgür oy kullanması olacak. Göreceksiniz çok uzak olmayan bir gelecekte PKK marjinalleşecek. Niye mi... Cevapları aşağıda…

1- Öncelikle bir barış süreci yaşandı. 3 yıl kadar... Bölgede 30-35 yıldır yaşanan korku ortamı bu süre içerisinde önemli ölçüde giderildi. Normal olan hissedildi yani. Aynen Türkiye'de geçmişte enflasyon normalmiş gibi zannedilirken enflasyon düşürüldüğünde normal olanın enflasyonsuz ortam olduğunu hissetmek gibi... Ya da Türkiye'nin normalleşme sürecinde yaşadığı paranoyaların nasıl da yersiz olduğunu hepimizin anladığı gibi. Üniversitelerde, kamuda, orta öğretimde kılık kıyafet serbestisi gibi... Örgüt kesinlikle üç yıl önceki halk desteğini göremeyecek. HDP de kendini yavaş yavaş örgütten soyutlar, şiddeti gerçekten reddederse eminim ki güç kazanacak.

2- Öyle anlaşılıyor ki; barış döneminin yaşandığı 3 yıllık sürede PKK hiç boş durmamış. Hem askeri açıdan hem de halk tabanında yeniden örgütlenme açısından. Silah-mühimmat yığınağı da yapmış. Yeni stratejiler de öğrenmiş... Zira Suriye'de Irakta yaşanan savaş ve boşluk bu imkanı kendisine vermiş. Suriye'de PYD-YPG eliyle de olsa alan hakimiyeti sağladı. IŞİD canına okuyordu ama uluslararası destek yok olmaktan kurtardı. Türkiye de IŞİD saflarında gözükmemek için sessiz kaldı ya da sığınmacıları kabul ederek de olsa dolaylı destek verdi bölgede yaşananlara...

3- Artık Türk ordusu eski ordu değil... Görev alanına çekilmiş, hükümetin emrinde, koordineli bir şekilde terörle mücadele etmektedir. Necdet ÖZEL ile başlamıştır bu süreç... Düşünsenize Yaşar Büyükanıt'ı, İlker Başbuğu.. İşleri güçleri siyasetti. Herkes onların ne dediğini diyeceğini merak ederdi. Duydunuz mu hiç böyle bir açıklamayı Necdet ÖZEL'den... Bir diğeri de dolduruşa gelip ekibiyle birlikte istifa etti. Amacı hükümeti zor durumda bırakmaktı ama, tarih onu istemeyerek yaptığı iyilikle hatırlayacak.

Cem Uzan da bütün servetini ortaya koyup % 7 küsur oy alarak iki partiyi kritik sınırda baraj altında bıraktı ve 2002'de AK Partinin % 34 oy almasına rağmen güçlü bir meclis çoğunluğu sağlamasına sebep olmuştu. Yani o da istemeyerek Türkiye’ye iyilik yapmıştı. Şimdilerde hangi delikte olduğundan haberimiz yok. Zeytin dalı uzatıyor ama artık şantaj tehdit devri sona erdi. Öyle ya buradaki itibarı kim verecek ona... Ya kaçak yaşayacak ya da kodese atılacak. O şimdilik kaçak yaşamayı tercih ediyor. Kimbilir belki bir gün bu tercihini değiştirmek zorunda kalabilir.

4-Artık bu ülkede milli silah ve istihbarat kullanılıyor. Bu büyük bir değişim. Heronlar İsrail menşe'liydi ve istihbaratınız aynı anda Kandile de gidiyordu. Şimdi Türkiye kendi İHA'larından aldığı istihbaratıyla; operasyon yapacağını sadece 10 dk. önce koalisyon güçlerine haber veriyor: Alandan çekilin hava harekatı düzenliyoruz. Yapacak bir şey yok. Tıpış tıpış çekiliyorlar.

5- Yerli silah ve mühimmat kullanımı % 20'lerden % 60'lara dayanmış durumda... Daha önce kullanılamayan ve az sayıda ülkenin envanterinde olan gelişmiş füze sistemleri sığınak bombaları sayesinde PKK adeta uykuda yakalandı. Kendisi de farkında yok olma noktasına geldiğinin ve sızlanmaya başladı. Hatta askere bile selam gönderiyor; biz sizinle değil iktidarla savaşıyoruz diye... Ama geçti o günler. Geçmişte uyuşturucu ticaretinden pay almaların, Yüksekova çetelerinin, nereden geldiği belli olmayan emirlerle kıstırılmış teröristlerin önünün açıldığı dönemler geride kaldı.

6- Bu kış PKK barınacak bir yer bulamayacak. Şimdi de barınamıyor zaten. Militanı da kalmadı, mühimmatı da... Kışın yiyecek bir şey bulamayacak. Kandil artık güvenli değil onlar için. İntihar eder gibi saldırmalarının nedeni de bu... Yapabileceği en büyük eylemini Dağlıca ve Iğdır'da yaptı. İnişe geçtiğinin kendisi de farkında... Kim bilir belki de kitlesel teslim olmalar başlar yakında... Zira bu niyette olanların çok olduğu ancak cesaret edemedikleri biliniyor. Örgüt hâkimiyeti kaybettiğinde en iyi yol teslim olmak olacak... Büyük zayiatlar verdirecek eylem yapamaz bundan sonra...

7- İlk yerli uydu Göktürk II ile artık hiç bir devlet Türkiye'nin sırlarına ulaşamıyor. Zira yazılımı yüzde yüz yerli... ODTÜ'de uydunun uzaya fırlatılma töreninde nasıl eylemler yapıldığını hatırlasanıza... Adamlar olayın farkında... Alet olanlar utansın.

Muhtemel sonuçlara dair de düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Benim öngörülerime göre olağan dışı birşey olmazsa AK Parti ve CHP'nin oyları artacak. MHP ve HDP'nin oyları düşecek. AK Parti yine tek başına iktidar çoğunluğunu sağlayacak. HDP barajı geçemeyebilir. HDP barajı geçemezse AK Parti anayasal çoğunluğu (330) elde edebilir. Geçerse ihtimal dışı...

Bunu şu sebeplere dayandırabiliriz. MHP ve HDP tabanından AK Partiye kayma yaşanacak. Zira Ak Parti listeleri daha düzgün hale getirildi. MHP koalisyon sürecinde uzlaşmaz bir tavır gösterdi. Bu tavır, seçim kampanyasında gündeme gelecektir. Doğuda baskı azalacağından oylar daha özgür kullanılabilecek. Bu bölgede Ak Partinin tabanı olduğu biliniyor. CHP seçmeni de ikinci kez oylarını emanet vermeyecek bence... Dolayısıyla HDP'ye giden emanet CHP oyları da geri dönecek. Bu da % 2 kadar CHP oylarına yansıyabilir. Ancak değişik sosyalist, liberal, solcu-molcu bilumum grupçukların HDP'ye desteği devam edecek. Doğan medyası ve uluslararası destek de tüm hızıyla devam edecek.

Malum ekibin politikası da değişmez. Yüzde 1-2, her ne kadarsa ekibin oyu yine HDP'ye gider. Vicdanı elvermeyenler çıkar elbette... Bu yüzden bence HDP'nin oyu baraj sınırında ama geçememe ihtimali daha fazla... HDP bunu görürse son anda bir hamle yapabilir; seçimden çekilmek gibi... Ama meclise girmek istediğini düşünüyorum. Bir önceki seçimde olduğu gibi blok destek istiyor. Bunun için de çok sabırlı davranıyor ve dikkatli bir dil kullanıyor.

MHP oy düşüşü yaşar ama barajı geçer. Tabii bütün bunlar yukarıda da belirttiğim gibi normal koşullardaki bir öngörüdür. Unutmamak lazım burası Türkiye... Politikada bu ülkede 24 saat bile uzundur. Yine kanaatimce AK Parti yüzde 45 bandında bir oy alacak.

Ön yargılılara!... Bu bir temenni değil, siyasi gözlemdir... Temennim de var tabii... En azından Saadet Partisine kontenjan tanınıp seçim ittifakı yapılması gerekirdi. Zira bu iki partinin, hatta BBP tabanının hedefi birbirine çok yakın. Sadece kullandıkları metod farklı... Ama maalesef bu mümkün olmadı...

 

 
Etiketler: PKK, TERÖRÜ, VE, SEÇİMLER,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı