Yazı Detayı
31 Ekim 2016 - Pazartesi 08:23
 
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Türkiye; enerjinin günümüzdeki en temel kaynağı olan petrol ve doğalgaz açısından son derece fakir bir ülkedir. Bu kaynakların 97'sini halen ithalat vasıtasıyla karşılamaktadır. Yani nükleer enerjiye ihtiyacımızın ilk ve temel nedeni enerji ihtiyacımızı azaltmaktır. Ancak ben aşağıda konunun daha farklı yönü üzerinde durmak istiyorum.

 

Enerjinin önemini vurgulamaya gerek bile yok. Yetmiş milyondan fazla insanın ölümüne neden olan İkinci Dünya Savaşının, bir anlamda batılı ülkeler için enerji paylaşımı savaşı olan Birinci Dünya Savaşının, sanayileşme sürecinde başlayan sömürgeciliğin, Osmanlı Devleti üzerindeki yıkma girişimlerinin, Avrupa Birliğinin temel kurulma nedeninin ki Alsas-Loren sorunu ve Frenk-Cermen çatışmalarını hatırlayın ve nihayet bugün Ortadoğu diye bizim dışımızdaki kişilerin isimlendirdiği bölgedeki savaşların temel nedeni enerjidir.

 

Rusya hariç, Avrupa ve Japonya enerji açısından gayet fakir bölgelerlerdir. Günümüzdeki en önemli enerji kaynağı olan petrol ve doğalgaz bakımından neredeyse hiç kaynağı yoktur bu ülkelerin... Güneş enerjisi bakımından da öyle... Ama biliyor musunuz ki; Avrupa Birliği ülkeleri enerjilerinin yarısına yakınını kendi öz kaynaklarından karşılıyor ve bunların büyük bir çoğunluğu da “yenilenebilir” enerji kaynakları... Güneşin neredeyse hiç yüzünü göstermediği İngiltere'de bile binaların üzere güneş panelleri var. Rüzgâr enerjisi de öyle… Gökyüzünden baktığınızda neredeyse bütün ülke sathı rüzgâr tribünleriyle dolu... Bizim kaynak olarak bile düşünmediğimiz bio enerjiye gelince; o da Avrupa Birliği’nin temel teşvik alanlarından birisi... Japonya ise aynı işi nükleer santraller vasıtasıyla çözüyor. Tam elli beş adet nükleer santral var Japonya'da...

 

Nükleer güçle dünya 1945'te tanıştı biliyorsunuz. O dönemde artık dünyanın atom çağına geçtiği yorumları bile yapıldı... Durumu fark eden diğer güçlü ülkeler hızlı bir şekilde bu silaha sahip olmanın çabası içerisine girdi... SSCB, Fransa, Çin ve İngiltere 1960'lı yıllara kadar bir bir bu silahın sahibi oldu. Bu dönemde ilgili ülkeler aralarında yaptıkları bir anlaşma (Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması) ile diğer ülkelerin bu silahı edinmesini yasakladılar... Bu anlaşmaya rağmen; Hindistan, Pakistan şu anda bu silaha sahibi olduğu “bilinen” ülkeler... İsrail ve Kuzey Kore’nin bu güce sahip olduğundan da kimsenin şüphesi yok. İran'a gelince, barışçıl amaçla dese de bu ülkenin nükleer silah sahibi olmak istediğini bilmeyen yok.

 

Ve Türkiye… Büyük devletlerin hedefleri ve planları da büyük ve uzun vadelidir. Söyler misiniz bana neden İngilizler savaş noktasına gelmesine rağmen, savaş sırasında değil de, Sevr anlaşmasındaki bir hükme dayanarak sonradan işgal ettiği Musul ve Kerkük'ü yeni kurulan Türkiye'ye vermediler? Bu hedefe ulaşmak için iç isyan bile çıkarttılar (Şeyh Sait isyanı). Çünkü büyük devlet olan İngiltere yüz yıl sonrasının hesabını ve planını yapıyordu... Türkiye Cumhuriyeti kurulurken sınırlarının aynı zamanda petrol sınırları olduğu dikkatinizi çekti mi hiç... Bu konuda daha geniş malumlar istiyorsanız Raif Karadağ'ın Petrol Fırtınası adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim, yazarının bir faili meçhule kurban gittiğini hatırlatarak...

 

Demek ki günümüz politikacılarının birçoğunun tekrar seçilme hesapları yaparak sergiledikleri vizyonsuzluğun çok ötesinde anlam taşıyormuş büyük düşünmek... Bu sadece bir örnek elbette... Büyük ülkeler ve liderler sessiz ve derinden giderler... Ülkemizde gerek geçmişte gerekse günümüzde bunun örneği de yok değildir. Türkiye de büyük ve misyonlu bir ülkedir. Bunu Batı görüyor da bizim tatlı su balıkları göremiyor.

 

Sınırımızın dibinde Ermenistan'ın, minicik bir ülke olarak nükleer santrale sahip olduğundan birçoğunun haberi bile yoktur o tatlı su balığı çevrecilerin... Bu tesis SSCB zamanında deprem bölgesinde olmasına rağmen Türkiye'ye bir tehdit olarak kurulmuştu ve Avrupa Birliği'nin ciddi uyarılarına rağmen varlığını devam ettirmektedir. Türkiye'nin dibinde bu tesis varken Türkiye bu teknolojiye sahip olmayacak öyle mi...

 

Sizce Pakistan nükleer silaha sahip olmasaydı dünyanın gelecekteki en güçlü ülkelerinden birisi olarak gösterilen Hindistan'a karşı denge kurabilir miydi? Peki İsrail'e ne dersiniz. Bir hançer gibi İslam dünyasının göğsüne saplanmış bu çıbanbaşı eğer nükleer silahı olmasa varlığını uzun vadede devam ettirebilir mi? İran? Şia fitnesinin merkezi sürekli İslam dünyasına ayak bağı olmuş halen de olmaya devam eden bu ülkenin nükleer silah sahibi olması Türkiye'ye karşı aşılması mümkün olmayan bir üstünlük vermez mi?

 

Türkiye maalesef geçmiş dönemde nükleer çalışmalara gerekli önemi vermemiştir. Örneğin nükleer çalışmaların alt yapısını oluşturan fizik bölümleri üniversitelerde tek tek kapanıyor. Nükleer çalışmalar uzun ve sabırlı ekip çalışmasını gerektiriyor. Bu stratejik bilgiyi bir başka ülkeden almak mümkün değildir. Türkiye ‘büyük ülke’ refleksiyle hareket etmek zorundadır. Üzerindeki ölü toprağını atmaya ihtiyacı vardır. Halen dünyada onlarca nükleer santralin inşası devam ediyor. Türkiye’de de iki adet nükleer santralin devam ediyor olması geleceğe dair ümitlerimizi güçlendiriyor. Nükleer silaha sahip olmak ise sonraki aşama… Uluslararası denge gözetilerek her ne kadar üretilmese bile bu teknolojiye sahip olmak gerekmektedir. Zira bugün resmi olarak nükleer silah sahibi olmayan-olamayan Almanya ve Japonya’nın bu teknolojiye sahip olduğu konusunda kimsenin şüphesi yok… İlk etapta bu noktaya terfi etmek önemlidir.

 

Son bir not: Dünyada kapatılan nükleer santral filan yoktur. Kapatıldığı söylenen nükleer santraller, (bir fizik profesöründen öğrendiğime göre) yeni teknolojilerle donatılıyor. Bir başka deyişle eski teknoloji yeni teknolojiye çevriliyor. Zira yine aynı kaynaktan aldığım bilgiye göre şu anda nükleer santrallerde beşinci nesil güvenlik önlemleri uygulanıyor ve daha öncekiler beşinci nesil güvenlik notasına terfi ettiriliyor. Kapatılma eski teknolojiye ilişkindi. Zira Almanya’da 20’ye yakın, Fransa’da altmışa dayanmış, ABD’de yüzden fazla (104) santralin kapatılması bu ülkelerin ekonomilerini felce uğratır. Vesselam…

 
Etiketler: NÜKLEER, ENERJİ, TÜRKİYEYE, NEDEN, GEREKLİDİR?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Ekim 2019
‘OKU’MA…
01 Ekim 2019
Haraç mı Azaldı Yoksa Bağımsızlık mı Arttı
23 Eylül 2019
PAYLAŞMANIN GÜCÜ
09 Eylül 2019
KÜRESEL DÜŞÜN, YEREL ÇÖZ
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı