Yazı Detayı
01 Şubat 2016 - Pazartesi 10:56
 
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Üniversite eğitiminin de içerisinde bulunduğu eğitim sistemimizin temel sorunlarından birisi de sistemin analitik ve akademik düşünme yerine bilgi yükleme odaklı olması ve ezberciliğe dayandırılmasıdır. Okullara öğrenci alınması da aynı anlayışa dayanır. Daha fazla bilen (ya da ezberlemiş olan) öne geçmektedir. Şahsen ben akademik ve analitik düşünmeyi kısmen yüksel lisans, ama daha çok doktora esnasında öğrendim. Allah’tan eğitim sistemimiz lisansüstü düzeyde de olsa akademik düşüncenin kıyısından geçmektedir. Yurtdışında sadece lisansüstü (master, doktora, post doktora ve her düzeyde araştırma ve uygulama) eğitimde uzmanlaşmış üniversiteler vardır. Türkiye’de de bu maksatlı açılan üniversitelerin varlığı, daha da önemlisi bu düşünceleri uygulamaya dökecek sivil toplum oluşumu olan think-thank kuruluşlarının yaygınlaşması iyiye gidişin bir göstergesidir.

İletişim imkânlarının bu denli geliştiği günümüzde öğrencilere tek taraflı bilgi yüklemek yerine, onların bilgiye farklı kanallardan ulaşmalarını temin etmek üzere rehberlik etmek eğitim kurumları için daha önemli bir vazife olmalıdır. Aslında dünya bu sistemi keşfetmiştir. PISA (Programme for International Student Assessment-Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA) projesi, 15 yaş altı öğrenciler için yaptığı değerlendirmede öğretim programlarında yer alan matematik, fen bilimleri ve okuma becerileri konu alanlarıyla ilgili bilgileri ne dereceye kadar öğrendikleri değil, sahip oldukları bu bilgi ve becerileri içinde yaşadıkları toplumda karşılaştıkları gerçek ortamlarla ilişkilendirme ve olası sorunları çözümlemede kullanabilme yeteneğini ölçmeyi amaçlamaktadır. OECD’nin bu konuda yaptığı bir araştırmada Türkiye OECD ülkeleri arasında Meksika’dan daha iyi fakat diğer OECD ülkelerinin tamamının altında yer almıştır. En başarılı ülke ise eğitim sistemini yaşamın bir parçası haline getiren Finlandiya’dır.

Özellikle üniversite eğitiminde öğrencilerin hayatı öğrenmesine yardımcı olacak programları önceliklemek gerekmektedir. Öğrenci klüpleri buna kısmen yardımcı olmaktadır. Ancak öğrenci klüpleri tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır ve  pek çok öğrenci klübünün faaliyetleri son derece sınırlıdır. Üniversiteler; öğrencilerin sosyal, sportif ve kültürel aktivitelere katılmalarını teşvik edici uygulamaları artırmalıdır. Gelişmişlik farklılıklarının bölgesel olarak yüksek olduğu ülkemizde bir anlamda rehabilitasyon amaçlı bu tür faaliyetlerin önemi bir kat daha fazladır. Üniversitelerde bu konuya özel bir önem verilmeli, bir koordinasyon kurulu oluşturulmalı ve bütçe ayrılmalıdır.

Yıllar önce hatırladığım bir gerçek ise öğretim elemanlarının dahi üniversitenin kısıtlı sportif tesislerine para ödeyerek girmeye mecbur bırakılması idi. O zamana kadar kullandığım tesisleri protesto maksatlı kullanmayı bırakmıştım ama değişen bir şey olmadı süreç içerisinde. Zira zihniyet değişimini gerektiren böyle bir durumun kişilerin değişmesiyle mümkün olmadığını da biliyordum. Süreç içerisinde bu tür faaliyetlere temel teşkil edecek spor organizasyonlarının kaldırılası ya da kısıtlanması, bahar şenliklerinin bir başka gerekçeyle kaldırılması ya da zorlaştırılması veya üniversitenin bilimsel dergilerinin bile merkezi bir kararla basımının sonlandırılması, içerisinde bulunduğum üniversitenin bahsettiğim türden sorunlarına örnektir.

Üniversiteler esasen akademik kurumlardır. Daha fazla büyüme, daha fazla öğrenci alma, daha fazla bölüm açma yerine, daha fazla ulusal ve uluslararası bilimsel ve kültürel etkinlik düzenlenmelidir. Zira geçmiştekinin aksine üniversitelerimiz sayısal olarak önemli bir noktaya gelmiştir. Hatta bazı bölümler tercih edilmediği için kapatılmaktadır. Üniversite yönetimlerinin çabaları önemli olmakla birlikte, bunun köklü çözümü milli eğitim politikasının değişmesini gerektirmektedir. Doğrusu bu konuda hiçbir şeyin yapılmadığını ileri sürmek de haksızlık olur. Zira bir yandan TÜBİTAK’ın imkânları artırılmışken, diğer taraftan AB çerçeve programlarına katılım, sivil topluma sağlanan imkânlar, kurulan yeni (özel-vakıf) üniversitelerinin yurtdışındaki akademisyenleri cezbetmesi… gibi uygulamalar konu ile ilgili samimi gayretlere örnektir.

Kısmi de olsa özerk olan üniversite yönetimlerinin mevcut şartlar altında yapabilecekleri şeyler vardır elbette... Yukarıda da izah edildiği üzere Türkiye nicel olarak kabul edilebilir bir noktaya gelmiştir. Ancak gerek öğrenci gerekse de öğretim üyesi düzeyinde üniversitelerin niteliksel ihtiyaçları önemli bir sorun olarak beklemededir. YÖK bölüm ya da fakülte açılabilmesi için asgari şartlar getirmiştir ama ya bu şartların yetersizliğinden ya da üniversitelerin çeşitli şekillerde bunu by-pass etmesi sonucu bölüm ya da fakültelerin açılışı devam etmektedir. Yine kanaatimce YÖK’ün esasen teşvik edici unsurları devreye koyarak, ama biraz da zorlayıcı politikalarla akademik hareketliliği sağlaması gerekir. Bu konuda da emekli öğretim üyelerinin daha ileri yaşlara kadar yeni üniversitelerde çalışmalarına izin verme, kadrosu şişen fakültelere ve üniversitelere kadro tahsis etmeme gibi çeşitli uygulamaları yok değildir.

Üniversitelerde eğitim ve öğretim birinci sıradadır ama, öğrencilerin hayatı öğrenmesini sağlayacak, onların kendilerine güvenini pekiştirecek, geleceğe güvenle bakmalarına yardımcı olacak etkinliklerin artırılması üniversite eğitiminin bir parçası olmalıdır. Bir oranlama verecek olursak, % 51 faaliyet alanı öğrencilikse % 49 da diğer etkinler olmalıdır. Diğer etkinlikler arasında yer alan sosyal-kültürel-sportif ve bilimsel faaliyetlerin, öğrencinin başarı notu ile ilişkilendirilmesi; uygulamayı kurumsallaştıracaktır. Bu şekilde sadece çocuklarda değil, üniversite gençliğinde de de bir hastalık olan sosyal medya bağımlılığının azaltılmasına katkıda bulunulacaktır. Örneğin izcilik faaliyetlerinin teşvik edilmesi ya da öğrencilerin doğa sporlarına yönlendirilmesi, bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması bu türden faaliyetler olabilir. “Hayatı, üniversitedeki başarıya veya karne notlarına indergeyen telkinlerin ve eğitim basamaklarının çocuklarımıza hiç bir zaman çare olmadığını yıllardır ürettiğimiz gençlikten anlamamız hiçte zor olmasa gerek?”

Türkiye’de ve dünyada başarılı üniversiteler de vardır. Örneğin ODTÜ, Bilkent, Koç ya da Sabancı gibi üniversiteler böyledir. Bu üniversitelerin dünya sıralamasında yer alması da tesadüfi değildir. Zaten hiçbir başarı tesadüfi olamaz. Dünya çapında üniversitelerin uluslararasılaşmış etkinlikleri vardır. Basketbol takımları, yelkenli ya da kayak sporu takımları, kürek yarışları gibi faaliyetler bu türden faaliyetlerdir. ODTÜ’nün kurumsal olarak övündüğü bir şey de öğrencilerin bir mühendis, bir işletmeci, bir sosyolog olmaları yanında; bir müzisyen, bir sporcu ya da aktivist olmalarını sağlamak da vardır. Bunda etkili olan şey; ODTÜ kültürü olarak da bilinen, üniversite yönetimi ve Hocaları tarafından da desteklenen özgürlük alanının genişletilmiş olmasıdır. Zaman zaman haddi aşan eylemleri olsa da, özgüvenin aşılanması bakımından önemli bir örnektir.

Herkese meslek yüksek okulu düzeyinde de olsa üniversite eğitimi imkânı vermek önemli olmakla birlikte, sürekli daha fazla öğrenci almak ve mezun etmek, daha fazla yapılaşmak vb gibi şekle dönük hali hazırdaki yapının, daha işlevsel, kişinin iç dünyasıyla barışık olduğu, hayatın akışkanlığı ile ilintili, yöneticilerin koordinatör olduğu, yükselmelerin idari ve iradi olmaktan çıkarıldığı, ulusal ya da uluslar arası kişisel ve kurumsal hareketliliğin olağan olduğu bir anlayışa evrilmesi Türkiye’nin geleceğinin sağlam temellere dayandığını göstermek bakımından vazgeçilmezdir.

 
Etiketler: NASIL, BİR, ÜNİVERSİTE, (DEĞİŞİM, İHTİYACI),
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı