Yazı Detayı
16 Şubat 2015 - Pazartesi 09:09
 
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Artık akademik hayatım yirmi yılı aştığına göre, üniversitelerle ilgili benim de söyleyebileceğim bir şeyler olduğunu düşünüyorum. Zira meslek hayatımın yirmi yılı, yaşımın da kırkı aşması, önemli ölçüde tecrübe kazanmama ve gözlem yapmama neden oldu.

Bir ülke için üniversite eğitiminin fevkalade önemli olduğunu düşünüyorum. Kanaatimce herkese bu fırsat verilmeli… Zira insana yapılan yatırımın parasal karşılığı olmaz. Bu yüzden ülkemizde son 10-12 yıl içerisinde üniversite sayısının artmış olmasının başlı başına dikkate değer bir durum olduğunu düşünüyorum. YÖK Başkanının açıklamalarına göre halen 5.5 milyon öğrenci üniversiteye devam etmektedir. Bir zamanlar sadece bir üniversite ve yine sadece iki bin küsur (1930-31 öğretim döneminde 2.167) öğrencinin eğitim görüyor olduğu Türkiye ile kıyaslandığında, o günlerde bu rakamın hayali dahi kurulamazdı.

Evet üniversite sayısı ve üniversitelerin kapasitesi henüz sayısal olarak bütün potansiyele cevap veremese de, Avrupa ülkelerinin ortalamasını yakalamıştır. Yine YÖK Başkanının açıklamalarına göre üniversitelerde okullaşma oranı % 45’lere yaklaşmıştır. Üstelik sadece birkaç büyük şehirde değil, neredeyse Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar uzanmış ağı ile 199’a yükselen üniversite sayısı, aynı zamanda bir ekonomi demektir. 1990’lı yıllardaki akıllı strateji ile Anadolu’da açılan yeni üniversiteler ve bu üniversiteler için yurt dışına gönderilen öğretim üyeleri büyük şehirlerdeki tekeli de kırdı.

Elbette üniversitelere tek başına ekonomi olarak bakılamaz. Üniversitelerin ekonomik yönü bir sebep olmaktan ziyade sonuçtur. Örneğin 40.000 civarındaki öğrenciye eğitim verilen Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin varlığı, önemli sayıda kişinin bu şehirden göçünü önlemektedir. İstihdam demektir yani… 1992’den bu yana şehre çok şeyler kattığı gözardı edilemez. Çok daha önce bunu keşfetmiş olan Eskişehir ise tam bir öğrenci şehri… Ülkemizin öğrenci alt yapısı en güçlü illerinden birisi olan Eskişehir, akıllı bir strateji ile bunu başarmıştır. Yöneticileri ne kadar övünse yeridir. Eskişehir artık bir ekoldür ve birden fazla üniversiteye sahip nadir Anadolu şehirlerinden birisidir. Bünyesinden Afyon Kocatepe, Dumlupınar ve Uşak Üniversiteleri gibi üniversiteler de doğmuştur.

Üniversite şehri olmak bir tarafa, ekonomisinde üniversite eğitiminin önemli bir yeri olan ülkeler de vardır. Örneğin dünyanın önemli büyük ekonomilerinden birisi olan İngiltere’nin yabancı öğrencilerden elde ettiği gelir 40 milyar dolar civarındadır. Bu sayede bir ekonomi değil, bir kültür de oluşturulmaktadır. Ülkelerine dönen bu kişiler eğitim gördükleri ülkelerin adeta gönüllü elçiliğini yapmaktadır. Dönmeyenler ise kazanılan beyin olarak bu ülkeye hizmet vermektedir. Yani bir taşla birden fazla kuş vurulmaktadır.

Ülkemizde üniversite ve öğrenci sayısının artması yanında, özellikle Türk ve Akraba Topluluklardan, Eski Osmanlı coğrafyasından ülkemizde eğitim görmek için gelen öğrencilerin sayısı da sürekli artış göstermektedir. Yine YÖK Başkanının açıklamalarına göre ülkemizde 55.000 civarında yabancı öğrenci eğitim görmektedir. 1990’larda altyapı yoksunluğu nedeniyle başarılamayan şeyin, şimdilerde ivme kazanmış olması başlı başına önemlidir. Zira, büyük devlet daha fazla kilometre kare toprağı olan ülke değil, geleceğini planlayan ülkedir.

Doğrusu süreç içerisinde Türkiye’de üniversitelerin araştırma imkânları da artırıldı. Örneğin, ülkemizin bilim kurumu olan TÜBİTAK’ın sosyal bilimlere neredeyse hiçbir desteği yoktu geçmişte... Bugün parasal imkânları geçmişle kıyaslanmayacak derecede artırılan, daha da önemlisi zihniyet dönüşümü yaşayan TÜBİTAK şimdilerde çok sayıda yurt içi ve yurt dışı projelere destek verebilmektedir. Türkiye’nin Avrupa Birliği öğrenci-hoca değişimi Erasmus, Sokrates gibi programlar, yine uluslar arası bilimsel projeleri ilgilendiren 6. ve 7. Çerçeve Programlarına dahil olması yine bu dönemde elde edinilen kazanımlardan… Son yıllardaki araştırmalar göstermektedir ki; Türkiye’nin araştırmaya ayırdığı pay AB ortalamasına yaklaşmıştır.

Eskiden ilim adamlarının rızık-geçim derdi olmazmış. Gerçekten de bilim ile uğraşanların böyle bir kaygı taşımaması gerekir. Belki doktora sonrası bu tür kaygılar nisbi olarak azalsa da özellikle mesleğe ilk girişte verilen ücret tatmin sınırının çok altında… Örneğin bir araştırma görevlisinin bu dönemde eline geçen para asgari ücretin iki katının sadece biraz üzerinde... Doğal olarak bu durum akademisyenliğe talebi de etkilemektedir. Bu yüzden özellikle düşük gelirli meslek mensuplarına yapılan son iyileştirmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Düzenlemenin bilimsel çalışmalarla orantılı maaş artışını önermesi de bu alandaki çalışmalara pozitif etki edecektir.

Bu süreçte üniversitelerle ilgili çok olumlu bulduğum diğer bir husus ise, özel üniversitelerin önünün açılmış olmasıdır. Zira ilk özel üniversitenin 1984 yılında açıldığı ülkemizde bu tekel 1990’lı yıllarda kırılmış, 2000’li yıllarda ise iyice kolaylaştırılmıştır. Halen varolan 199 üniversitenin 70’ten fazlası vakıf üniversitesidir. Vakıf üniversitelerin önünün açılması gerçekten isabetli bir tercihtir. Bu şekilde daha fazla insanın daha kaliteli eğitim alması için de alternatif oluşturulmuş oldu.

Üniversiteler aslında insanların yeteneklerinin ortaya çıkarıldığı kurumlardır. Bazen bir “insan” çok şey ifade edebilmektedir. Bir insanın ne ifade ettiğini bütün dünyanın yakından tanıdığı ve geçen yıl hayatını kaybeden bir örnek yardımıyla açıklamak istiyorum: Nelson Mandela… “Efsanevi lider” vasfını gerçekten en fazla hak eden kişilerden birisiydi. Dünyanın saygı duyduğu ilkeli bir lider… Dile kolay, özgürlüğün küçük bir anı bile çok önemliyken o tam yirmi yedi yılını dört duvar arasında geçirdi. Oysa bir kabile şefinin oğluydu, istese ABD’ye göç eder, kendi şartlarında müreffeh bir hayat yaşayabilirdi. Ama o zoru, mücadeleyi seçti. Yılmadı, sabretti. İnandı ve başardı…

Taşı delen suyun gücü değil, sürekliliğidir. Sabırdır yani… Tek başına dünyayı değiştirdi dersek çok da abartmış olmayız. Hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmadı. Önce kendi halkını sonra diğer mazlum milletleri düşündü. Gücü eline geçirdiğinde de intikam peşinde olmadı. Gücü elinde tutmak için ayak oyunları da yapmadı. İstese ömrünün sonuna kadar ülkesinin Cumhurbaşkanı olabilirdi. Ama O ikinci kez bile aday olmadı. Nobel Barış Ödülünü gerçekten hak etti.

Aslında üzerinde durmaya çalıştığım şey Nelson Mandela’nın şahsı olmaktan ziyade duyarlı bir kişinin neler başarabileceğidir. Mücadele azmi son derece önemlidir. Topluma en zararlı insan tipi kanaatimce “etliye-sütlüye karışmayan” insan modelidir. Dünya yansa bir kalbur samanı yanmayan, gelene ağam-gidene paşam diyen, salla başı al maaşı anlayışındaki insan tipinden, sorgulayan insan modeline terfi etmek son derece önemlidir. Üniversitelerimizin bu ayağı son derece sorunlu… Yukarıdaki tesbitlere bakılırsa; üniversitelerimizin kemmiyetle ilgili sorunları önemli ölçüde aşmış olduğu görülür. Ancak keyfiyetle ilgili aynı şeyi söylemek son derece güç… Sonraki değerlendirmelerimizde konunun bu yönlerini de ilgilendiren görüş öneri ve eleştirilerimizi paylaşmaya çalışacağız. 

 
Etiketler: NASIL, BİR, ÜNİVERSİTE,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Aralık 2019
MASUMİYET Mİ ZAAFİYET Mİ…
01 Aralık 2019
POLİTİK BAKIŞTAKİ SAKATLIK
25 Kasım 2019
YERLİ VE MİLLİ DURUŞ
18 Kasım 2019
BÜYÜK YANILGI
11 Kasım 2019
ZUHURAT...
04 Kasım 2019
ÖZGÜRLÜK YA DA HUZUR
21 Ekim 2019
ZOR OYUNU BOZAR MI
14 Ekim 2019
SESSİZ ÇIĞLIK
07 Ekim 2019
‘OKU’MA…
01 Ekim 2019
Haraç mı Azaldı Yoksa Bağımsızlık mı Arttı
23 Eylül 2019
PAYLAŞMANIN GÜCÜ
09 Eylül 2019
KÜRESEL DÜŞÜN, YEREL ÇÖZ
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı