Yazı Detayı
26 Ekim 2015 - Pazartesi 08:35
 
MUTLULUK YOLU
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Aşağıda okuduğum bir kitapçık için aldığım notlar ve tahliller yer almaktadır. İşe yarayacağını düşündüm.

"fikir sahibi fikir hamalı... güzel bir ayrım... Fikir sahibi var olanı olduğu gibi sever ve duygu ve ön yargısı ile hareket etmez. Bu da 'akıl' ile olur." İslam’da aklın korunması bu yüzden önemli... Zira bize gelecek nesillerden emanet... Kur'an'da 'kitap yüklü eşeklerden' bahseder, fikir hamalı da onlar olsa gerek...

"akıllı beslenme..." literatürümüze pek girmiş sayılmaz. Aklın korunması ve geliştirilmesi... İçki yasağının bir hikmeti de bu olmasın... Ya da insan çok yiyince düşünce yetisi de azalıyor. O zaman aklı geliştirici beslenmiyoruz demektir. Gündeme almakta fayda var.

Atalarımız ne demiş; para ile mutluluk olmaz. Atalarımız her zaman doğru söylemez ama bence bu doğru bir tesbit... Bill Gates dünyanın en zengini ama servetini dağıtarak mutlu oluyor. Ünlü bir Hollywood oyuncusu ne diyor. İsterim ki herkes istediğine kavuşsun ve böylece gerçekte arzu edilenin bu olmadığını anlasın... Mutluluk soyut bir kavram bunu gözardı etmemek lazım...

"akıl kullanılabildiğinde hiç yanlış üretmez; yanlış, aklın yeterince kullanılmamasının bir sonucudur" İddialı bir cümle... Ama eğitimciler de benzer kanaatte... Herkes öğrenebilir, ancak süresi farklıdır...

Muhatabın görüşünü dikkate almak son derece önemli... Kim olursa olsun farketmez... Ha bir çocuk, ha bir köylü, öğrenci, kadın... Karşıdakinin kendisini değerli hissetmesi ve size güvenmesini sağlamak başarıyı ve mutluluğu getirecektir.

Küçük dağları ben yarattım demiyorsa bile her cümlesinin, her paragrafının refere ettiği "kendisi" ise ondan uzak durmakta fayda var... Hiç kimse; ne bulunmaz hint kumaşı, ne de bursa kumaşı...

"karar yeteneği elinden alınan kimse çok lüks bir hayat yaşıyor olsa bile mutsuzdur." El cevap: doğru. Zira bu insan aslında hapistedir. Bütün düşüncelerine pranga vurulmuştur. Hapisteki insan hiç mutlu olur mu... Elin gavuru (afedersiniz) bunu tecrübesiyle keşfetmiş de (düşünce özgürlüğü), biz debelenip duruyoruz fasit bir dairede...

Mutluluk ne rahatlıktır ne de memnuniyettir. Aynen, karşı cinse duyulan hissin "aşk" olmadığı gibi...

Haklı iken haksız duruma düşmek... Hep üslupla ilgili... Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarırmış da biz herkesi kışkışlıyoruz...

İnsanın ön kabulleri olabilir, ama önyargı asla olmamalı... Önyargı bir topluluğu hep birlikte suçlamayı gerektirir. Kur'an bunu yasaklamıştır. Bütün Kürtler PKK'lı ya da bütün cemaatçiler suçlu gibi... Dezenformasyonun yoğun olduğu dönemlerde daha bir dikkatli olmak gerek...

En iyi kazanç, alın teriyle elde edilenmiş... En kötüsü de milli piyangodan, kumardan... elde edilen... En mutlusu birincisi, en mutsuzu da ikincisi... Niçin birincisinin helal, ikincisinin haram olduğunu zannediyorsunuz. Siz hiç kumardan para kazanıp da mutlu bir aile gördünüz mü?.. Ya da alın teriyle kazananın gözünün içindeki ışıltıya şahit oldunuz mu?

Helal ve haramlar, ama hepsi, bizim sadece ahiret saadetimiz için değildir. İlla tecrübe mi etmek lazım...

Bazı, belki de çoğu insan mutluluğun ne olduğunu hiç anlamadan geçip gidiyor. Sebep; materyalizm...

Eğer bir şey “kaybettiğinizde” üzülmüyorsanız, mutlusunuz demektir. Bunun için kuvvetli bir iman gerek... Zira Allah'ın verdiğine inanırsanız, Allah'ın tekrar sizden aldığına üzülmez, hatta mutlu olursunuz. Dedik ya iman meselesi... Bunun için elindekileri paylaşmasını bilmek gerek....

Allah size veriyor ve diyor ki bunu başkasıyla paylaş sana sevap vereceğim; ama sen naapıyorsun... Allah'ın bu iş için seni seçtiğine mutlu olmadığın gibi, sanki ondan bir şeyi gizlemek mümkünmüş gibi ortalık ihtiyaç sahibi doluyken biriktiriyorsun... Merak etme Allah senin elinden almaz onu... belki de alırsa mutlu olman gerekir. Seviyormuş ki seni bu dünyada cezalandırıyor.

Allah acele etmez mühlet-süre verir ama, hesabını mutlaka sorar..

İhtiyaçlarımız sınırsızmış... Kapitalizm öyle diyor... Kaynaklar da sınırlıymış... Bunu da kapitalizm diyor... Böyle mutlu olurmuşuz... Biz de inanıyoruz. Hepimize yuh... İmanımız değişmiş de farkında bile değiliz...

İnat olmak iyi midir? Neyde inat ettiğinize göre değişir. Hak da hakikatte inatsanız ne ala... Yok, nefsinizin istediğinde inatsanız o zaman durum değişir. Küçük bir test: inat ettiğiniz şeyin yanlış olduğunu anladığınızda geri adım atabiliyorsanız sorun ortadan kalkmıştır.

Eğer temelleri sağlamsa "inatla" fikrinizin arkasında durun... Size göre doğru olması yeterlidir. Ama öyle olmadığını öğrendiğinizde geri adım atmak kaydıyla... Bu durumla sıklıkla karşılaşmamak için, bilgi alt yapımızı güçlendirmeli, başkasının görüşlerini dikkatle dinlemeli ve kararları duygusallıktan uzak bir şekilde vermeli, ön yargılarımızdan kurtulmalıyız... Her yiğidin harcı değil yani...

İyi arkadaş sana yanlışlarını söyleyendir. Ona kızma... Nasıl olsa bir gün teşekkür edeceksin...

Eğer kendisini dinlediğiniz kişiden istifade ediyorsanız onu kıskanmak yerine sessizce dinleyin ve kendinizi geliştirin... Kendinizi ispatlamak için onunla ağız dalaşına girmeyin... Zaten olsa olsa cahilliğiniz ortaya çıkar... Her insandan birşeyler öğrenebileceğinizi unutmayın...

Karşı tarafa ben onu da biliyorum, bunu da biliyorum, diğerini de biliyorum imajı vermek kişilik zaafiyetidir. İmajın her türlüsü sahtedir zaten.... Anlayana... Mevlana ne demiş; ya old.... Gerisi size...

Sizi kıskandığını fark ettiğiniz ya da sizi "küçümsediğini" gözlemlediğiniz kişilere, eğer onları kaybetmek istemiyorsanız, en güzel cevap onlarla muhatap olmamak yani onun seviyesine inmemektir. Hatta bunu ona ima dahi etmemektir. Nasıl olsa bir gün anlayacak... Bırakın sizi saf zannetsin...

Sadece sizin doğru düşündüğünüzü varsaymak ve gerçekten de hüsnü niyetli olmanız yeterli değildir. Yani hem hâkim hem avukat hem savcı... Kişi kendi hatasını göremez. O halde dışardakilerin görüşlerini önemsemeli...

"Var'ı olduğu gibi sev" değiştirmeye kalkma... Değiştiremezsin zaten... Yunus Emre bunu yıllar önce keşfetmiş de biz dünyayı değiştireceğiz derken, dünya bizi değiştiriyor: Yaradılanı sev 'yaradandan' ötürü... Demokrasi de biraz buna benzer bir şey önerir. Belki de başarısının altında bu ilke var... (Ne hazin ki, batılı söyleyince kıymetli oluyor bunlar… Oysa yıllar önce söylemiş söyleyen, bir görebilsek)

Geçen gazetede bir haber okudum. Diyor ki bir sağlık uzmanı; sofradan tam doymadan kalkın... Allah Allaaaah!!!! Benim bildiğim bu bir hadisi şerif...

"Var" nedir... Tektir, anlayana... tevhittir yani, tersi kesret, yani kafadaki şirk... Bir başka deyişle en büyük günah... Burası en önemlisi... Zira ön şarttır. Sonra diğerlerinin hiç birisinin bir değeri olmaz...

Tebliğ karşınızdakini değiştirme çabası değildir. Ona kendisini değiştirmek için fırsatın olduğunu bildirmektir. Bu Peygamberler sadece tebliğle vazifelidir ve yine bu yüzden dinde zorlama yoktur.

İnsanların yeteneklerini ortaya çıkarmak için onları olduğu gibi kabul etmek yanında herhangi bir endişe taşımadan kendilerini ifade etmelerine fırsat tanımak gerek... Bu kişisel hayatımızda da böyle, devletler için de... Hani düşüncelerimizi hep kendimize saklarız ya... İlla da devlette çalışıyosak... Ya bizi işten atar sürerlerse... Ben bunu bir akademisyen, yani fikir üretmesi gereken birisi olarak söylüyosam varın gerisini siz hesap edin... Söylediklerimi hep risk alarak söylüyorum. Bu böyle olmamalı...

"eleştiriyi öncelikle kendimize yapmalıyız..." Bence de... Ama öyle mi... Düşünce dünyanız zayıfsa daha çok dışardakileri eleştirirsiniz. Anlaşılan böyle insan çok etrafımızda... Tasavvuftaki nefis terbiyesini bu yaklaşımdan açıklayabilir miyiz acaba...

Kendinizi kabul ettirmek için çabalamayın... Olsa da bu sahte ve geçici olur. İyisi mi siz kendinizi Allah'a kabul ettirmeye çalışın... Gerisinin "boş" ve sahte olduğunu "O" size gösterecektir. Zaten o geçici durum kalktığında siz de anlayacaksınız bunu…

"Fikir sahibi (hamalı değil) doğruları, yalnızca bilmek için değil; özellikle o doğrulara göre, hayat oluşturmak için öğrenmek ister."

“hakikatin bilimsel olması şart değildir.” Siz Allaha mı inanıyorsunuz bilime mi... Bugün bilime inananların sayısındaki artış onlar için endişe verici...

“ateist vardı, şimdi bir de teistler çıktı...” Tanrı denen olağanüstü varlığa inanıyor da dahası yok... İslam bunu kabul etmez. Onun kabul ettiği tanrı zaten, Allah değil...

Kur'an neden yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz diyor. Fikir hamalı bunlar olsa gerek... Bilir ama yapmaz. Onun için önemli olan bilmektir. Yani kurallar kendisi için değil, başkası için geçerlidir...

Söylediklerimizle yaptıklarımızın uyumlu olması lazım, ama öyle değiliz.

“karakter sahibi mi olmak istersiniz itibar sahibi mi...” Ben karakter sahibi olmak isterim. İtibar sahtedir zira... Sabun köpüğü gibi gelip geçicidir. Karakter sahibi olduğunuzda başkasının beğenisini beklemezsiniz. İtibar sahibi de çoğu sahte beğenilerin bir ürünüdür.

Sorulması gereken soru "kim hatalı" değil, "hatalı olan ne...'

"duygusal olduğunuz anda karar vermeyin" hışımla kalkan zararla oturur. Hâkimin kızgınken hüküm vermemesi gerekir. Hâkimin kişinin düşünce dünyasına göre de hüküm vermemesi lazım... Son dönemlerde buna sıklıkla karşılaşıyoruz da aklıma geliverdi...

 
Etiketler: MUTLULUK, YOLU,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Ekim 2019
‘OKU’MA…
01 Ekim 2019
Haraç mı Azaldı Yoksa Bağımsızlık mı Arttı
23 Eylül 2019
PAYLAŞMANIN GÜCÜ
09 Eylül 2019
KÜRESEL DÜŞÜN, YEREL ÇÖZ
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı