Yazı Detayı
19 Temmuz 2016 - Salı 12:33
 
MÜRTED
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Bilmeyenler için küçük bir açıklama: Mürted’in özel anlamı; Müslüman olduktan sonra, Müslümanlıktan çıkmaktır. Anlamı sadece böyle değil elbette… Tüm döneklerin ortak adıdır mürted… Malum; darbe girişiminin merkezi Ankara yakınlarındaki “mürted” hava üssü idi. Bunun da hikâyesi var. 1402 Ankara savaşında Yıldırımın ordusundakilerin bir kısmı irtidat etmişlerdi. Bu şekilde savaşın seyri değişmiş Timurlenk Osmanlıya 10 yılı aşkın süre devam eden bir fetret dönemi yaşatmıştı. Darbeciler zamanında Müslümanlar mıydı bilmiyorum ama, o zamanlar Müslüman idilerse bile şimdilerde imani olmasa da ameli olarak kesinlikle mürted durumdalar. Artık her şey açık-seçik ortada olduğu halde hale sempati duyanların tümü için geçerli bir bilgi bu…

Tarihte bu şekilde peşinden koşturmuş ve milyonların ölümüne neden olmuş ya da bilerek ve planlayarak toplu soykırım yapmış, topluma korku sarmış, iktidar hırsıyla kitleleri peşinden sürüklemiş bir çok piskopat vardır. Herkesin bildiği Hitler… Ondan bahsetmeyeceğim. Ama bir bilgiyi de paylaşmak isterim. Atom bombasına ilişkin ilk çalışmaları Hitlerin yaptığı rivayet olunur. Yine rivayet o ki; durumu fark eden Amerikalılar, atom bombası yapımında çalışan bilim adamlarını bir yolunu bularak Amerika’ya kaçırmayı başarmıştır. Zira Hitlerin planı; dünyayı tanrıya ‘boş’ teslim etmekti.

Haşhaşiler de sıradan kişilerin gündemine Sayın Cumhurbaşkanının isabetli tanımlaması ile girdi. Moğol ve Haçlı saldırıları sonrası ortamda türeyen bu ‘mikrop’lar genel olarak "harami" diye isimlendirilmişti. Bu haramilerin en ünlüleri ve en uzun yaşayanları; Haşhaşi olarak da bilinen ve reisliğini Hasan Sabbah'ın yaptığı "çete" idi. Bunlar bir taraftan son derece sarp bir kale olan Alamut kalesinde barınıyorlar, bir taraftan da devlet (Selçuklu ve İran) içine sızarak suikastlar düzenliyorlardı. Aynen şimdiki çetelerin devletin içine sızması ve hukuka düzenledikleri suikastler gibi.

Haşhaşiler rivayetlere göre kendilerine verilen uyuşturucu (haşhaş) ile kendilerinden geçiyor, cennete girdikleri duygusu yaşıyorlardı. Bu yüzden liderlerinin emirlerine harfiyyen uyuyorlar, çok gizli yöntemlerle devletlerin içine kadar sızıyor, yöneticilere korku salıyorlardı. Her kim onlarla uğraşsa sahip oldukları özel tasarlanmış hançerlerle "suikast" düzenliyor, onları ortadan kaldırıyorlardı. "Dokunan yanıyor"du yani...

Nizamül-mülk gibi büyük devlet adamını da onlar öldürmüşlerdi. Selçuklunun dağılışını hızlandıran Melik Şah’ın öldürülmesi de onların marifetidir. Sultan Sencer ise yatağında haşhaşilerin hançerini görünce onlarla mücadele etmekten vazgeçmiştir. Zira bırakılan not şöyle idi: ".... yatak odana kendi evim gibi girebiliyorsam arkanı sağlam tut!..." Hani genelkurmay başkanı emir subayı tarafından esir alınmış, Cumhurbaşkanının yaveri de ‘çete’ mensubu çıkmıştı ya.... Bir benzerlik var mı sizce…

O günün şartlarında devlet büyüklerine büyük korku saldılar... Kimilerini ortadan kaldırdılar... Kimilerini ise sindirdiler... Ama sonunda yok olmaktan kurtulamadılar. Bugüne ne kadar benziyor değil mi…

Bir de Pol Pot var; çok fazla bilinmeyen… Adam 1970’li yıllarda iki milyonu aşan kişiyi katletti. Ülke nüfusu da o zamanlar yedi milyondu. Şehirde yaşayan herkesi pirinç tarlalarında çalışmaya zorlayan Pol Pot, bütün okulları kapattı. Okuma yazma bilenler öncelikli olmak üzere yaşlı-genç-çocuk-kadın-erkek ayırımı yapmaksızın yüz binlerce kişiyi işkencehanelere dönüştürülen okullarda, idareye karşı olduklarını itiraf ettirdikten sonra ölüm tarlalarına sürdü (vikipedi). İşte böyle… Elbette bunu tek başına yapmadı… Etrafında genetiği değiştirilmiş olanlar vardı.

Artık tavan-taban ayırımı kalkmıştır. Bu saatten sonra herhangi bir şekilde sempatisini devam ettiren nezdimde aynı kategoridedir. Bu yapı ya devlet başa ya kuzgun leşe dedi ve gövdesini ortaya koydu. Artık bu dakikadan sonra kaybedecek şeyleri kalmadı. O nedenle "bitti" demek en hafif tabiriyle safdillik olur. Artık bu yapının tüm unsurları ile her meslekten ve kesimden organizasyonları ile çılgın ve Kamikaze eylemlerini beklemek gerekir. İç savaş başlatılması ihtimali dahi uçuk ve absürd bir tahmin olmaz.

Ayrıca alt kısmı ibadet ortası ticaret tavanı ihanet benzetmesi de çökmüştür. Örgütün tabanı ve tavanı ayıran şey samimiyet veya saflık değil kabiliyet ve donanımdır İtaat ve bağlılık konusunda farkı olmayan gelir ve zeka bakımından tabanda hallice olanların ortada ve parlak tiplerin de tavan da yer aldığı bir yapı bu. Bu örgütün tabanı ve tavanının hainlik derecesi aynı olmakla beraber artık üst yapı ya kaçmış veya enselenmiştir.

"Daha kötü ne yapabilirler canım" dediğimiz her seferinde aklımıza bile gelmeyen çok daha kötü işlere imza atan bu örgütün yaşayan tek ferdi kalsa yine bir numara planlamalarından endişe etmek artık paranoya filan olmaz... Olağanüstü hal yasaları çıkartılıp darbe girişiminde bulunanlar ve elini ovuşturanlar, olağanüstü muameleye maruz bırakılmalıdır. Savaştan daha olağanüstü bir şey mi var. Ve yaşanan bir savaş değil mi… Bu saatten sonraki "pişmanlıklar" kimseyi tatmin etmez.

Önemli olan "zor zamanda konuşmak"tır. Bunu en iyi temsil eden ve hak eden Birinci ordu komutanı Ümit Dündar bence... En irrite olduklarım; darbe gecesi darbenin rengini anlamaya çalışanlardı. Birçoğu gece 12 den sonra normal yayınlarını kestiler. Gözümüzden kaçtı sanmasınlar...Bülent Arınç'ın yüzü kızarmış mıdır acaba... Seçim sonrası sarfettiklerine dair...

Bence darbe girişiminin tek planlayıcısı malum grup değil... Yakında ortaya çıkacak bu... Türkiye’de darbeler uluslararası destek olmadan yapılamaz. Elli kere de inkar etse olağan şüpheli ABD’dir. Darbecilerin fikir babası ABD’de yaşayacak ama Amerika’nın haberi olmayacak öyle mi… Ama Amerikalılar rasyoneldir. İşin rengi değişince ABD gece 2’de fikir değiştirdi ve açıklama yaptı. Kimileri de Amerika’nın açıklamasını bekledi rengini belli etmek için… Darbenin başında ‘ekip’ olmakla birlikte, bütün cuntacılar; "ortak düşmana" karşı birleştiler...

Savaşların her zaman gizli kahramanları vardır... Asıl kahramanlar bir beklenti içerisinde olmadan ölümü göze alanlarıdır. Buradaki kahramanlar ise; TÜRKSAT’ın ele geçirilmesine izin vermeyen, darbeci generali infaz eden ve şehit edilen, darbe yapılacağını haber vererek darbenin sabaha karşı herkes uyurken değil de gündüz vakti ve panik içerisinde yapılmasını sağlayan ve akamete uğratanlardır. Tabii elbette ölümü göze alarak solağa çıkan, ölen- yaralananlardır.

 
Etiketler: MÜRTED,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
14 Ekim 2019
SESSİZ ÇIĞLIK
07 Ekim 2019
‘OKU’MA…
01 Ekim 2019
Haraç mı Azaldı Yoksa Bağımsızlık mı Arttı
23 Eylül 2019
PAYLAŞMANIN GÜCÜ
09 Eylül 2019
KÜRESEL DÜŞÜN, YEREL ÇÖZ
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı