Yazı Detayı
01 Mart 2016 - Salı 09:50
 
MERKEZ BANKASI; ENFLASYON VE İŞSİZLİK KISKACINDA
Mehmet KARAGÜL
karagul@karagul.org
 
 

Şüphesiz merkez banklarının bütün ülkelerde ekonominin en önemli aktüerlerinden biri, hatta ilki olduğu muhakkaktır.  Çünkü ekonominin vazgeçilmez ve en etkin aracı olan para, tamamen merkez bankalarının kontrolündedir.

Dolayısıyla Friedman’ın ileri sürdüğü şekliyle para politikalarındaki yanlışlık, ekonomideki her türlü iktisadi problem ve başarısızlıkta tek etken olmasa da söz konusu para politikalarının rolünün, diğer birçok faktörden daha az etkin olmadığını da kabul etmek durumundayız.

Bu nedenle Merkez Bankası’nın amacı ve bu hedef doğrultusundaki başarısı ve başarısızlığı, her türlü iktisadi konuda büyük ölçüde belirleyici mahiyettedir. Bundan dolayı kanunla Merkez Bankası’na yüklenen; “Bankası’nın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.” Şeklindeki görev tanımın yeniden düşünülmesi ve tartışılmasının yararlı olacağı kanaatindeyiz.

Çünkü yine Kanun, “Banka, fiyat istikrarını sağlama amacıyla çelişmemek kaydıyla, Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını destekler” şeklinde bir ifade ile Banka’nın görevinin sınırlarını belirlemektedir. Gerek Banka’nın tanımlanan hedefi, gerekse bunun sınırları dikkate alındığında açıkça görülmektedir ki Banka için olmazsa olmaz olan fiyat istikrarıdır. Büyüme ve istihdam gibi diğer asli iktisadi meseleler dahi, Banka için fiyat istikrarından sonra gelen tali konular niteliğindedir.

Binaenaleyh,  bir ekonomi için fiyat istikrarı her ne kadar gerekli olsa da eğer bu istikrarın maliyeti ülkede işsizlik ve üretimde daralma olarak ortaya çıkıyorsa, bu konunun yeniden ele alınması kaçınılmaz hale gelmiş demektir. Bu bağlamda iki kötüden birinin tercih edilmesi zarureti hâsıl olmuşsa, işsizlik ve üretim daralmasına karşı, belli orandaki enflasyonu ehveni şer olarak tercih etmek çok daha makul olacaktır.

Çünkü enflasyon, her ne kadar ülkedeki ekonomik istikrarın ve vatandaşın alım gücünün korunmasında önemli rol üstlense de beraberinde ortaya çıkan işsizlik ve buna bağlı üretimdeki düşüş, Milli Gelirdeki azalış, ihracatın nispeten gerileyip ithalatın ve buna endeksli dış açığın hızla artması, göz ardı edilebilecek alternatif maliyetler olmasa gerek.

Öte yandan daralan üretimin, arz enflasyonu şeklinde yeni bir enflasyon kaynağı olacağını da unutmamak gerekmektedir. Öte yandan sermaye hareketlerinin serbest olduğu ve dalgalı kur rejiminin uygulandığı bir ekonomide Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı için kullanabileceği tek araç faizlerdir. Bu çerçevede arttırılan ve dış ticaret ortağımız olan öteki ülkelere kıyasla bir hayli yüksek tutulan faizlerin de yine bir başka boyuttan maliyet enflasyona neden olabileceği göz ardı edilemez.

Diğer gelişmiş ülkelerde reel olarak yaklaşık “0”düzeyinde bir faiz uygulanırken, ülkemizde sürdürülen yüksek faiz politikasının, reel yatırımcı ve üreticiler için ciddi bir maliyet unsuru olduğu da dikkatlerden kaçmamalıdır.

Konunun bir diğer çelişkili tarafı ise yüksek faizle daraltılmak istenen içerideki para arzının, yabancı sermaye olarak gelen hatta teşvik edilen yabancı paralarla telafi edilmiş olmasıdır. Dolayısıyla bu yöntemle iddia edildiği şekliyle toplam para arzının daraltılması pek mümkün olmazken, sadece toplam para arzı içindeki milli paranın miktarı nispi olarak düşürülmüş olmaktadır.

Görüldüğü şekliyle, Merkez Bankası’nın fiyat istikrarını tek hedef edinmesi ve bunun için faiz aracını kullanmak zorunda olması, hem ekonomide reel sektörün sıkışıp istihdamın ve üretimin daralmasına, sebebiyet oluştururken, hem de uygulanan yüksek faiz politikası ile de hedeflenen fiyat istikrarını tutturabilmek mümkün olmamaktadır.

Bundan dolayı Merkez Bankası’nın temel hedefinin; fiyat istikrarı yerine, gerekiyorsa ılımlı bir enflasyonu göze almak suretiyle, sosyal boyutu sağlam, üretime dayalı süründürülebilir bir büyüme olması meselesinin, siyasi ve iktisadi çevrelerde tartışılmasının yararlı olacağımdan endişe edilmemelidir.

Web: www.karagul.org

e-posta: karagul@karagul.org

 
Etiketler: MERKEZ, BANKASI;, ENFLASYON, VE, İŞSİZLİK, KISKACINDA,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Şubat 2019
KÜRESELLEŞMEYİ ANLAMAK
26 Şubat 2018
İçimizdeki Mutluluğu Keşfetmek
19 Şubat 2017
Kendisiyle Barışık; İdrak Eden ve Üreten Bir Gençlik
07 Aralık 2016
Cumhurbaşkanının Çağrıları ve Yabancı Para Kullanmak
31 Ekim 2016
Batı’nın Yüzyıllık Planı
22 Ekim 2016
Bilimde İlerleme ve Yurt Dışı Yayın
05 Ekim 2016
Bilimsel İlerlemede Yurt Dışı Eğitim
20 Eylül 2016
DÜNDEN BUGÜNE BİLİM DÜNYAMIZ
17 Ağustos 2016
DARBE GİRİŞİMİNİN SONUÇLARI
29 Temmuz 2016
Darbe Girişimi ve Üç Önemli Mesele…
19 Temmuz 2016
15 TEMMUZ KÂBUSUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
01 Temmuz 2016
TATİLE Mİ, BAYRAMA MI?
24 Haziran 2016
Ben Neyim?
17 Haziran 2016
PERİŞAN HALİMİZ VE DEĞERLERİMİZ
06 Haziran 2016
“BACASIZ SANAYİ TURİZMLE” ALDATILDIK!
10 Mayıs 2016
“Tehdit” İçeride mi, Yoksa Dışarıda mı?
26 Nisan 2016
28 Şubat’tan Bugüne Türk Hukukunun İmtihanı
12 Nisan 2016
Faizde Hak ve Adalet Yoktur. Çünkü… II
29 Mart 2016
Faizin İktisadi ve Sosyal Maliyeti - I
15 Mart 2016
Başınıza Talih Kuşu Konarsa…
24 Şubat 2016
ÜRETEN Mİ YOKSA TÜKETEN Mİ?
10 Şubat 2016
KAPİTALİZM, SOSYALİZM VE AHİ İKTİSADI
02 Şubat 2016
ÖZGÜR OLMAK VE ÖZGÜRLÜK
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’DE VE OECD DEVLETLERİNDE ÖZELLEŞTİRME
04 Ocak 2016
YAŞINIZI MI MERAK EDİYORSUNUZ!
22 Aralık 2015
ÜNİVERSİTELERDE MESLEK VE AHİLİK EĞİTİMİ
14 Aralık 2015
BOŞANIYORUZ Çünkü…!
07 Aralık 2015
Zenginlik, Çok Kültürlü Olmak Mıdır?
28 Kasım 2015
KELİMELERDEKİ SOSYAL DEĞİŞİM VE FİKİR DÜNYAMIZ
20 Kasım 2015
CİHANŞÜMUL OSMANLI DEVLETİ’NİN DAĞILMASININ TEK SEBEBİ
12 Kasım 2015
OSMANLI BEYLİĞİ, NASIL OSMANLI İMPARATORLUĞU OLDU?
Haber Yazılımı