Yazı Detayı
18 Eylül 2020 - Cuma 11:25
 
Medya, Biraz da Halkın Avukatlığını Yapın!
Ahmet Yaşar Zengin
ahmetyasarzengin61@gmail.com
 
 

  Medya, Biraz da Halkın Avukatlığını Yapın!

Her gün saat 05’e kadar televizyonda veya yutup kanallarında açık oturumları dinlerim. Hem yandaş hem de tetikçi medyanın Konuşmacılarından çok şeyler öğreniyorum.

İzlemiş olduğum açık oturumda edindiğim bilgileri, hiç ara vermeden 24 saat okumakla veya araştırmakla öğrenemem. Bu nedenle hem yandaş hem de tetikçi medya temsilcilerine teşekkür ederim. Bu yönüyle memnuniyetimi ifade ederken üzüldüğüm konu, Proje üretmeden Erdoğan gitsin de nasıl giderse gitsin, gerisi önemli değildir. Konuyu biraz açalım:

Siyaset, Erdoğan’ın gönderilmesi üzerine odaklanmıştır. Projelerinizi ekranlarda tartışmadan, halka somut öneriler sunmadan, güven vermeden Erdoğan’ı göndermek ne kadar doğrudur?

Abdülhamit'i de İttihat Terakki Cemiyeti, göndermek üzerine odaklanmıştı. Sonunda bir darbe ile Abdülhamit’i Selanik’teki bir saraya misafir etmişler ama altı ay içinde İmparatorluk, emperyalist ülkeler tarafından bölündü. Talat Paşa, Alman gemisiyle Almanya’ya giderken şunu demişti: "Masonların oyununa geldik."

 Joe Biden'in ve Emmanuel Macron, derdimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan'dır ifadeleri, Abdul Hamit Dönemini hatırlattı bize…

Medyanın bazı mensupları, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gitmesi üzerine, medyanın bazı mensupları da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gitmemesi üzerine tartışmaları yoğunlaştırıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan neden gitmelidir veya Cumhurbaşkanı Erdoğan neden kalmalıdır?  sorularına cevap aranmıyor.

Tetikçi medya, mensubu olduğu siyasetin projeleri ile ilgili somut çözüm önerilerini anlatması gerekir. İşte bu nedenle muhalefet, iktidar olmalıdır... Yandaş medya da mensup olduğu siyasetin icraatını ve uyguladığı projelerini anlatması gerekir. İşte bu nedenle iktidar devam etmelidir... Ya da: Halkın sorunlarına çözüm arayalım, halkın sorunlarını devlete iletelim anlayışı ile hareket edelim, demeleri gerekir.

Hem yandaş medya hem de tetikçi medya taraf oldukları siyasilerden ihale almak peşindedir. İnsanlarımızın borcu vardır, çek ve senedin ödeme zamanı gelmiştir, çocuğa okul harçlığı verilecektir, işçi, işinden ayrılmıştır, kira ödenecektir gibi konular hem yandaş hem de tetikçi medyanın umurunda değildir.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan gitsin de gerisi kolaydır anlayışı hakimdir. Burada Erdoğan düşmanlığı algısını yaygınlaştırmak gayreti vardır. Derdim, illaki Erdoğan gitmesin değildir. Proje üretmeden Erdoğan’ın gitmesini istemek, yanlış bir yöntem olduğunu arz etmek istiyorum. Örnekler ile konuşalım:

Açık oturumların birinde bir medya mensubu Selçuk Bayraktar’ın çalışmalarını anlatıyor. İnsansız hava araçlarının terör örgütlerine verdiği zayiattan Suriye’de gösterdiği başarılardan bahsediyor. Karşı medya mensubu ise;

 -    Efendim Türkiye, saman ithal edecek konuma düştü, yalan mı? İnsansız hava araçları ile gurur duyuyorum ama saman da ithal edildi, yalan mı?

 -    Evet, saman fiyatlarını düşürmek için iki defa da toplam 5000 ton saman ithal edildi…

  -    AK Parti hükümeti yani Cumhurbaşkanlığı hükümeti et ithal etti, peynir ithal etti, yalan mı? Selçuk Bayraktar, Erdoğan’ın damadı olmasaydı bu noktaya gelebilir miydi? Yalan mı?

 -  İnsansız hava araçlarını konuşuyoruz. Samanı veya peyniri başka bir programda konuşalım. Selçuk Bayraktarı hedef alırsanız insansız hava araçlarını itibarsızlaştırırsınız. Söz konusu araçları itibarsızlaştırırsanız terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürersiniz. Sizin bu konuşmalarınıza emperyalist ülkeler sevinir. PKK üzerine bir operasyon yapıldığı zaman Fransa’nın sesi çıkıyor, Batının sesi çıkıyor. Geçmişte kurulan uçak fabrikalarının nasıl kapatıldığını düşünelim. Geçmişten ders almalıyız. Ama peyniri de konuşalım. Samanı da konuşalım, işsizliği de konuşalım. Söz konusu her konu için bağımsız bir program yapalım. İnsansız hava araçlarının PKK terör örgütlerine verdiği zayiatı konuşurken peyniri, samanı konuşmak demek insansız hava araçlarını itibarsızlaştırmak demektir.

İnsansız hava araçlarının önemini konuşurken peyniri de samanı da konuşalım diyenlerin devlet düşmanıdır şekline yorumlamak bir ihanettir. İster yandaş medya mensupları olsun ister tetikçi medya mensupları olsun, milliyetçilikleri konusunda hiç biç bir şüphem yoktur. Ancak dertlerini anlatma konusunda üslup farklılıkları, toplumu rencide ediyor… Bir başka örnek ile devam edelim:

Açık oturumda Covid 19 virüs konusunda Cumhurbaşkanın televizyondaki konuşmaları gündeme getirildi. "Otobüslerde ve dolmuşlarda ayakta yolcu alınmayacak. Herkes maske takacak…" İstanbul Belediye Başkanı Cumhurbaşkanın konuşmasına karşılık "Yasak benden, çözüm senden olmaz.” ([1]) cümlesi ile Ekrem İmamoğlu’nun adı gündeme gelince hemen biri savunmaya geçti…

-   Efendim, Cumhurbaşkanı, toplantı yapıyor, konferanslar düzenliyor, camiler açık, otobüslere yasak konulması doğru mudur?

Dünya Kamuoyuna, Mesaj Verilecek Mekânlar:

Salon toplantıları veya konferanslar:

Doğu Akdeniz, Suriye, Azerbaycan gibi konuların önemi anlatılması gerekir. Devleti idare edenler, Covid 19 Virüse karşı tedbir alarak salon toplantıları vasıtasıyla gerekli mesajları vermek zorundadır. Örnek:

TBB Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde salonda toplam 100 kişi alındı. Bu kişiler arasında birer metre mesafe konulmuş, herkes maske takmış. Cumhurbaşkanı mezuniyet töreni vesilesiyle emperyalist ülkelere Doğu Akdeniz ve Libya konusunda mesajını verdi. Bu gibi mesajların verileceği yerler törenlerdir. Devleti yönetenler, Dünya kamuoyuna mesaj verebilmesi için bu gibi salon toplantılarını yapmak zorundadır ama fiziki mesafeyi korumak şartıyla...

Hükümet, devleti yönetir. Devleti yönetenler Dünya kamuoyuna karşı devletin avukatlığını yapar. Belediyeler, hizmet götürür. Belediyeler, merkezi hükümet ile cümle kurma yarışına girmez. Belediyeler, devletin emrindedir. Aradaki farkı iyi anlamamız gerekir... Ayaklar "baş", baş "ayak" olduğu zaman Suriye veya Libya gibi oluruz. 

Camilerin açık olması:

Camiler, dört ay kapalı idi veya cemaat alınmadı. Toplumun 90’ı dört ay Cuma namazı kılmadı. Kurban Bayramından sonra insanlar, Cuma namazı kılmaya başladı. Maske takarak ve fiziki mesafeye özen gösterilerek halkın camiye gitmesine devlet izin vermiştir. Yani camiye Covid 19 virüsü nedeniyle kural konmuştur dolayısıyla camideki kuralı imam uygular, otobüslerdeki kuralı da belediye başkanı uygular. Otobüsler ile caminin durumunu karşılaştırmak iyi niyet olarak algılamak mümkün değildir…

1071 Zaferinin Kutlamaları

Türklerin Anadolu'ya giriş kapısı ve "Anadolu'nun tapusu" olarak nitelendirilen Ahlat'ta da "1071 Sultan Alparslan Ahlat Otağının kurulduğu ve birbirinden renkli etkinliklerin yapılması T.C. Devletinin dünya kamuoyuna ve emperyalist devletlere mesaj verme konusunda çok önemli bir yerdir.

Rivayete göre iki milyon insanın toplanabileceği bir alandır. Tören alanına fiziki mesafeye özen gösterilerek 2100 kişi alındı. Törene katılan herkes maskesini taktı. Yani temsili bir törendi. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda olduğu gibi Cumhurbaşkanı bu törende de emperyalist ülkelere gerekli mesajı verdi. Bu törende tedbir alınmasaydı, maske takılmasaydı eleştirilerin haklılığı vardı. 

Ayasofya ile ilgili tören

Ayasofya’ya davetli kişiler, caminin içinde fiziki mesafeye özen gösterdi, maske taktı.  Caminin içinde yer bulamayanlar ise sokakta Cuma namazını kıldı. Bunlardan biri de Muharrem İnce idi… Ayasofya’nın açılışı ile problemlerin çözülmeyeceğini Hükümet de biliyor, Erdoğan’da biliyor, sade vatandaş da biliyor...

Ayasofya’nın önemi:

1.   Milli bir konudur.

2.   Ayasofya ile; Libya, Akdeniz ve Suriye’deki gelişmelere bir mesajın verilmesi için çok hem de çok önemli bir mekândır. Bir medya mensubu:

-   Efendim, Kutu’l Amare, Malagirt ve Ayasofya için tören düzenlemek Cumhuriyetin kazanımlarına alternatif törenlerdir. Malazgirt zaferi de önemlidir ama cumhuriyet kazanımları da önemlidir. Fakat hükümet cumhuriyet kazanımlarını öteliyor gibi bir izlenim vardır.

-    Kutu’l Amare, Ayasofya ve 1071 Malazgirt konuları ile ilgili törenleri istemeyenler emperyalist ülkelerdir, terör örgütleridir, FETÖ'dur. Niyet okumayı bırakalım artık...

Sonuç:

Yandaş medya mensupları ile tetikçi medya mensuplarının tartışmaları neticesinde halkın sıkıntıları her akşam öteleniyor… Halkın sıkıntıları nelerdir? Anlatalım:

1.   İşsizlere nasıl iş bulunacak?

2.   Kirayı ödeyebilmek için nasıl bir çözüm yolu bulunacak?

3.   Hiçbir geliri olmayan vatandaş çocuğunu üniversitede nasıl okutacak?

4.   Çiftçi ürettiği ürünleri, nasıl pazarlayacak?

5.   Siyasi partilerin taşra yöneticileri, halkın dertleriyle niye ilgilenmiyor?

6.   İşletme yerlerini kapatan küçük esnafların durumunu nasıl düzelteceğiz?

Evet bugüne kadar yukarıdaki konuların hiçbiri ekranlarda konuşulmadı. Halkın dertleri dile getirilmedi.

Yandaş medya ve tetikçi medya çözüm üretmeyen siyasilere destek oluyor. Halkın dertlerini konuşmamak için yandaş ve tetikçi medya yarışıyor…. Anladık paraya ihtiyacınız vardır ama biraz da halkın sıkıntılarını anlatın. Biraz da halkın avukatlığını yapın. Halkın problemlerini çözme konusunda siyasileri teşvik edin…

Halkın, ihale verme imkânı yoktur.

Selam ve saygılarımla

                                                                                 


[1] Sözcü İnternet Haber Sitesi Özlem GÜVEMLİ10:06- 11 Eylül 2020

 

 

 
Etiketler: Medya,, Biraz, da, Halkın, Avukatlığını, Yapın!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
26 Ekim 2020
Ümit Özdağ, Buğra Kavuncu ve İYİ Parti
20 Ekim 2020
Küresel Çete veya Küresel Sermaye
12 Ekim 2020
Dağlık Karabağ, Azerbaycan’ındır!
29 Eylül 2020
HDP’nin Sokağa Daveti ve Kobani Olayları
25 Eylül 2020
Tarikat ve Cemaatler
06 Eylül 2020
1000 Günde Atatürk
31 Ağustos 2020
Hainlik Olsun Diye Sordun
20 Ağustos 2020
Joe Biden ve Muhalefet
14 Ağustos 2020
Sayın Muharrem İnce,
12 Ağustos 2020
Yunanistan’ın Anladığı Dil
04 Ağustos 2020
“Din ve Atatürk” Gibi Ortak Değerler
27 Temmuz 2020
Ayasofya’nın Ardından Prof. Dr. Ali Erbaş
20 Temmuz 2020
Atatürk, Ayasofya’yı Neden Müze Yaptı?
16 Temmuz 2020
Milli Üretim, Milli Duruş
12 Temmuz 2020
İlhan Kesici ve İBB
07 Temmuz 2020
Çoklu Baro Düzenlemesi
25 Haziran 2020
Muhalefetin, Yine Projesi Yok…
17 Haziran 2020
Türkiye’nin, Libya’da Ne İşi Vardır?
07 Haziran 2020
Yargı Paketi
02 Haziran 2020
Öz Eleştiri
23 Mayıs 2020
Evrensel Hukuk
18 Mayıs 2020
Halkın Derdi, Din ve Laiklik Değildir!
11 Mayıs 2020
Darbe ve Tehdit İması
06 Mayıs 2020
Darbeye Hayır!
17 Nisan 2020
ABD, Bağımsızlığını İlan Etmiş…
08 Nisan 2020
Korona Virüs İle Hızlanan Savaş
02 Nisan 2020
Korona Virüs ve Charlotte kuralı
08 Mart 2020
Mağdur Ediliyor Algısı
24 Şubat 2020
“Papalık” Makamı Lağvedilsin! ve “Hristiyan Terörist” İfadesini Kullanalım...
22 Şubat 2020
Seni Yarattım Ya!
12 Şubat 2020
Boğaziçi aşireti ve Bugünkü Bürokratlar
08 Şubat 2020
Üçüncü Hava Limanını Kapatalım (!)
17 Ocak 2020
Arap Baharı Yazı Dizisi (3)
13 Ocak 2020
Arap Baharı Yazı Dizisi (2)
11 Ocak 2020
Tunus Arap Baharı
07 Ocak 2020
ABD öldürdüğü İçin Sevinemedim… Neden?
04 Ocak 2020
Algı Üretenlere Kızmayın, Belgeler ile Olumsuz Algıyı Çürütün
01 Ocak 2020
Sinan Aygün ve Mansur Yavaş Tartışması
30 Aralık 2019
Tank Palet Fabrikasını Doğru Anlayalım!..
27 Aralık 2019
Kanal İstanbul ve Batı
04 Aralık 2019
Kanal İstanbul ve CHP’ye Kumpas…
29 Kasım 2019
Siyasi Bürokratlar, Siyasi Liderlere Eksik Bilgi Veriyor…
14 Ekim 2019
YPG, PKK, DAEŞ ve Siyasal Meşruiyet
16 Eylül 2019
Saray, 'Aba Altından Sopayı Gösterdi'
22 Ağustos 2019
Terör Faaliyetleri Karşısında Demokrasi mi?
10 Temmuz 2019
AK Parti, Kan Kaybetti… Neden?
28 Mayıs 2019
Kushner’in Ekibinde, Türkiye’den Hangi İsimler Yer Alıyor?
18 Mayıs 2019
Reis Dönemini Bitirmek mi?
12 Nisan 2019
Her İki Başkan Adayı, Benim Gönlümde Meşru Başkan Olmayacak…
20 Mart 2019
AK Parti, Sizin Eseriniz Değil Midir?
11 Mart 2019
HDP, Kürt Vatandaşlarımızı Temsil Etmek İstemiyor…
18 Şubat 2019
AK Partinin Medyası Yoktur…
10 Şubat 2019
“Evangelist” ve “Evangelistler”
04 Şubat 2019
Allah, Siyasi Liderlere Sabır Versin…
17 Aralık 2018
AK Partinin Bürokrat Tipi Yerel Yöneticileri
20 Ekim 2018
ABD, CEMAL KAŞIKÇI’YI ÖLDÜRTMÜŞ OLABİLİR Mİ?
09 Ekim 2018
Moskova, Pekin, Ankara ve Tahran Hattı
26 Temmuz 2018
Sayın Milli Eğitim Bakanına;
18 Temmuz 2018
Gezi Olayları, Irak, Bölgesel ve Küresel Dinamikler
27 Haziran 2018
Hoş Geldin Yeni Sistem, Hedefimiz 2071
01 Haziran 2018
DOLAR, NEDEN AMERİKA'NIN PARASI DEĞİLDİR
14 Şubat 2018
Allah'ı Memnun Et, Gerisine Karışma Evladım!
06 Şubat 2018
15 Temmuzdan Sonra Türkiye'nin Ordusunda Komutan Kalmadı (!)
16 Ocak 2018
Araplar, Bizi Arkadan Vurdu…
25 Aralık 2017
Amerika’nın Hegemonya Krizi ve Karşı Hegemonya
20 Aralık 2017
İstanbul’a Sahip Çıkmak ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Barışçıl Kararları
09 Aralık 2017
ABD'nin Kudüs Konusundaki Kararını Kınıyorum
08 Kasım 2017
Dalkavuğun Lidere Baskısı
23 Ekim 2017
İsrail ve ABD’nin Tuzağı, Tuzağı Göremeyen Barzani…
09 Ekim 2017
Dünya, Yeniden Şekilleniyor veya Amerika, Kalp Krizi Geçiriyor…
05 Ekim 2017
Bireysel Özgürlükler
03 Ekim 2017
İnsan Sevdiğine Küser
07 Ağustos 2017
Batı ve Batı Hayranı Boğaziçi aşireti
26 Temmuz 2017
Neden CHP?
16 Temmuz 2017
Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Küçük Esnaflar
12 Temmuz 2017
Adalet Yürüyüşünün Amacı; Terör Örgütlerini Barışçı, Hükümeti Kavgacı Göstermek…
03 Temmuz 2017
Ortadoğu’da ABD’nin Ne İşi Vardır?
24 Nisan 2017
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve CHP
10 Nisan 2017
Okuma Yazma Bilmeyen Dışişleri Bakanı
05 Nisan 2017
Faşist Liderlerin Demokrasi Mazereti (!)
10 Mart 2017
Sayın Başbakanım ve Cumhurbaşkanım,
20 Şubat 2017
Referanduma Bir Adım Kala - 3
11 Şubat 2017
Referanduma Bir Adım Kala – (2)
27 Ocak 2017
Referanduma Bir Adım Kala – (1)
16 Ocak 2017
Galü Beladan Başlama ve Anayasa Değişikliği Teklifi
07 Ocak 2017
Batı’nın Derdi DAEŞ Değildir!
24 Aralık 2016
Birinci Dünya Savaşında Rusya Kışkırtıldı, Osmanlı Savaşa İtildi
07 Aralık 2016
Toplumda İnfial Yaratmak İsteyen Bazı Bürokratlar…
20 Kasım 2016
Donald Trump ve Derin Güçler…
09 Kasım 2016
Suç Duyurusunda Bulunuyorum…
03 Kasım 2016
Başkanlık Hükümeti
19 Ekim 2016
"İnce Eleyip Sık Dokumak"
03 Ekim 2016
Birlik ve Güç
22 Ağustos 2016
Amerika, Gülen’i Verir Ama…
20 Ağustos 2016
“HER ŞERDE BİR HAYIR VARDIR”
30 Temmuz 2016
Devlet “Kılı Kırk Yaran Bir Hassasiyet” Göstermelidir…
17 Temmuz 2016
Cumhurbaşkanı Benimdir!.. Devlet Benimdir!..
23 Haziran 2016
DAMAT FERİT PAŞA – SELADDİN DEMİRTAŞ
07 Mayıs 2016
Turgut Özal, Hilmi Özkök ve Ahmet Davutoğlu
19 Nisan 2016
Terörü, Destekleyenler de BEDEL Ödemelidir!
Haber Yazılımı