Yazı Detayı
24 Kasım 2014 - Pazartesi 09:38
 
MEDENİYET
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Farklı dönemlerde dünyada etkin olan çeşitli medeniyetler olmuştur. Aslında çok sayıda millet olmasına rağmen bir o kadar medeniyet yoktur. Geçmişte Roma, Pers, Habeş gibi medeniyetler yanında; Çin, Bizans, İslam, Hint, İran, Rus… gibi kimisi eski ve kadim, kimisi de nisbi olarak yeni medeniyetler vardır. Aslında medeniyet köklü ve eski olmayı gerektirir. Hali hazırdaki dominant güç ise Batı medeniyetidir ama aslında o kadar da eski değildir.

Batı medeniyeti daha çok son birkaç yüzyılda bilimsel gelişmelerinin merkezi olması ve bu sayede insanların hayatlarını önemli ölçüde kolaylaştırması ile bilinir. Bu doğrudur. Ama batı deyince anlaşılan şey, ABD ve Avrupa’dır. ABD 1787’de kurulmuş, hiç de köklü olmayan, hatta İnka ve Aztekler başta olmak üzere dünyada pek çok medeniyeti Moğollar gibi yok eden devletin adıdır. Şüphesiz Avrupa ile birlikte düşünüldüğünde bu tarih çok gerilere götürülebilir. Diğer önemli bir güç Rusya ise 1500’lü yıllarda tarih sahnesinde bile yoktu. Rusyanın güçlü bir şekilde tarih sahnesine çıkması, bizim “Deli” onların da “Büyük” dedikleri Petro dönemine rastlar. Çin ise en kadim medeniyetlerden birisidir.

Batı medeniyetinin baskın özelliği, güç merkezli olmasıdır. Batı bilimsel keşifleri gücünü pekiştirmek ve dünya hâkimiyeti sağlamak için kullanmıştır. Gözünün kestirdiği bütün yerleri sömürgeleştirerek buralara yaşayan insanları köleleştirmiştir. 1700’lü yıllarda aydınlanma çağı ile İngiltere’de başlayan süreç, yine batı medeniyeti içerisinde yer alan Almanya’nın dünyaya hakim olmaya dönük iki başarısız hamlesiyle (Birinci ve İkinci Dünya Savaşları) şekillenmiştir. Şüphesiz lokomotif ABD ve AB’dir. Batı dünyası içerisinde değerlendirilmeyen ancak aynı müstemlekeci refleksle hamle yapan Japonya ise II. Dünya Savaşında durdurulmakla birlikte temel argümanları açısından batı medeniyeti içerisinde yer alır.

1917’de Sovyet devrimi ile Rusya kendisini daha belirgin bir şekilde hissettirmiş, özellikle II. Dünya Savaşından sonra 1949’da Çin’de yapılan komünist devrimle güçlenerek Batı’ya bir denge unsuru olmuşsa da, 1991’de SSCB’nin dağılması ile Batı tekrar ve tartışmasız bir şekilde üstün hale gelmiştir. Bugün o da yine Japonya gibi temel argümanları itibariyle batı medeniyeti içerisindedir.

Şimdilerde Batı’yı zorlayan tek devlet Çin’dir. 1991’de komünizmin yıkılsa da, daha önceden (1978’de) dönüşüm başlatan Çin, özellikle 2000’li yıllarda başdöndürücü ekonomik performans göstermiştir. Şimdilerde kara kara düşünen ABD ne yapsa Çin’i durduramamaktadır. Adeta ekonomik olarak dünyayı işgal eden Çin’i ekonomi politikalarıyla, özellikle de bu ülkeyi Dünya Ticaret Örgütüne kabul ederek kontrol altında tutmaya çalışsa da, dünya Çin ekonomisinin hangi tarihte ABD ekonomisini geri bırakacağını tahminle meşguldür.

Herşeye rağmen dünyanın güç merkezi hali hazırda ABD merkezli Batı medeniyetidir. Batı medeniyeti insanlığa ağır bedeller ödetmesine rağmen, insanlığın birikimini yine insanlığın refahına sunmada önemli katkıları olmuştur. Bilimsel keşiflerle, insanların hayatlarını kolaylaştırmada önemli bu katkıları sağlamışsa da, bu gücünü diğer medeniyetleri itibarsızlaştırma amaçlı da kullanmıştır. Adeta Moğolların yüzyılların birikimi medeniyetleri, sahip oldukları askeri güçle bir anda yok etmesi gibi, ABD’nin başını çektiği Batı ise bunu “küreselleşme” adı altında zamana yayarak başarmıştır.

Bir medeniyetin hakimiyet sağlaması bütün dinamikleriyle birlikte olmaktadır. Bugün insanların batılı gibi giyinmesi, batılı gibi düşünmesi, benzer şeylerden mutlu olması ya da benzer şeylere üzülmesi ve bütün bunların orijininin de batı medeniyeti olmasının asıl nedeni, hakim güçlerin bu gayretidir. İngilizce diye ortak bir dünya dili yoktur aslında… Ama, her birimiz bu dili öğrenmek için hayatımızın ve bütçemizin önemli bir kısmını ayırıyoruz. Oysa İngilizce daha birkaç yüz yıl önce Büyük Britanya adasında, o da bir kısmında konuşulan bir dil idi. Eğer adaya İngiliz kökenliler değil de İrlandalılar ya da İskoçlar hakim olsaydı şimdilerde İngilizce diye bir dil olmazdı muhtemelen… İngilizler hakim olduğu için İskoç dili ya da İrlanda dilinin bugün olmadığı gibi. Aynı şeyi Fransa Afrika’da yaptı ve bugün pek çok Afrika ülkesinin resmi dili bile Fransızca.

Bugün yaşam felsefesi yanında, hukuku, ahlakı, sanatı, sporu, bilimi, ekonomisi… bütün parametreleriyle insanlığın hayatına tahakküm eden batı medeniyeti, insanlığın ortak mirası olan bilimsel keşifleri diğer medeniyetlerini yok etme aracı olarak kullanıyor. Sigaranın insanı yavaş yavaş ve zamana yayılmış bir şekilde öldürdüğü gibi saman altından su yürüterek, tereyağından kıl çeker gibi yapıyor bunu… Standart insanın bile batılı insan modeli olduğu insanların bilinç altına yerleştirildi. Örneğin şalvarlı-poşulu ve pos bıyıklı bir bilim adamı düşünebilir misiniz? Oysa şalvar ya da poşu, düşünmeye engel değildir ki… Başörtüsünün olmadığı gibi…

Elbette bu kadar hakimiyet zorla sağlanamaz. Batı medeniyeti önce askeri güç kullanarak hakimiyet sağlamışsa da, bu süreyi kaynakları ana ülkelerine aktarma ve insanları köleleştirme yanında sömürgeleştirdikleri bölgelerdeki insanları kendilerine bağımlı hale getirerek hakimiyetinin süresini uzatmıştır. Altın çağını ise günümüzde yaşamaktadır. Zira terk ettikleri bölgelerde yerlerine yerleştirdikleri adamları ağızlarına sürülen bir parmak bal karşılığı onlar için ölümüne mücadele ediyor. Elbette batı medeniyetinin temsilcisi ABD istese de bunu silah zoruyla yapamaz. Irak’ta olduğu gibi ara-sıra te’dip için kuvvet kullansa da bunun devrinin geçtiğini çok geçmeden anlıyor. Şimdilerde içerdeki işbirlikçileri kullanmayı tercih ediyor. Yüzlerce yıl devam eden çalışmalar bugün meyvesini vermiştir. Batı medeniyeti sadece durumu yönetiyor. Zaman zaman kafa tutanlar olursa da onların icabına bakıyor.

Bireylerin de devletlerin de kendilerini yenilemeleri şarttır. Kendini yenileyememek, toplum ve dünyanın dinamiklerini keşfedememek yok olmanın başlangıcıdır. Terk edilecektir. Yeninin ise kuşatıcı olmaya, kendisini şartlara göre dizayn etmeye talip olması gerekir. Bunun süreklilik arz etmemesi aynı sonucu doğuracaktır. Zira doğa boşluk kabul etmez. Boş olan yer illaki doldurulur. Elbette bütün bunlar ümitsiz olmamızı gerektirmez. İslam medeniyeti zengin bir birikim ve potansiyele sahiptir. Varolan başarı kodları keşfedilmeyi ve ihya edilmeyi beklemektedir.

Yaşadığımız dönem, çoğu farkında olmasa da bir fetret dönemidir. Bu, İslam medeniyetinin ilk değil ama en uzun yaşadığı fetret dönemidir. 1200’lü yıllarda bir taraftan Moğol saldırıları, bir taraftan da Haçlı seferleriyle dağılan İslam dünyası tekrar gücünü birleştirerek bilimsel olarak geçmişteki kadar olmasa da dünyaya medeniyet ihraç etmeye devam etmiştir. Moğol ve Haçlı seferleri esnasında İslam dünyası öylesine bir ümitsizliğe kapılmıştı ki, Allah’ın bu dine bu kadar ömür biçtiğini düşünenler bile olmuştu. İslam dünyasındaki sıkıntılar aydınlığın da habercisi. Zira gecenin en karanlık da, en soğuk da zamanı sabaha-aydınlığa en yakın zamanıdır. 

 
Etiketler: MEDENİYET
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Eylül 2019
KÜRESEL DÜŞÜN, YEREL ÇÖZ
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı