Yazı Detayı
19 Şubat 2017 - Pazar 14:08
 
Kendisiyle Barışık; İdrak Eden ve Üreten Bir Gençlik
Mehmet KARAGÜL
karagul@karagul.org
 
 

Kendisiyle Barışık; İdrak Eden ve Üreten Bir Gençlik

Özellikle son iki yüzyıldır, İslam toplumlarının değişmez kaderi haline gelen, iç çatışma ve buna bağlı dış istilalar ile akan gözyaşı ve kan, maalesef son yıllarda artarak devam etmektedir. Bu halin zuhur etmesinde mutlak surette çok sayıda etken rol almakla birlikte, ilgili toplumlarda görülen derin fikir ayrılıkları ile düşmanı içeride ve dostu dışarıda arama tavrının çok daha belirleyici olduğu kanaatindeyiz.

İbn-i Haldun Mukaddimesinde: Güç kaybederek yenilen toplumların önemli bir kesiminin, galip olan tarafa benzeme, ona kendisini kabul ettirme ve ancak onun gibi olunursa tekrar güç kazanılabileceğine inandıklarını ifade etmektedir. Ayrıca İbn-i Haldun, bu halin, ilgili toplumun yenilgisinin ağırlaşmasına, hatta kimliğini kaybederek yok olmalarına kadar gidebileceğine de işaret etmektedir. Maalesef söz konusu tespitinin önemli ölçüde bugünkü İslam toplumlarında karşımıza çıktığını görmekteyiz.

 Buna karşılık, yine aynı coğrafyalarda görülen bir başka toplumsal yapı ise ülkenin mevcut sosyo ekonomik yapısına ve yönetimine tepki olarak gelişen/geliştirilen, İslami referanslara bağlılığı iddiasıyla radikal söylemler geliştiren marjinal gruplardır. Ancak bu grupların iddia ettikleri İslami referansların hemen hemen tamamı, diğer İslami çevrelerde yoğun eleştiriye uğramaktadır. Bu vaziyet, güç birliği yapması zorunlu olan Ülkemiz insanı ve diğer İslam toplularının, kendi içlerinde daha da ayrışarak çatışmalarına, hatta parçalanmalarına kadar menfi yönde seyredebilmektedir.

Görüldüğü üzere kendi içinde birçok yönden ayrışan ve çatışan insanımız, iç tehdit algısı yerine, asıl gerçek olan dış tehdide karşı bilinçlendirilmesi birinci derecede önem arz etmektedir. Bununla birlikte küresel algı yönetiminin bir parçası olan “farklılığın zenginlik olduğu” iddiasına karşılık, asıl zenginliğin ve güç kaynağının müşterek değerlerde saklı olduğu gerçeği, bütün ülkelerde, kendiyle barışık yeni bir gençliğin inşası için ele alınmak ve özellikle eğitim kurumlarında işlenmek zorundadır.

Hâlihazırda ayrışan ve çatışan İslam toplumlarında kendisiyle barışık ve yine kendisine güvenen aynı zamanda sosyal sorumluluğa sahip üretken yeni bir gençliğin yetiştirilmesi için, öncelikle İslam inanç ve ilkelerinin ayrıntılarında boğulan ve bu tavırla İslam’ın temeli olan toleransı ve akılcılığı kaybeden bir anlayıştan uzak durulması gerektiği kanaatindeyiz.

Osmanlı Devleti’nin mirası olan İslam ülkelerinin her birinin en az iki veya üçe bölünmek suretiyle tamamen etkisizleştirilmeye çalışılması karşısında, bu coğrafya insanının, söz konusu bu küresel saldırıya karşı koyabilmesi için referans olarak alabilecekleri birkaç değerden söz etmek zorundayız. Bunlardan dikkat çeken ikisi, kaliteli bir bireyden mükemmel bir toplum inşa edebilen ve böylelikle adil bir cihan devleti kurulmasında ve yaşatılmasında önemli rol oynayan, Ahilik kültürü ile sağlıklı bir toplumsal yapı anlamında bunun güncel karşılığı olarak değerlendirilebilecek, güven unsurunu esas alan Sosyal sermayedir.

Öte yandan bugün yine İbn-i Haldun’un öngörüsünün bir yansıması olan, ülkenin kalkınması için gençliğin yurt dışına eğitim almak üzere gönderilmesi meselesi, üzerinde çok dikkatli analizler yapılması gereken bir başka tavır olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu konunun yeniden ele alınmasını gerektiren unsurların en önemlisini, sosyal bilimlerde genel geçerliliğin olmaması gerçeği oluşturmaktadır. Bu anlamda bilhassa; eğitim, sosyal politikalar, siyaset ve iktisat bilimi alanlarında bütün toplumlar için geçerli tek düze teoriler söz konusu değildir. Bunun yerine bütün toplumların, kendi coğrafi konumu, nüfus yapısı ve kültürel değerleri doğrultusunda sosyal alanlarda özgün teorilerini oluşturmaları zorunluluk arz etmektedir.

Yurt dışına eğitim amaçlı gönderilen gençliğin aldığı eğitimin toplumsal ihtiyaca uyup uymaması bir yana, söz konusu gençlerin gittiği ülkenin kültürel değerlerinin etkisinde kalarak kendi toplumsal değerlerinden uzaklaşması tehlikesi, göz ardı edilmemesi gereken bir diğer sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla yurt dışına eğitim amaçlı öğrenci gönderirken, sosyal bilimlerden ziyade fen bilimlerinin tercih edilme ve bu alanda da sadece ülkenin zaruri ihtiyaçları doğrultusunda dar kapsamlı bir uygulamanın yapılaması gereği dikkatlerden kaçmamalıdır.

Netice itibariyle bütün İslam coğrafyasının; huzuru, refahı ve güvenliği için kendi değerleriyle barışık, ait olduğu topluma ve devlete güvenen, idrak ve feraset sahibi üretken bir gençliğin yetiştirilmesi zorunlu olduğu kanaatindeyiz.

 

 

 

 
Etiketler: Kendisiyle, Barışık;, İdrak, Eden, ve, Üreten, Bir, Gençlik,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Aralık 2016
Cumhurbaşkanının Çağrıları ve Yabancı Para Kullanmak
31 Ekim 2016
Batı’nın Yüzyıllık Planı
22 Ekim 2016
Bilimde İlerleme ve Yurt Dışı Yayın
05 Ekim 2016
Bilimsel İlerlemede Yurt Dışı Eğitim
20 Eylül 2016
DÜNDEN BUGÜNE BİLİM DÜNYAMIZ
17 Ağustos 2016
DARBE GİRİŞİMİNİN SONUÇLARI
29 Temmuz 2016
Darbe Girişimi ve Üç Önemli Mesele…
19 Temmuz 2016
15 TEMMUZ KÂBUSUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
01 Temmuz 2016
TATİLE Mİ, BAYRAMA MI?
24 Haziran 2016
Ben Neyim?
17 Haziran 2016
PERİŞAN HALİMİZ VE DEĞERLERİMİZ
06 Haziran 2016
“BACASIZ SANAYİ TURİZMLE” ALDATILDIK!
10 Mayıs 2016
“Tehdit” İçeride mi, Yoksa Dışarıda mı?
26 Nisan 2016
28 Şubat’tan Bugüne Türk Hukukunun İmtihanı
12 Nisan 2016
Faizde Hak ve Adalet Yoktur. Çünkü… II
29 Mart 2016
Faizin İktisadi ve Sosyal Maliyeti - I
15 Mart 2016
Başınıza Talih Kuşu Konarsa…
01 Mart 2016
MERKEZ BANKASI; ENFLASYON VE İŞSİZLİK KISKACINDA
24 Şubat 2016
ÜRETEN Mİ YOKSA TÜKETEN Mİ?
10 Şubat 2016
KAPİTALİZM, SOSYALİZM VE AHİ İKTİSADI
02 Şubat 2016
ÖZGÜR OLMAK VE ÖZGÜRLÜK
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’DE VE OECD DEVLETLERİNDE ÖZELLEŞTİRME
04 Ocak 2016
YAŞINIZI MI MERAK EDİYORSUNUZ!
22 Aralık 2015
ÜNİVERSİTELERDE MESLEK VE AHİLİK EĞİTİMİ
14 Aralık 2015
BOŞANIYORUZ Çünkü…!
07 Aralık 2015
Zenginlik, Çok Kültürlü Olmak Mıdır?
28 Kasım 2015
KELİMELERDEKİ SOSYAL DEĞİŞİM VE FİKİR DÜNYAMIZ
20 Kasım 2015
CİHANŞÜMUL OSMANLI DEVLETİ’NİN DAĞILMASININ TEK SEBEBİ
12 Kasım 2015
OSMANLI BEYLİĞİ, NASIL OSMANLI İMPARATORLUĞU OLDU?
Haber Yazılımı