Yazı Detayı
17 Ağustos 2015 - Pazartesi 10:56
 
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Yabancılaşma adeta kültürümüz haline geldi. Öyle ki, yeni nesil kendi kültürüne neredeyse tamamen yabancı… Ya da öyle olmasa bile içi boşaltılmış… Bu hayatımızın her evresi için söz konusu ama ben aşağıda, biraz bilimsel bir dille ekonomiye ilişkin yabancılaşmadan bahsetmek istiyorum.

Bir üretim ve paylaşım sorunu tarihin her döneminde var olmuştur. Ancak özellikle 18. yüzyıldan itibaren günümüze yansıyacak yüzüyle farklı bir evreye devşirilmiştir. Zira dönem ekonominin ilkelerin oluştuğu dönemdir. Bu sürecin başlangıcı 1776’da Adam Smith’in Milletlerin Zenginliği kitabının basıldığı tarih ile başladığı kabul edilir. Smith, zenginliğin kaynağı üzerinde durmuştur. Kendisi dindar bir aileden gelmesine rağmen, kiliseye dayalı düşünceden farklı olarak “zenginliği” çalışmasının merkezine almıştır. Aslında Smith, ulusların zenginliği kavramını, zenginliğin bilimi=ekonomi bilimi anlamında kullanmıştır. Ona göre her bir kişinin zengin olma çabası, toplumun bir bütün olarak zenginleşmesine katkıda bulunacaktır. Diğer önemli bir konu ise, zenginliğin kaynağının biriktirilmiş altın ve gümüş değil, bunların üretim sürecine sokulmasıdır.

İslam’ın dolayısıyla ekonomik kanadının da elbette konuya ilişkin ilkeleri vardır. Ancak İslam Ekonomisi kavramı ise 20. yüzyılın bir ürünüdür. Ancak bu bilgi geçmişte konuyla ilgili çalışma yapılmadığı anlamına gelmez. Örneğin 8. asırda yaşayan İmam Ebu Yusuf’un Kitabul-Haraç (Vergi Hukuku) isimli çalışması bir örnektir. Gazali, İbniTeymiyye, İbn-i Kayyım ve İbn-i Haldun’un da bu konuda çalışmaları vardır. Geciken, teorileşme sürecidir ama kapitalizmin teorileşmesi de görece olarak eski değildir.

Ekonomi bilimi pek çok şekilde tanımlanmıştır ama bugün ana akım ekonominin kabul ettiği sınırlı kaynakların sınırsız insan ihtiyaçların karşılanmasında nasıl yönetileceği şeklindeki tanımlama halen dominanttır. Mantıken, gezegende sınırlı kaynaklarla daimi devinimi sürdürmek imkânsızdır. Oysa gerek kaynakların sınırlılığı, gerekse de insan ihtiyaçlarının (isteklerinin) sınırsızlığı, açıklığa kavuşturulması gereken bir iddia olmalıdır. 18. Yüzyıl anlayışının yansıması olan bu felsefe aslında aradan geçen 200 yılı aşkın sürede çökmüş olmalıdır. Zira “sınırlı” olarak tanımlanan kaynakların, dünya nüfusunun çok hızlı artmasına rağmen insan ihtiyaçlarını karşılamadaki üstünlüğü yapılan tanımla çelişmektedir. Öte yandan ekonomi bilimi kıt-sınırlı ya da kıt olmayan bütün kaynakların yönetimi ile ilgilenmelidir.

Bu yaklaşımın veri kabul edilmesi baştan kaybetmeyi kabul etmek anlamına gelir. İslam ekonomisinin iddiası özgün bir teori geliştirmek olmalıdır. Zira İslam iktisadını özgün kılan, başka iktisadi sistemlerden ayrıştığı noktalardır. İslam ekonomisi modern kapitalist ekonomiye birkaç kılıf giydirerek oluşturulamaz. Bu tür bir yaklaşım, insanın biyolojik gereksinimlerinin sınırsızlığı varsayımına dayandığı ve insanın sahip olduğu temel psikolojik ve ahlâki özellikleri gözardı ettiği için insanın bizzat kendisini yok sayan bir özelliğe sahiptir.

Kur’an’ın ve sünnetin inşa etmek istediği insan ve toplum modeline yabancı olan bu varsayımlardan hareketle kavramların anlamlandırılması, konunun üzerinde incelendiği zeminin bu iki kaynağa oldukça yabancı olması sebebiyle ne bu kaynaklar ile örtüşme ihtimali ne de başarılı olma şansı bulunmaktadır. Bu durumda kazanan yine kapitalizm olacaktır. Zira halkı Müslüman olan ülkelerdeki potansiyel finansal güç, piyasa yapısına hâkim olan kapitalist sermayedarların kontrolüne kolayca geçecektir. Hali hazırdaki durum da büyük oranda bunu yansıtmaktadır. Gayri Müslimler, devlet düzeyinde konu ile ilgilenmektedirler. Aynı durum mal, fayda, tüketim, kazanç, emek gibi kavramlar için de söz konusudur.

“Kavramsal yabancılaşma” olarak ifade edebileceğimiz bu husus temel bir sorundur. Kavram aynı bile olsa, anlamı farklıdır. Örneğin refah kavramının içi her iki anlayışta farklı doldurulur. Sadece sözlük anlamı ile kullanmak yanlış sonuç verir. İslam hukukunun verdiği anlam, kavramın özgün anlamı, klasik dönemde (mezheplerin oluştuğu dönemdeki anlamı) bilinmeden teori oluşturulmamalıdır.

Fayda kavramı üzerinde duralım: Geleneksel iktisat bireye faydasını (çıkarını) maksimize etmeyi öğretir. Ama mesela İslam'ın fayda anlayışı tek merkezli ve üç ayaklıdır; (1) kişisel ihtiyaçlara dönüktür. (2) Toplumsal (sosyal) tarafı vardır. (3) En önemli boyutu (merkezi); ahirete dönük olmasıdır.

Ceteris-paribus koşulları altında yapılan bu tanımlama, ekonominin toplumsal dinamiklerini dikkate almadığı için bütün ülkelere aynen monte edilemez. Zira toplumsal dinamik ve tepkiler birbirinden farklıdır. Hakim iktisadi anlayış ekonomi bilimine; etik, ahlak ve sosyolojik sorunlarla herhangi bir bağlantısı olmayan pozitif bir bilim olarak yaklaşır. Sosyal ve hukuki konulara dair gelişmeleri takip eden pek çok ülkenin düştüğü bu yanlışlık, uzun dönemde toplumsal barışı da bozmaktadır. Bir başka deyişle ekonominin (ve hukukun) zamandan ve mekândan bağımsız her toplum için geçerli tartışılmaz kuralları yoktur. Aslında bunun en somut kanıtı, ana akım iktisat anlayışının başlangıcından günümüze sürekli değişmesine rağmen, yine de krizlerin önüne geçememiş olmasıdır.

İslam iktisadının geçmişte mezhepler tarafından belirlenen ilkeleri başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Hali hazırda yapılan çalışmaların klasik dönemde verilen hükümlerden ve bu ilkelere göre yapılan uygulamalardan faydalanması gerekir. Zira hali hazırdaki süreç daha çok düşünce aşamasını temsil etmektedir. Geçmiş dönemdeki uygulama karar ve hüküm vermeyi kolaylaştıracaktır.

 
Etiketler: KAVRAMSAL, YABANCILAŞMA,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı