Yazı Detayı
08 Şubat 2016 - Pazartesi 09:19
 
JÜRİSTOKRASİ
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Hukuk devleti ilkesi günümüzde gelişmiş ülkelerin kabul ettiği evrensel bir ilkedir. Türkiye’de de anayasal düzeyde kabul edilmiştir. Bir başka deyişle Türkiye 1982 anayasasının ilgili maddesi gereğince “hukuk devletidir.” Kavram yetki sahibi kişilerin yetkilerinin hukuki sınırını çizer. Bir başka deyişle yöneticiler önceden belirlenmiş kurallara bağlı olarak hareket etmek zorundadır, dolayısıyla keyfi davranamazlar. Egemenlik gücünü elinde bulunduran devlet de bu ilkeye uygun davranmak zorundadır. Eğer hukukun çizdiği sınırın dışına çıkarsa, hakkı zayi olanların müracaatı üzerine (idari) yargı marifetiyle hukuka uygun hareket etmesi sağlanır. Hukuk devleti ile "kanun devleti" kavramını da birbirine karıştırmamak gerekir. Zira kanunlar her zaman hukuka uygun olmazlar. Örneğin Çin'de "tek çocuk" politikası (gerçi değişti ya…) kanuna uygundur, ama hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Zira insanın en temel hakkı olan yaşama hakkını (zorunlu kürtaj ile) sınırlandırmaktadır.

Kuvvetler ayrılığı ilkesi hukuk devletinin vazgeçilmezidir. Zira yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç erkten oluşan devlet yapısında, bunların birbirinden "bağımsız" olması hukuk devletinin en önemli teminatıdır. Bugün neredeyse bütün gelişmiş ülkelerde bu ilke kabul edilmiştir. Hatırladığım kadarıyla sadece İsviçre’de kuvvetler birliği ilkesi uygulanmaktadır ama bu uygulama kendi içerisinde sorun teşkil etmemektedir. Başkanlık sisteminin hâkim olduğu ABD'de de bu ilkenin özel bir şekli söz konusudur. Türkiye'de ise bu ilke anayasal olarak 1961'de kabul edilmiştir. Ondan önce özellikle yasama ile yürütme birliği söz konusu idi. İlk dönemlerde ise yargı da meclis içerisinden oluşturulmuştu. Nitekim İstiklal Mahkemeleri TBMM üyelerinden oluşturulmuştu. Elbette böyle bir şey kabul edilebilir değildir.

Maalesef zaman zaman bu denge birinin lehine değişmektedir. Ülkemizde yargı üzerinde baskı olduğundan sürekli bahsedilir. Bunun üst düzeyde de dile getirilmesi gerçek tarafının olduğuna işarettir. Bu baskı yürütme organının güçlendiği dönemlerde daha çok yoğunlaşmaktadır. Yargı bağımsızlığı, hâkimlik teminatı gibi kuralların bu dönemde zedelendiği yönünde endişeler artmaktadır. Hatırlar mısınız bilmiyorum, bir savcı Genelkurmay Başkanı ile ilgili en temel vazifesi olan "iddianame" hazırlamıştı da HSYK tarafından meslekten atılmıştı. İlgili şahıs (Ferhat Sarıkaya) ancak 2010 referandumundan sonra işine geri dönebildi.

Güç dengesinin yargı lehine döndüğü dönemler de olmaktadır. İşte yargı tahakkümünün olduğu bu dönemler "jüristokrasi" olarak adlandırılmaktadır. Bir başka deyişle yardı diktası… Bu sadece bizde değil, McCarthy dönemi ABD'sinde de yaşanmıştır. Malumunuz bu baskı son dönemlerde en fazla 28 Şubat Süreci ve 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde hissedildi bu dikta... O dönemde 11 kişilik Anayasa Mahkemesi gerek ideolojik yapılanması ve gerekse de Ana muhalefet Partisinin her fırsatta yaptığı şikayetlerle neredeyse hükümetlerin bütün icraatları mahkeme tarafından engelliyordu. Adeta eli kolu bağlanmış, esir alınmış bir yürütme organı vardı. Partiler sıkı bir takibatla ilk fırsatta kapatma davasına muhatap olur, akla ziyan gerekçelerle kapatılır, siyasal ve sosyal hatta ekonomik sonucunun ne olacağı hiç hesaplanmazdı. Bu icraatların hukuki mülâhazalarla değil, siyasi gerekçelerle yapıldığı konusunda toplumda adeta consensus olurdu. 11 kişi Türkiye'nin kaderini belirler, adeta barışa dinamit atılırdı.

Yargı, kendisini bu ülkenin kurucusu ve gerçek sahibi gören mutlu azınlık (oligarşik kesim) için adeta arka bahçeydi. 12 Eylül 2010 referandumu bu yüzden her iki taraf için de önemliydi. Zira en sorunlu iki kurum olan HSYK ve Anayasa Mahkemesinin yapısını değiştiriliyor diğer arka bahçe olan Cumhurbaşkanlığı müessesesini de seçimle belirlenmesi düzenleniyordu. Böyle de oldu. Bu kurumlar yeniden yapılandırıldı. HSYK Seçimleri yapıldı ve bütün üyeler değişti. Anayasa mahkemesinin de karar alma şekli değiştirilerek parti kapatmalar zorlaştırıldı. O günden bu güne şükürler olsun kapatılan parti olmadı. Mahkemenin yapısı ve karar alma şekli değişmeseydi az kalsın Türkiye'nin en büyük ve o anda iktidarda olan partisi kapatılacaktı. Bir düzine kadar insanın vereceği bu kararın Türkiye'de yol açacağı ekonomik, sosyal ve siyasi sonuçları düşünmek bile istemiyorum.

Bir rivayete göre partinin kapatılmaması o günkü ekonomik krize bağlanmaktadır. Zira küresel çaplı ekonomik krizin zaten hükümeti götüreceği dolayısıyla muhtemel riskleri üslenmenin kendilerini zor durumda bırakabileceği gerekçesiyle bıçak sırtı parti kapatma kararı doğal sürece bırakıldı. Ama gel gör ki herkesin bir hesabı var işte... Toplum mühendisleri gene kaybetti... Kısa vadede sonuç veriyormuş gibi gözüken bu politikalar, uzun vadede toplumsal kabul görmemekte ve barış zedelenmektedir. Bu yüzden planlamaların siyasi gerekçelerle değil hukuki ve ekonomik gerekçelerle yürütülmesi gerekir. Bu gerçek geçmişte olduğu kadar bugün de geçerlidir.

 
Etiketler: JÜRİSTOKRASİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Aralık 2019
MASUMİYET Mİ ZAAFİYET Mİ…
01 Aralık 2019
POLİTİK BAKIŞTAKİ SAKATLIK
25 Kasım 2019
YERLİ VE MİLLİ DURUŞ
18 Kasım 2019
BÜYÜK YANILGI
11 Kasım 2019
ZUHURAT...
04 Kasım 2019
ÖZGÜRLÜK YA DA HUZUR
21 Ekim 2019
ZOR OYUNU BOZAR MI
14 Ekim 2019
SESSİZ ÇIĞLIK
07 Ekim 2019
‘OKU’MA…
01 Ekim 2019
Haraç mı Azaldı Yoksa Bağımsızlık mı Arttı
23 Eylül 2019
PAYLAŞMANIN GÜCÜ
09 Eylül 2019
KÜRESEL DÜŞÜN, YEREL ÇÖZ
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı