Yazı Detayı
20 Aralık 2017 - Çarşamba 12:54
 
İstanbul’a Sahip Çıkmak ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Barışçıl Kararları
Ahmet Yaşar Zengin
ahmetyasarzengin61@gmail.com
 
 

Kudüs, bütün Müslümanlar için hatta diğer semavi dinler için önemli bir yerdir. Bugün Kudüs’ü koruyamazsak yarın İstanbul konusunda bir emri vaki yapıldığında taraftar bulmakta zorlanırız. Avrupa, Kudüs konusunda ABD ve İsrail’e pirim vermedi ama İstanbul konusunda bir emrivakiye balıklama atlar. İşte bu açıdan Türkiye’nin dik durması gerekiyordu. İktidar ve muhalefet dik durdu… Özlediğimiz bir tablo…  

 

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın aldığı kararlar çok önemlidir. Söz konusu kararlar, İstanbul’u koruma ve İstanbul’a sahip çıkma kararlarıdır. Suriye, Irak ve Kudüs konusundaki emri vakiden sonra hedefte Türkiye’nin olduğunu bilmeliyiz. Türkiye’nin; Suriye, Irak ve Filistin olmadığını anlatmalıyız… İşte bu yüzden İstanbul’da İslam İşbirliği Teşkilatı’nın, Türkiye’nin önderliğinde toplanması önemlidir.

 

Birleşmiş Milletler Kararını yok sayan ABD başkanı Trump’ın, İşgalci İsrail’in başkenti olarak Kudüs’ü tanıyan tek taraflı kararını İslam İşbirliği Teşkilatı çok net bir şekilde reddetti ve kınandı. Söz konusu karar, hukuken hükümsüz ilan edildi. Çünkü ABD’nin aldığı karar, aşağıda ifade edilen 9 (dokuz) madde ile ters düşmektedir. ABD’nin aldığı kararın ters düştüğü 9 (dokuz) madde:

 

  1. 1- Kudüs resmen Ürdün toprağıdır, 1967 yılında İsrail tarafından işgal edilmiştir. BM 242 sayılı kararı ile işgal edilen topraklardan çekilme çağrısı yapmıştır.
  2. 2- 1980'de İsrail parlamentosu Knesset tarafından çıkarılan Kudüs Yasasıyla "Kudüs'ün, tam ve birleşik bir halde İsrail'in başkenti olduğu" bildirildi. Bu bildirge BM Güvenlik Konseyi'nin 478 sayılı kararıyla geçersiz sayıldı. 
  3. 3- Dolayısıyla Kudüs’ün işgali de başkent ilan edilişi de hukuksuzdur ve geçersizdir.
  4. 4- ABD senatosunun 23 Ekim 1995 tarihli bu bildirgeyi onaylayan kararı da hukuksuzdur ve geçersizdir.
  5. 5- BM Sözleşmesi ve uluslararası hukuk başkasının toprağını işgal etmeyi yasaklar.
  6. 6- ABD kararı, 29 Kasım 1947 yılında iki devlet kurulmasını ve Kudüs’ün BM gözetiminde özel bir statüye tabi tutulmasını içeren karara aykırıdır.
  7. 7- BM’nin 1967 yılında aldığı Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye yönelik işlemlerin iptal edilmesini içeren 2253 sayılı karara da aykırıdır.
  8. 8- Yine 25 Eylül 1971 tarihinde BM’nin, “Kudüs’ün konumunu ve özelliklerini değiştirmeye yönelik bütün kanuni ve anayasal işlemler, istimlak ve sakinlerini göçe zorlamak, işgal edilen kısmın ilhakını içeren tüm icraatlar batıldır, geçersizdir.” diye aldığı karara da aykırıdır.
  9. 9- BM’nin 4 Aralık 1995 tarihinde aldığı 22/50 (a.b.) sayılı kararı ile diplomatik yabancı misyonların Kudüs’e taşınmasını kınayan, Lahey ve Cenevre sözleşmesini hatırlatan BM kararına aykırıdır.

Yukarıda 1967 yılından bugüne kadar BM Sözleşmesi ve uluslararası hukuk anlayışının getirdiği temel ilkeler ışığında aynı zamanda Ortadoğu’ya barış getirecek İslam İşbirliği Teşkilatının aldığı kararlar:

 1.             Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’ın beyanı, Filistin halkının tarihi, hukuki, doğal ve milli haklarına bir saldırı, bütün barış girişimlerine yönelik kasti bir baltalama, aşırılık ve terörizme ivme verecek bir tahrik unsuru ve uluslararası barış ve güvenliği hedef alan bir tehdit olarak görüldüğü belirtilirdi.

 

 2.             Kudüs-ü Şerif’in yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan söz konusu tehlikeli beyanın hükümsüz ve meşruiyetten uzak olduğu vurgulandı.

 

 3.             ABD başkanı Trump’ın beyanı, Uluslararası hukukun ve özellikle de Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin ve uluslararası meşruiyeti bulunan tüm ilgili kararların, bilhassa da BM Güvenlik Konseyi’nin 478 (1980) ve 2334 (2016) sayılı kararlarının, barış sürecinin Kudüs’ü Şerif’i nihai statü konusu olarak tespit eden temellerinin ciddi bir ihlalini teşkil ettiği, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu bağlamda imzalamış olduğu Anlaşmalar ve verdiği taahhütlerin bu beyanın hemen geri çekilmesini gerektirdiği ifade edildi.

 

 4.             ABD Yönetimi’nin bu yasadışı beyanın geri çekilmemesinden doğacak tüm sonuçlardan bütünüyle sorumlu tutulduğu kaydedildi.

 

 5.             Söz konusu beyanın ABD Yönetimi’nin barış destekçisi rolünden çekilmesi olarak değerlendirildiği ve bunun tüm paydaşlar tarafından da anlaşıldığı belirtildi. Ayrıca, bu beyanın ilanı ve işgalci güç İsrail’in 1967’de işgal ettiği, merkezinde Kudüs-ü Şerif bulunan Filistin topraklarında sürdürdüğü sömürgecilik, yerleştirme, apartheid (Afrika dilinde "ayrılık" anlamına gelmektedir), ve etnik temizlik siyasetinin teşvik edilmesi olarak görüldüğü kaydedildi.

 

 6.             Tüm üye devletlere Filistin sorununa, özellikle dünyanın diğer taraflarından karşıtlarıyla günlük temaslarında ve dış siyasi gündemlerinde yüksek öncelik vermeleri çağrısında bulunuldu.

 

 7.             İki devletli çözüm temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’ne dayanan, uluslararası tanınmış referans hükümlerle ve 2005’te Mekke-i Mükerreme’de yapılan Olağanüstü İslam Zirvesi Konferansı’nda stratejik bir tercih olarak kabul edilen 2002 Arap Barış Girişimi’yle uyumlu adil ve kapsamlı bir barışa bağlılık teyit edildi

 

 8.             Uluslararası topluma bu sorunu çözüme ulaştırmak maksadıyla etkin ve ciddi bir şekilde harekete geçmesi çağrısında bulunuldu.

 

 9.             Doğu Kudüs, Filistin Devleti’nin başkenti olarak ilan edildi ve bütün devletler Filistin Devleti’ni ve Doğu Kudüs’ün onun işgal altındaki başkenti olduğunu tanımaya davet olundu.

 

Bütün Devletlere BMGK’nın 1980 tarihli ve 478 sayılı kararını tam olarak uygulama çağrısında bulunuldu. Bu doğrultuda, bütün Devletler;

 

 10.         ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in sözde başkenti olarak tanıyan kararını desteklemekten imtina etmeye,

 

 11.         Diplomatik Misyonlarını (elçilik ve konsoloslar) Kudüs-ü Şerif’e taşımamaya davet edildi.

 

 12.         Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne çağrıda bulunularak, derhal sorumluluklarını üstlenmesi, Kudüs-ü Şerif şehrinin yasal statüsünü teyit etmesi, Filistin Devleti topraklarındaki İsrail işgaline son vermesi, Filistin halkının uluslararası korunma altına alınmasını sağlaması, Filistin Davası’na ilişkin aldığı tüm kararları uygulaması ve bu kararlara uyması istendi.

 

 13.         BM Güvenlik Konseyi’nin harekete geçememesi halinde, İİT üyesi ülkelerin bu ağır ihlali BM Genel Kurulu’nun 377A sayılı “Barış için Birleşme kararı” çerçevesinde BM Genel Kurulu’na götürmeye hazır olduğu teyit edildi.

 

 14.         İslam Kalkınma Bankası’ndan Filistin projelerine öncelik vererek ve bu doğrultuda özel ve esnek mekanizmalar ve usuller geliştirerek “Kalkınma için İslami Dayanışma Fonu” aracılığıyla Kudüs’ü Şerif ve diğer işgal altındaki topraklarda ekonomik ve sosyal kalkınma çabalarına destek olması talep edildi.

Selam ve Saygılar…

 
Etiketler: İstanbul’a, Sahip, Çıkmak, ve, İslam, İşbirliği, Teşkilatı’nın, Barışçıl, Kararları, , ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
16 Eylül 2019
Saray, 'Aba Altından Sopayı Gösterdi'
22 Ağustos 2019
Terör Faaliyetleri Karşısında Demokrasi mi?
10 Temmuz 2019
AK Parti, Kan Kaybetti… Neden?
28 Mayıs 2019
Kushner’in Ekibinde, Türkiye’den Hangi İsimler Yer Alıyor?
18 Mayıs 2019
Reis Dönemini Bitirmek mi?
12 Nisan 2019
Her İki Başkan Adayı, Benim Gönlümde Meşru Başkan Olmayacak…
20 Mart 2019
AK Parti, Sizin Eseriniz Değil Midir?
11 Mart 2019
HDP, Kürt Vatandaşlarımızı Temsil Etmek İstemiyor…
18 Şubat 2019
AK Partinin Medyası Yoktur…
10 Şubat 2019
“Evangelist” ve “Evangelistler”
04 Şubat 2019
Allah, Siyasi Liderlere Sabır Versin…
17 Aralık 2018
AK Partinin Bürokrat Tipi Yerel Yöneticileri
20 Ekim 2018
ABD, CEMAL KAŞIKÇI’YI ÖLDÜRTMÜŞ OLABİLİR Mİ?
09 Ekim 2018
Moskova, Pekin, Ankara ve Tahran Hattı
26 Temmuz 2018
Sayın Milli Eğitim Bakanına;
18 Temmuz 2018
Gezi Olayları, Irak, Bölgesel ve Küresel Dinamikler
27 Haziran 2018
Hoş Geldin Yeni Sistem, Hedefimiz 2071
01 Haziran 2018
DOLAR, NEDEN AMERİKA'NIN PARASI DEĞİLDİR
14 Şubat 2018
Allah'ı Memnun Et, Gerisine Karışma Evladım!
06 Şubat 2018
15 Temmuzdan Sonra Türkiye'nin Ordusunda Komutan Kalmadı (!)
16 Ocak 2018
Araplar, Bizi Arkadan Vurdu…
25 Aralık 2017
Amerika’nın Hegemonya Krizi ve Karşı Hegemonya
09 Aralık 2017
ABD'nin Kudüs Konusundaki Kararını Kınıyorum
08 Kasım 2017
Dalkavuğun Lidere Baskısı
23 Ekim 2017
İsrail ve ABD’nin Tuzağı, Tuzağı Göremeyen Barzani…
09 Ekim 2017
Dünya, Yeniden Şekilleniyor veya Amerika, Kalp Krizi Geçiriyor…
05 Ekim 2017
Bireysel Özgürlükler
03 Ekim 2017
İnsan Sevdiğine Küser
07 Ağustos 2017
Batı ve Batı Hayranı Boğaziçi aşireti
26 Temmuz 2017
Neden CHP?
16 Temmuz 2017
Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Küçük Esnaflar
12 Temmuz 2017
Adalet Yürüyüşünün Amacı; Terör Örgütlerini Barışçı, Hükümeti Kavgacı Göstermek…
03 Temmuz 2017
Ortadoğu’da ABD’nin Ne İşi Vardır?
24 Nisan 2017
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve CHP
10 Nisan 2017
Okuma Yazma Bilmeyen Dışişleri Bakanı
05 Nisan 2017
Faşist Liderlerin Demokrasi Mazereti (!)
10 Mart 2017
Sayın Başbakanım ve Cumhurbaşkanım,
20 Şubat 2017
Referanduma Bir Adım Kala - 3
11 Şubat 2017
Referanduma Bir Adım Kala – (2)
27 Ocak 2017
Referanduma Bir Adım Kala – (1)
16 Ocak 2017
Galü Beladan Başlama ve Anayasa Değişikliği Teklifi
07 Ocak 2017
Batı’nın Derdi DAEŞ Değildir!
24 Aralık 2016
Birinci Dünya Savaşında Rusya Kışkırtıldı, Osmanlı Savaşa İtildi
07 Aralık 2016
Toplumda İnfial Yaratmak İsteyen Bazı Bürokratlar…
20 Kasım 2016
Donald Trump ve Derin Güçler…
09 Kasım 2016
Suç Duyurusunda Bulunuyorum…
03 Kasım 2016
Başkanlık Hükümeti
19 Ekim 2016
"İnce Eleyip Sık Dokumak"
03 Ekim 2016
Birlik ve Güç
22 Ağustos 2016
Amerika, Gülen’i Verir Ama…
20 Ağustos 2016
“HER ŞERDE BİR HAYIR VARDIR”
30 Temmuz 2016
Devlet “Kılı Kırk Yaran Bir Hassasiyet” Göstermelidir…
17 Temmuz 2016
Cumhurbaşkanı Benimdir!.. Devlet Benimdir!..
23 Haziran 2016
DAMAT FERİT PAŞA – SELADDİN DEMİRTAŞ
07 Mayıs 2016
Turgut Özal, Hilmi Özkök ve Ahmet Davutoğlu
19 Nisan 2016
Terörü, Destekleyenler de BEDEL Ödemelidir!
Haber Yazılımı