Yazı Detayı
01 Ekim 2019 - Salı 09:17
 
Haraç mı Azaldı Yoksa Bağımsızlık mı Arttı
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Lise yıllarındaki tarih derslerinde okuduğumuz kadarıyla, Osmanlı devleti savaştığı kimi ‘prensliklere’ yıllık belli bir vergi ya da haraç karşılığında çeşitli özerklikler verirdi. Bu haraçları aksattıklarında ya da ödemeyi reddettiklerinde üzerlerine ordu gönderir, isyancı başının kellesini İstanbul’a getirmeyi de ihmal etmezlerdi. Sonraları içişlerinde daha bağımsız olmaya başladılar. İlerleyen zamanlarda devran tersine döndü ve topraklarımızda çeşitli ayrıcalıklar elde ettiler. Kapitülasyon adı verilen bu ayrıcalıklar Fatih (Venedik) ya da Kanuni (Fransa) zamanında olduğu gibi siyasi nedenlerle ve kontrol altında olsa da, zaman içerisinde haraca dönüştü. Bir başka deyişle haraç ödeyen artık onlar değil bizdik.

 

Görünüşte (1833 Hünkâr İskelesi-Ruslar ve 1838 Balta Limanı-İngilizler Anlaşmalarında olduğu gibi) karşılıklı anlaşmalar bile yapıyorduk. (Öyle ya; Sevr de Lozan da anlaşma ya da antlaşma değil mi… Ne sakıncası (!) var…) Bundan bir yıl sonra da (Tanzimat Fermanı) siyasi teslim metnini imzaladık zaten… 1854’te ise aldığınız borcu ödeyemediğimizden, topraklarımızda teşkilat kurmaya kadar götürdüler işi… Duyun-u Umumiye İdaresi adı verilen bu kurumla olmayan tam bağımsızlığımız görünür hale gelmişti. O gün bugündür devam ediyor ödediğimiz haraçlar. Şekli ve adı değişiyor sadece… Zira 20. yüz yılın ilk çeyreğinde deşifre olan kapitülasyonlar kaldırılmış, yerine yeni kurulan dünya sistemine ve yeni devletin anlayışına uygun olanları getirilmişti. Üstelik kalan borçları da Sovyetler Birliği gibi reddedememiş, bir takvime bağlayarak aldıktan tam yüz yıl sonra (1854-1954) bitirebilmiştik…

 

Üzülerek ifade edelim ki; Türkiye uzun yıllar kendisine tevdi edilmiş bu haraç ödeme görevini sessiz-sedasız bir şekilde yerine getirmiştir. Dara düştüğünde ise iyilik meleği (!) (IMF) devreye girdi. Sonuçta on yılda bir yapılan darbeler gibi 7-8 yılda bir ekonomik krizler sıradan hale geldi. Milletin dişinden tırnağından artırarak ödediği vergiler, yasal kılıf giydirilerek bu global soygunculara bir çırpıda aktarılıverdi. Öyle ki; bazen toplam bütçe gelirlerinin 85'i faiz ödemelerine gitti. Vergi gelirlerinin faiz ödemelerine yetmediği yıllar bile oldu. 2001 krizinden sonra vurulan neşter bu oranı 10’ların altına indirdi ama bu bile 17-18 milyar dolar gibi büyük bir meblağa tekabül ediyor.

 

Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, Türkiye’nin 7-8 yıldır 4 milyona yakın Suriyeliye ödediği miktarın yarısı kadarı sadece bir yıl içerisinde faiz lobisine ödenmektedir. 2001’de toplanan vergilerin tamamı bile yetmiyordu faiz ödemelerine… Bugün için 80 küsur milyon insanın bir yıl içerisinde ödediği vergilerin tamamı bütçedeki faiz ödemesine bile yetmediğini bir düşünsenize… Bu haraç değil de ne… Böylesine tatlı ve zahmetsiz kar kimin iştahını kabartmaz ki... Bir millet size çalışıyor adeta…

 

Hani bazıları Suriyeli mültecilere yapılan yardımları sürekli sorgularlar ya… Becerebiliyorlarsa global faiz çetesine ödenen meblağı sorgulasınlar da görelim. Elbette küçük siyasi emellerine alet etmeden… Gariban Suriyeli ile değil, açgözlü ve sömürgeci faiz lobisinin temsilcisi ile hesaplaşsınlar.

 

Bu haraç içerisinde bulunduğumuz 2019 yılı için de geçerli… Halen bütçedeki vergi giderlerinin yaklaşık 11'i faize ayrılıyor. Bu miktar toplam personel giderlerinin de yaklaşık yarısı kadar… Bir başka deyişle, işçisiyle-memuruyla, akademisyeniyle-öğretmeniyle, 3.5 milyon civarındaki kamu çalışanlarına 12 ayda ödenen maaşların yarısı kadar bir tutar bütçeden faiz olarak ödenmeye halen devam etmektedir. Bu rakam eskiye göre daha iyi elbette… Yani yine ‘haraç’ ödemeye devam ediyoruz ama, eskisine göre daha az sadece… Bir de sesimizi yükseltiyor, itiraz ediyoruz artık… Onlar da bize muamele çekiyor zaman zaman… İçerideki işbirlikçiler de IMF anlaşma yapılmasından çok memnun olacak belli ki… ‘Gündem dışı’ ve basından gizlenen görüşmeler bu yüzden…

 

Madalyonun bir yüzü bu da; bir de diğer yüzü var… Zira azalan haraç ya da artan bağımsızlık canlarını sıkıyor elbette… İşbirlikçiler kamuflaj giydirilmiş beyanatlarıyla ödedikleri haraç karşılığı eski günlerin hayaliyle yanıp tutuşuyor. Hem geçmişte ne güzel geçinip gidiyorlardı. Birkaç pohpohlama ve ağızlarına çalınan bir parmak bal karşılığı memleketin kaynakları peşkeş çekiliyordu. Yine de etrafında olup biten hiçbir şeye itiraz edemiyor, ambargo mu ambargo, asker mi asker, savaş mı savaş… her istekleri anında yerine getiriliyordu. Bugün Birleşik Arap Emirlikleri’nin yaptığı gibi... Onun adına iş yaptıktan sonra neden uğraşsın ki sizinle…

 

Türkiye'nin bunları aştı şükür… Ama daha kat edecek o kadar yol var ki; ‘tam bağımsız’ olmak için… Uzun uğraşlardan sonra, sermaye çevrelerinin bütün ayak diremelerine rağmen Türkiye IMF ile ilişkisini 2013 yılında bitirdi mesela... Bu çok önemli bir adımdı… Zira bazılarının hafife almasına rağmen, bu bir dönemin sona ermesinin miladıydı… Yeni dönemin de başlangıcı… Operasyonların ekonomik olanı da, siyasi olanını da, askeri olanı da bu yüzden…

 

10 yıllık aralıklarla darbe yanında büyük ekonomik krizler de oluşturarak bütün birikiminizi bir kaç günde iç ediyor, kurtarmaya yine kendisi geliyordu. Aynen öldürdüğü kişinin cenaze namazına katılan mafya babaları gibi... Ayrıca da yaptığı parasal yardım, yani faiz karşılığı verdiği borç vasıtasıyla ekonomi yönetiminizde söz sahibi oluyordu. Herhangi bir direniş göstermeniz halinde içerideki işbirlikçilerini harekete geçiriyor ve devran bu şekilde devam edip gidiyordu. Bu sarmalı kırdık kırmasına da, ödediğimiz haraç mı azaldı yoksa bağımsızlık mı arttı üzerinde düşünmek gerek… Böyle bir şeyden mutlu olmak bile onur kırıcı ama ibrenin yukarıya dönmüş olduğunu görmek de umut verici…

 

 
Etiketler: Haraç, mı, Azaldı, Yoksa, Bağımsızlık, mı, Arttı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Kasım 2019
ZUHURAT...
04 Kasım 2019
ÖZGÜRLÜK YA DA HUZUR
21 Ekim 2019
ZOR OYUNU BOZAR MI
14 Ekim 2019
SESSİZ ÇIĞLIK
07 Ekim 2019
‘OKU’MA…
23 Eylül 2019
PAYLAŞMANIN GÜCÜ
09 Eylül 2019
KÜRESEL DÜŞÜN, YEREL ÇÖZ
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı