Yazı Detayı
05 Temmuz 2018 - Perşembe 09:51
 
HANGİ ARA BU KADAR AHLAK YOKSUNU OLDUK
Sosyolog Kezban Çevik
kezbancvk07@gmail.com
 
 

“Sizlerden dileyeceğim bir şey daha kaldı. Oğullarım büyüyünce Atinalılar, zenginliğin ya da erdemden önce başka bir şeylerin ardına düştüklerini görürseniz, ben sizlerle nasıl uğraşmışsam, sizler de onlarla öyle uğraşınız, cezalandırınız onları. Hiçbir şey değillerken, ödevlerini boş verip, değerleri yokken kendilerinin bir şey olduklarını sanırlarsa, ben sizleri nasıl azarlayıp utandırmışsam, sizler de onları öyle azarlayıp utandırınız. Bunu yaparsanız, bana ve oğullarıma karşı doğru davranmış olursunuz. Ayrılmak zamanı geldi artık, yolumuza gidelim: Ben ölmeye, sizler de yaşamaya… Hangisi daha iyi? Tanrıdan başka kimse bilmez bunu.” Sokrates’in son sözleri  “Erdem”i ne kadar önemsediğini ve “Ahlak”ı zenginlik ya da başka değerlerden üstün gördüğünü kanıtlar. Toplum olarak maddi değerlere, şöhrete, daha çok önem veriyoruz çocuklarımızı yetiştirirken. Aslında bilmiyoruz “ahlaklı olmak, erdemli olmak” hem insanın hem de toplumun mutluluk aracı! MÖ 399 da bunun bilincine varan Filozof Sokrates’i neden örnek alıp toplumun mutluluk temellerini erdem ve ahlaki değerler üzerine atmıyoruz.

 

Bugün kamu kurumunda “Etik Davranış” ile ilgili bir broşür gördüm demek ki etik davranış sergilemiyoruz ki, “ahlak yoksunuyuz” ki hatırlatma gereği duyulmuş.

 

Tükettik maddi değerlerimizi suyu tükettik, hayvanları tükettik şimdi de insanları tüketiyoruz, çocukları tüketiyoruz insanlığımızı tükettikçe!

 

Empati yeteneğimizi körelttik hepimiz yolda gezen potansiyel suçlu haline geldik, toplumsal yaşam alanlarımızda birbirimize tahammülümüz kalmadı.

 

Sosyal olmaya çalışırken sanal dünyada sosyalleştik ve sonuç robotumsu insanlar oluştu, vurdumduymaz bir nesil dünyada yaşamaya başladı, duyarlılık kalmadı. Uygarlaşmak kavramını ya yanlış anlamışız toplum olarak uygarlaşırken ya da toplumsal hastalık sahibi oluyoruz.

 

Günümüzde teknoloji gelişirken insanlık bir adım geriye gitmeye başladı. Kişisel mutluluğumuzu diğer insanların mutsuzluğunda, diğer insanların acılarında hmeye başladık. Kişisel hazlarımızı mutlulukla karıştırıp ötekilerin mutluluklarını yok ederek , toplumsal yozlaşmaya doğru gidiyoruz böylece insanlığın ölümünü ve erdem, ahlakın azaldığını  sosyal medya sayesinde apaçık görüyoruz.

 

Afrika’daki ilkel kabileler hariç bugün dünyanın neredeyse tamamında teknolojiyi amacına uygun değil de kendi zafiyetleri adına kullanma hastalığı yayılmış durumda. Bu hastalığı çok ileri düzeyde yaşayanlar dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de çeşitli çocuk istismarlarına bulaşabiliyor. Bulaşıcı hastalık oluşmaması ve bu hastalığa bulaşanların karantinaya alınması için devlet yetkililerinin alacağı radikal kararlar, KHK’lar ve Aile Sosyal Politikalar Bakanlığınca sayısı artırılacak eğitimler aşikardır.

Ancak önemli olan yazımın başlangıcında da vurgulamak istediğim gibi Sokrates’in bu dünyadaki son cümlelerinde de görüldüğü üzere toplumsal tedbirler değil bireysel tedbirler alınıp, kişilerin kendi kendilerine “ben olsaydım” sorusunu sormaları, mevki ve makam sahibi olmak değil de erdem sahibi olmalarıdır. Nasıl ki dünyaya ve kıtalara hükmetmiş Osmanlı imparatorluğunun temelinde erdem ve ahlak vazgeçilmez ise geçmişten günümüze kadar Türk kültürüne göre de başına bir musibet gelen akrabaların ya da komşuların yaşadığı durumlarda insanlar “benim başıma gelseydi” şeklinde kaygılanıyorsa erdemli ve ahlaklı kişilerin musibete uğramış o kişileri yalnız bırakmamaları gerekmektedir.

 

Dünya da kendi öz değerleri ile asırları devirerek bugünlere kadar gelen Türkler şimdi toplumsal hastalık olan ahlaki yoksunluk çıkmazına girip hayvanlara eziyet, yaşlılara hor davranma ve çocuk istismarları suçlarını işlemişlerdir geçmişten günümüze hangi ara ahlak yoksunu olup da Türk gelenek ve göreneklerine kesinlikle bağdaşmayan bu suçları konuşur olduk.

 
Etiketler: HANGİ, ARA, BU, KADAR, AHLAK, YOKSUNU, OLDUK, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı escort bayan istanbul eskort istanbul escort bayan