Yazı Detayı
11 Aralık 2017 - Pazartesi 11:26
 
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Cumhuriyet yönetimi seçimi esas aldığından, ilgili ülke vatandaşlarından herhangi birisinin ülkeyi yönetme görevine talip olup seçilmesi (teorik olarak) mümkündür. Doğrusu ülkemizde bunun ilgi çekici örnekleri de yok değildir; Süleyman Demirel, Recep Tayyip Erdoğan gibi… Birisi keçi çobanı, diğeri simitçi… Her ikisi de cumhurbaşkanı olmuştur malumunuz…

 

Adı “cumhuriyet” olduğu halde demokratik esasların etkin olarak işletilmediği ya da tamamen göstermelik olarak işletildiği ülkeler de vardır. Bu ülkelerin bazılarında yönetimler adeta tek adam yönetimi şeklindedir ve halkın gerçek iradesinin yansımasına hiçbir zaman izin verilmemektedir. Örneğin Mısır bir cumhuriyet olduğu için geçmişten bu tarafa seçim yapılır ama halkın iradesi hiçbir zaman itibar görmez. Nitekim bu yöntemle ‘seçilen’ Hüsnü Mübarek’in halk ayaklanmasıyla devrilmesinden sonra nisbi olarak yapılan serbest bir seçimle iktidara gelen Mursi’ye karşı bir yıl kadar sonra darbe yapılmış, darbe lideri de yukarıda mevzubahis ettiğimiz göstermelik bir seçimle cumhurbaşkanlığı makamına oturmuştur.

 

Cumhuriyet böyledir de oligarşi nasıldır… Bu yönetim tarzı esasen; iktidarı belli bir aileye, zümreye, kabileye ya da mezhep mensuplarına bırakmaktadır. Bunun günümüzde saf haliyle pek de örneği yoktur. Ancak Suudi Arabistan’da Vehhabilerin, Suriye’de Nusayrilerin, geçmişte Irakta Saddam Hüseyin zamanında Sünni iktidarlarını bu kapsama alabiliriz. Doğu Bloku yıkılmadan önceki sosyalist yönetimleri ve günümüzde Kuzey Kore ve Küba’yı da bu kapsamda değerlendirilebiliriz. Ancak bir de yönetimin oluşturulan çeşitli kanun, kurum ve düzenlemelerle sadece ‘belli bir anlayışı’ temsil edenlere bırakıldığı ‘cumhuriyetler’ vardır. Burada parti kurmak ve siyaset yapmak mümkündür, ama sizin hiçbir şekilde iktidarı elde edecek güce ulaşmanıza izin verilmez. Yargı, ordu, medya gibi araçlarla itibarınız yerle bir edilir. Refahyol hükümetini düşünsenize… Bir yıl bile tahammül edemedi 28 Şubatın darbeci oligarkları… Demek istediğimiz budur.

 

Hiç şüphesiz Türkiye bakımından anayasal olarak oligarşi söz konusu değildir. Zira 1982 Anayasası’nda devletin şeklinin cumhuriyet olduğu ve nitelikleri arasında halkın görüşünü esas alan demokratik, insan haklarına saygılı devlet, hukuk devleti gibi ilkeler de yer almaktadır. Açık bir şekilde ‘egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz’ (M. 6) hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla hukuken bir oligarşiden bahsedilemez. Oligarşik düzen hukuki olmaktan ziyade fiili bir durumdur zaten...

 

1950’ye kadar Türkiye’de tek parti yönetimi olduğu tarihi bir gerçektir elbette... Sonuçta ülkede bir devrim yapılmıştır ve devrimi yapanlar bu devrimlerin yerleştirilmesini önceliklemektedir. Niteliği gereği de devrimler böyledir. Yukarıdan aşağıyadır yani, aşağıdan yukarıya değil… Bu; Sovyet devriminde de böyle olmuştur, İran devriminde de... Çin için de aynı şey geçerlidir. Türkiye’de ‘İnkılap Tarihi’ adı altında bu devrimler lise ve üniversitelerde halen anlatılmaktadır malumunuz... Amacım bunun iyi ya da kötü olduğunu söylemek değil; fotoğrafı netleştirmek…

 

1950 sonrası, malumunuz üzere, seçimi halka çok daha yakın bir parti olan Demokrat Parti kazanmış, 10 yıl kadar da iktidarda kalmıştır. Bu arada tertiplenen çeşitli darbe girişimleri önlenmiş ama en sonunda o meş’um darbe başarılmış ve milletin derin vicdanında o gün açılan yara halen tam olarak kapanmamıştır. Bir başka deyişle halkın iktidarına daha fazla tahammül edilememiştir. Oligarşik düzenin temsilcileri; ‘yeter söz milletindir’e karşı, silah gücüyle son vermiştir.

 

Bu durumda yönetimin adının ‘cumhuriyet’ yani halka dayalı bir yönetim biçimi olmasının hangi önemi vardır ve darbeyi yapanlar bu darbeyi kim adına yapmışlardır. NATO adına yapılan ve (1980 darbesinde) ‘bizim çocuklar başardı’ övgüsüne mazhar olanların hangi cumhuriyet adına arkasında olacağız. Bunlara karşı durmak, bunları eleştirmek ‘cumhuriyet düşmanlığı’ değil, cumhura sahip çıkmaktır, sorumlu vatandaş refleksidir ama pek doğal olarak statükodan beslenen oligarkların bunu anlama ya da anlayabilse bile bundan yana olmak gibi bir durumları söz konusu değildir.

 

Eli sopalı olanlar doğal olarak her eleştiriyi, her tesbiti kendilerine tehdit olarak göreceklerdir. Zira oturdukları koltuğun kendilerine ait olmadığının onlar da farkında…

 

Eğer bu fotoğrafı göremiyorsanız birkaç ihtimal vardır;

-ya siz de oligarşiden besleniyorsunuz,

-ya aklınız bunu anlayamayacak kadar kıt aklınız var,

-ya halkı cahil gördüğünüzden aşağılıyorsunuz,

-ya saplantılı ideolojiniz sizi kör etmiş,

-veya da oturduğunuz koltuğu terk etmemekte ısrarlıysanız (afedersiniz) altınıza pislemişsinizdir. (bu bildiğim kadarıyla Hint atasözü)… Yani haksız ve hukuksuz olduğunuz halde millete yine milletin elinize verdiği sopayı gösteriyorsunuz demektir.

 

Belki çoğaltılabilir bu alternatifler ama sizin durduğunuz yanlış yeri değiştirmez… Bu durumda adı cumhuriyet yani cumhurun iradesine dayalı yönetim olan bu anlayış oligarşi değil de nedir… Eğer ‘iktidar’ olduğunuz ülkede, taktik, kritik ya da stratejik karar alamıyorsanız, siz sadece uzaktan kumandayla yönetilen bir müstemleke valisisiniz demektir. Buna karşı çıkmak da her sorumlu vatandaşın görevidir. Aksi halde statükodan beslenen mandacı zihniyetli bir bekçisi ve tetikçisisiniz demektir. (devam edecek)

 
Etiketler: HALİNDEN, MEMNUN, OLAN, KÖLELER, -, 4,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı