Yazı Detayı
18 Mayıs 2015 - Pazartesi 15:27
 
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Geçen yıl (2014) 24 Nisan'ın hemen arefesinde hükümet ezber bozan bir açıklaması hem iç hem de dış kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Zira özenle hazırlandığı belli olan açıklama, geçmiştekilere hiç benzemiyordu ve bu açıklamanın yapılması için ABD’nin ne diyeceği de beklenmedi. Açıklamada var olduğu zaten kabul edilen acılar, empati dili kullanılarak bir "taziye" ile paylaşılıyordu. Dünya kamuoyunu maalesef ikna etmiş olan Ermenilere karşı yeni bir hamle olduğu anlaşılan mesaj; Türkçe, Almanca, Batı Ermenice, Doğu Ermenice, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, Rusça, Arapça olmak üzere tam 9 dilde yayınlanmıştı.

Açıklama Cumhuriyet tarihinde bir ilkti. Gerçi Atatürk'ün yaşananları "fezahat" (alçaklık) olarak tanımladığına dair söylentiler olsa da, bu açıklama hiçbir zaman bir devlet politikasına dönüşmemişti. Ne zaman nerede söylediği, hatta söyleyip söylemediği dahi tartışmalıdır. (En kuvvetlisi 24 Nisan 1920 TBMM'dir). Ancak son açıklama mevcut devlet politikasında köklü değişiklikleri getirmektedir. Daha doğrusu şimdiye kadar savunulanlardan farklı olarak mevcut politikanın değiştirilmesi anlamı taşımaktadır. Açıklama özet olarak aşağıdaki gibidir;

"Kadim ve eşsiz bir coğrafyanın benzer gelenek ve göreneklere sahip halklarının, geçmişlerini olgunlukla konuşabileceklerine, kayıplarını kendilerine yakışır yöntemlerle ve birlikte anacaklarına dair umut ve inançla, 20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz. Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarının hangi din ve etnik kökenden olursa olsun, Türk, Kürt, Arap, Ermeni ve diğer milyonlarca Osmanlı vatandaşı için acılarla dolu zor bir dönem olduğu yadsınamaz. Adil bir insani ve vicdani duruş, din ve etnik köken gözetmeden bu dönemde yaşanmış tüm acıları anlamayı gerekli kılar. Osmanlı İmparatorluğu vatandaşı herkes gibi Ermenilerin de o dönemde yaşadıkları acıların hatıralarını anmalarını anlamak ve paylaşmak bir insanlık vazifesidir. Birinci Dünya Savaşı esnasında yaşanan hadiseler, hepimizin ortak acısıdır."Çağrıda tarih komisyonunun kurulması talebinin geçerliliğini koruduğu da vurgu yapılan diğer bir konudur."

Türkiye Ermenistan'a karşı benzer adımları geçmişte de atmıştı. Daha çok Yukarı Karabağ'dan kaynaklanan sorunlar nedeniyle Azerbaycan'a verilen desteğin bir göstergesi olarak kapatılan sınır kapılarının yeniden açılması ve ilişkilerin normalleştirilmesini öngören protokoller, daha sonraki gelişmeler nedeniyle rafa kaldırıldı. Ancak süreçte izlenen politika ve dünya kamuoyunun dikkatinin konuya yönelmesi, Türkiye'nin uluslararası alanda elini güçlendirdiğinden şüphe yoktur. Ermenilerin de Türklere yönelik bir kısım ön yargısı bu süreçte kırıldı. Diplomasi kanalı açıldı yani...

Anlaşmanın içeriği de iki taraf açısından gayet tatmin edici idi. Protokollere göre diplomatik ilişkiler kurulacak, Türkiye sınırlarını açacak, kara-hava-demir yolları kurulacak, Ermenistan da Türkiye ile olan sınırı resmen tanıyacak, (hali hazırda Türkiye'den toprak talebi söz konusu) iki ülke arşivlerini açacaktı. Ancak; Azerbaycan'ın gösterdiği sert tepki, Türkiye'nin anlaşmada açıkça ortaya konmamış olan hususları ileri sürmesi ve Ermenistan Anayasa Mahkemesinin anlaşmanın içeriğine gölge düşüren kararı gibi nedenlerle anlaşma bir başka bahara ertelendi.

Uluslararası politika realist olmayı gerektirmektedir. İşte Ermeni sorunu, İşte Kıbrıs Sorunu, işte PKK sorunu... Her üçünün de ülkemize ağır bedelleri olmuştur. Adeta dünya yokmuş gibi ortaya konan politikalar sonuç vermeyince, bu politikaların değiştirilmesinin bedeli çok daha ağır olmaktadır. Örneğin, yıllardır aslında siyasi olan PKK sorununu askeri yöntemlerle çözmeye çalıştık ve bedeli ülkemize hem doğrudan hem dolaylı, hem içerde hem dışarıda son derece ağır oldu. Politika değişikliği de aynı şekilde ve üstelik biraz da onur kırıcı bir görüntüde oldu. Bir başka deyişle Türkiye'nin sorunu çözememek bir tarafa, adeta masaya oturmak zorunda kalmış izlenimi vermesi, ülkemiz için diğer bir fatura oldu. Ama her şeye rağmen geç de olsa teşhisin doğru konulması, tedavinin de cevap vermesi ümitlerimizi tekrar yeşertmiştir.

Ermenistan'la ilişkiler konusunda henüz bu noktaya geldiğimiz söylenemez elbette... Ama Ermenistan'ın ısrarla sürdürdüğü politikası kendisi açısından sonuç vermiş gibi gözükse de, bölgedeki gelişmelere bağlı olarak aleyhine dönme ihtimali hala vardır. Bir taraftan Türkiye'nin her alanda güçlenmesi, bir taraftan Rusya'nın gerek Ukrayna gerek Kırım ve gerekse Suriye politikalarında Türkiye ve dünya kamuoyu ile ters düşmesi Rusya'yı bir çıkış yolu aramaya itebilir. Zira, bir taraftan Ermenistan'ın politikalarını büyük oranda Rusya'ya göre şekillendirmesi, diğer taraftan mevcut durumun karşı taraflarca (Türkiye ve Azerbaycan) kabul edilemez bir noktada olması Rusya'yı da bir çıkış aramaya zorlayabilir. Burada kurbanın Ermenistan olma ihtimali elbette vardır. Rusya'nın Ermenistan'ı da işin içine katma ihtimali, bir başka deyişle arkasındaki desteği çekmesi, dengeleri değiştirebilir. Bu tarihte yapılmamış değildir. Büyük güçler Ermenistan ya da benzeri ülkeleri her zaman bir yem olarak kullanmıştır. Bu gücü vardır ve Kırım’da olduğu gibi gerektiğinde kullanmaktan çekinmeyecek noktaya da taşıyabilmektedir.

Herkes bilmektedir ki, Ermenistan'ın tek başına politika üretme gücü yoktur. Bunu kendileri de bildiğinden küresel güçleri sürekli arkalarında tutmaktadırlar. Küresel güçlerin de hali hazırda bir denge unsuru olarak Ermenistan'ı kullanması, şimdilik sonuç verse de bunun sürdürülebilirliği her zaman mümkün olmayabilir. Zira Ermenistan bir İsrail değildir. Askeri gücü de siyasi gücü de ekonomik gücü de bölge ülkeleri nezdinde İsrail'inki ile boy ölçüşemez. Bir başka deyişle, Ermenistan İsrail'in aksine, bölgesel bir güç değildir.

Ermenistan; diasporanın ekonomik ve siyasi, Rusya'nın da siyasi ve askeri gücüyle ayakta durmaktadır. İsrail'in bile ayakta kalması önemli ölçüde ABD ile birlikte yürüttüğü politikalara bağlı olduğuna göre, bölgede dengelerin değişmesi, Ermenistan'ı yalnız bırakmayı gerektirirse, Ermenistan'ın tek başına işin içinden çıkması son derece güçtür. Ermeniler, Rus desteği olmasa, Azeri ordusunun karşısında bile duramazlar. Bunu Ermeni yöneticileri de bildiğinden, ekonomik olarak Rusya'nın öncülüğünü yaptığı gümrük birliğine dahil olmuşlardır. Dış sınırlarının güvenliğinde de Rus askerleri görev yapmaktadır.

Ermenistan'ın 10 milyar dolar gibi küçük bir ekonomisi vardır (Türkiye'nin ki 800 milyar dolar). Ekonomisi önemli ölçüde Rusya'ya bağlıdır. 3000-3500 dolar civarındaki kişi başına milli geliri ile Türkiye'nin üçte birinden daha azdır. % 20'lere yaklaşan işsizlik yanında, nüfusun % 35'inden fazlası açlık sınırının altında yaşamaktadır. 2.6 milyar dolar kadar milli bütçesi ile 1.5 milyar dolayında küçük ihracatı söz konusudur. Denize kıyısı olmayan ve dört ülkeyle sınırı olan Ermenistan Türkiye ve Azerbaycan'ın sınırı 1991 ve 1993'te kapatması nedeniyle ticaretini İran ve Gürcistan üzerinden yürütmektedir ve son derece düşüktür. Batıya açılan kapısı olan Türkiye ile ilişkileri düzeltmesi ise Ermenistan'a ekonomik olarak çok şey kazandıracaktır.

Ermenistan bölgesel enerji ve ekonomik işbirliklerinin de dışında bırakılmaktadır. Zaten sıkıntılı olan ekonomisi, bu global işbirliklerinin de dışında kalması nedeniyle nüfusu özellikle göçler dolayısıyla sürekli azalmaktadır. Sırf 10’binlerce Ermeninin Türkiye'de sel-sefil yaşadığı, küçük bedeller karşılığı en ağır işlerde kaçak olarak çalıştıkları hükümetçe de bilinmektedir. Ermenistan ekonomisi, halkının refahını yükseltecek bir zenginlik sunamamıştır. İdeolojik beslemelerle şimdiye kadar sürdürdüğü politikaları, bölgesel dengelerdeki kıpırdanmaya son derece duyarlıdır. Belki hatırlarsınız; Ermenistan 1990'lı yıllarda açlık sorunuyla bile karşı karşıya kalmıştı. Türkiye sınırı kapatmış olmasına rağmen, uluslararası baskıların da etkisiyle sınırlarını geçici olarak açmış, Ermenistan'a trenlerle buğday göndermişti. O süreçte ekonomik zorluklarla mücadele eden Rusya bu yardımı yapamamıştı.

İnsanlar konuşa konuşa anlaşırlar. Konuşmadan sorun çözülemez. Konuşmanın uluslar arası ilişkilerdeki karşılığının adı diplomasidir. Dünyanın özellikle Yahudi soykırımı nedeniyle çok hassas olduğu soykırım iddiasından Türkiye'nin bir an önce kurtulması gerekmektedir. Bu da doğal olarak inatlaşma ile olamaz, olmamıştır da zaten... Bu yüzden Türkiye'nin geçen yılki çıkışı uluslararası kamuoyunda ses getirmiştir. Bir anlamda Türkiye dünya kamuoyu nezdinde Ermeni iddialarına karşı bir gol atmıştır. Ermeni tarafının ise, ikna edici bir politika geliştirememiş olması, sürecin yavaş yavaş aleyhine dönebileceğinin de göstergesidir. 2015 yılında da politika devam ettirilmiş, Çanakkale’de onlarca devletin temsilcisine konu aktarılmıştır.

Barışa dönük adımların atılmasına en fazla Ermenistan'ın ihtiyacı vardır. Türkiye'nin ihtiyacı ise bölgede Azerbaycan'la yapılabilecek bir barış ve uzun vadede dünya kamuoyunun Türkiye aleyhine dönmesinden kaynaklanabilecek sıkıntıları bertaraf etmiş olması olacaktır. Yoksa zaten nüfusu az, alım gücü düşük, küçük bir ekonomi olan bu ülkeden Türkiye'nin ekonomik anlamda kazanabileceği pek az şey vardır.

 
Etiketler: GENOCIDE-V, (HÜKÜMETİN, SOYKIRIM, AÇIKLAMASI),
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Eylül 2019
KÜRESEL DÜŞÜN, YEREL ÇÖZ
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı