Yazı Detayı
05 Mayıs 2015 - Salı 11:37
 
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Türkiye çok ilginç bir ülke... Zira, çok hayati bir konu bile, üzerinden 24 saat geçmeden diğer hayati bir konu ile kamufle edilebiliyor. Bu durum, kimi zaman bilerek yani manipülasyon amaçlı, kimi zamanda hayatın doğal akışının bir sonucu olabiliyor. Doğal dedimse, normal anlamında kullanmadım. Böyle bir durumun "normal" olduğunu hiç sanmıyorum, ama alışık olduğumuzdan bize normalmiş gibi geliyor. Örneğin bir savaş ortamında silah sesleri doğaldır ama, normal değildir. İnsanların alışık olmasıdır onu normalmiş gibi gösteren...

Filistin'de, Suriye'de, Irak'ta, Mısır'da her gün onlarca kişinin kanına giriliyor. Hayatın olağan akışı içerisinden bir parçaymış gibi geliyor bize... Normal değil ama, kimsenin kılı kıpırdamıyor. 20 milyon insanın ölümünden doğrudan ya da dolaylı sorumluluğu olan Stalin'e atfedilen bir söz vardır; "bir insanın ölümü trajik, on insanın ölümü dramatik, bir milyon insanın ölümü ise sadece istatistiktir." Sıra dışı olaylar neredeyse bunun kadar "sıradanlaştı". hayatımızda...

Takip edenler bilir; bundan önce üç adet yazı aldım kaleme... Konu aynıydı; genocide, yani soykırım... Bu günkü konu da aynı... Türkiye için her yıl adeta kabusa dönen 24 Nisan ve Ermeni soykırımı iddiaları... Resmi bir görüş var ve biz onu savunmaya devam ettik uzun yıllar... Ama aslında, atı alanın Üsküdar'ı geçtiğini çok geç far ettik. Biz her ne kadar şöyle olmadı, böyle olmadı desek de; büyük ve küresel güçler çoktan politikalarını oluşturmuşlar ve konu, bir soykırımın olmadığına dair herhangi birisini ikna etme aşamasını çoktan geçmiş, politik bir araç olarak kullanılmaya başlamıştı bile...

Sömürgecilik sona erip küresel güçler bu ülkelerden fiilen ayrılınca, bu ülkeleri parçalara böldükten sonra zamanı gelince kullanabilecekleri sorunlar bıraktılar geride... Örneğin, Hindistan'dan çıkarken Hindistan-Pakistan arasında Keşmir sorununu, Irak-Kuveyt sorunu, İran-Irak arasında Şattül-Arap sorunu vb. bunlara örnektir. Türkiye'de de Doğuda bir Kürt ve Ermeni devleti kurma projesini hassas zamanlarda kaşımak üzere rafa kaldırılmıştı o dönemde... O hassas zaman geldi ve tabirimi mazur görün; tepe tepe kullandılar. PKK'dan bahsediyorum. Bunun bize neye mal olduğu hususunu mevzubahis etmeye bile gerek yok.

Ermeni sorunu da hali hazırda başımızı ağartan ve kullanılan böyle bir sorun. İlk zamanlarda ASALA adı altında terör eylemleri de yürüttüler. Sonra bu işlevi PKK'ya devrettiler. Biz ASALA'yı yok ettik derken, şekil değiştirerek yine koydular önümüze... Dünya 1990'larda değişirken ve koskoca Türk dünyası öyle ya da böyle "özgürleşirken" biz PKK ile meşguldük. Sorunu Turgut ÖZAL'ın çözmesine izin vermediler. Bu dönemde küresel tehdit SSCB ve Doğu Bloku tarihin çöp kutusuna giderken, neredeyse hiç bir politik hazırlığı olmayan Türkiye, bu fırsatı göz göre göre kaçırdı. Üstelik, Ermenistan da bağımsız bir devlet olmuş, henüz SSCB dağılmadan topraklarını genişletme faaliyetlerine hız vermişti. Süreç içerisinde, bana göre PKK ile işbirliği içerisinde, davalarını Türkiye'yi en zor noktaya getirecek safhaya taşıdılar. İşte yüzüncü yıl ve ABD gibi küresel bir gücün, "evet Ermenilere soykırım uygulanmıştır" demesine ramak kaldı. ABD sadece politik nedenlerle bunu şimdilik erteliyor. Türkiye'nin "biz yapmadık-etmedik, külliyen yalan" gibi suçluluk refleksiyle yaptığı savunmalar kendi halkını bile ikna etmekten uzak maalesef... Zira Türkiye'de soykırıma inanan, hatta bunu dillendiren o kadar geniş bir kesim var ki; "artık kabul edin gitsin" aşamasına geldi konu neredeyse... Oysa hakikat bundan çok daha farklı... O halde yeni, farklı ve ezber bozan bir hamle gerekli... Bu da cesaret, feraset ve basiret işi elbette...

Bir önceki yazımda "gerçekte ne olduğuna" dair düşüncelerimi paylaşmıştım sizinle... Ama bunun çok da fazla bir önemi yok. Zira ne olduğundan ziyade, ne “algılandığı” önemlidir. Bir başka deyişle Ermenilerin, ki bunlar sadece Ermenistan'daki Ermeniler değildir, algı operasyonu çoktan amacına ulaşmış... Zira; bu yüz yıllık süreç içerisinde, belki de azınlık olmalarının verdiği psikolojik etkiyle, bütün Ermeniler tek bir hedefe kilitlenmişlerdir. Sabırla yürüttükleri mücadelede 100. yılda neredeyse bütün dünyayı bu konuda ikna ettiler.

1923'te Cumhuriyet kurulduktan bir süre sonra tevhidi tedrisat kanunu çıkarıldı. Bu kanunla birlikte Osmanlı eğitim sisteminin belkemiğini oluşturan medreselerle birlikte, tekke ve zaviyeler de kapatıldı. Biz de çocuklarımıza öve öve anlattık bunları... Amaç belliydi; tornadan çıkmış tek tip insan yetiştirmek. Ama; devletin ver(me)diği eğitim ve öğretim dışında hiç bir eğitim ve öğretim verilememesiydi. Aksi davranışın cezası idamdı. Pek çok kişi idam edildi, pek çoğu da idamı göze aldı. Devlet iç güvenlik birimlerini; köy köy, kasaba kasaba alana tahsis ederek alternatif eğitimi engelledi ve ne eskiyi bilen ne de yeniye uyum sağlayabilen bir nesil çıktı ortaya... Eskiye düşmanlık o kadar ilerletilmişti ki, o paha biçilmez Osmanlı arşivleri hurda kağıt niyetine Bulgaristan'a satılmıştı. Adeta Hülagu ile yarışır hale geldiler. Durumu fark eden Bulgarlar, bunları muhafaza altına aldılar. Hali hazırda Osmanlı arşivlerinin önemli bir kısmının bu ülkede olmasının nedeni de budur.

Eğitimin adı milli idi ama kendisi hiç de milli değildi. Uzun yıllar sınırlı imkanlar batı tarzı resmi ideolojinin yerleştirilmesine seferber edildi. Yapılan bir beyin yıkama operasyonu idi. Küresel güçlerin Türkiye üzerindeki emellerini, derin planlarını ruhumuz bile duymadı bu süreçte... Kimbilir; belki de Lozan Anlaşmasının açıklanmayan maddelerinin gereği yapılıyordu.

Yıllar böyle geldi geçti. Ermenistan ve diasporanın bu faaliyetlerini ilk fark eden ÖZAL oldu ve kendi çapında önlem almaya çalıştı. Faaliyetlerini çok derinden yürüten Ermenistan ve Diaspora, SSCB'nin kavşamaya başladığı 1980'li yıllarda önce zayıf halka olan Azerbaycan'dan başladı işe... Yıpratma kampanyaları çok sürmedi. Sıcak savaş ve Yukarı Karabağ'la birlikte Karabağ dışında bir takım Azerbaycan toprağı Ermenistan kontrolüne geçti ve işgal halen devam ediyor.

Daha büyük güç olan Türkiye üzerinde ise uluslar arası yıpratma kampanyası son gaz devam etti. "Sonuç alamadılar ya da alamazlar" gibi hamasi söylemlerin içi boş... Hali hazırda aldıkları bir sonuç var zaten... Bir sonraki aşama o kadar da belirsiz değil. Mevcut Ermenistan Cumhurbaşkanı'nın kendisine küçük bir çocuğun Batı topraklarımızla birlikte Ağrı'yı da geri alacak mısınız sorusuna verdiği cevabın altında yatıyor plan: "Biz Karabağ'ı aldık, Ağrıyı da size bıraktık" mealindeki sözler... (Haberin doğrulanmadığını da eklemek isterim, ama hep böyledir zaten... Son aşamaya kadar açıkça ifade edilmez bunlar... 1991'deki bağımsızlık bildirgesinde Kars Anlaşmasıyla çizilen sınırları tanımadıklarını beyan etmeleri yanında, mevcut Ermenistan Anayasası'nın "Batı Ermenistan" olarak ifade ettiği Doğu Anadolu'yu Büyük Ermenistan sınırları içerisinde göstermişler ve bu emel gizli olmaktan çıkmıştır).

Ermenistan'dan rahatlıkla izlenebilen Ağrı Dağı (Ararat) kadim Ermenistan'ın kutsal bir parçası adeta... "Kaybedilen topraklar için doğal bir anıt" özelliği taşıyan Ararat ile ilgili figürler "devlet armasında" bile yer almaktadır. Bu da Ermenistan'ın ülkemizin topraklar üzerindeki uzun vadeli planın simgesel ifadesidir. Tedbirler güçlendirilmezse bunun hiç bir şekilde böyle olamayacağı iddiası boş bir hamasetin ötesine geçemez. Bir örnekle konuyu açıklamakta fayda var. Bir zamanlar Saddam Hüseyin'den köşe-bucak kaçan Talabani Irak Cumhurbaşkanı oldu, Barzani ise ilan edilmemiş Kürdistan devletinin başında... Saddam ise idam edildi. Anlatabiliyor muyum ne demek istediğimi...

Ama şükürler olsun ki bizim yöneticilerimiz Saddam kadar dar düşünceli değil. ÖZAL'ın başlattığı süreç sabote edildiyse de, belli bir fetret döneminin yaşanmasının ardından, sağduyu galip geldi ve silahlar susturulup, savaştan menfaat devşirenler bertaraf edildi. Büyük Ermenistan, Büyük Kürdistan ve hatta Büyük İsrail planının dibine çoktan kibrit suyu döküldü. Evet "Büyük İsrail"den bahsediyorum. Çok komplo geldi değil mi... Ama hiç kimse bütün dünyaya dağılmış Yahudilerin binlerce yıl sonra Filistin'de tekrar İsrail'i kuracağına ihtimal vermiyordu. Türkiye'ye içeriden ve dışarıdan yapılan cansiperane saldırıların nedeninin ne olduğunu zannediyorsunuz. Yüz yıllık planları bozuluyor. Bu planlarını uyguluyorken yine bizim insanımızı kullanıyor olmaları ve kullanılanların da bunun farkında olmaması ise ayrı bir tenakuz...

Küresel güçler her zaman kendimize en yakın zannettiğimiz kişilerle yaklaşırlar bize... Savaş bir hile değil midir aynı zamanda... Bunu hep yapmışlardır ve başarmışlardır da... Zira yabancısı olmadığımız insanlarla kapımızı çalıyorlar. İngiliz ajanı Lawrance'i düşünsenize... Yıllar yılı nasıl da o kadar insana imamlık yaptı. Onu kimse fark edemedi. Hedefine ulaşmanın akabinde ülkesine döndü ve hatıralarını yazdı.

Durum ciddi. Rehavet ise son demektir. Aslında 24 Nisan 2014'teki hükümetin yaptığı hamle bundan başka birşey değildir. 2015’te de bir şeyler yapıldı. İşte bütün bu planları bozan, altını boşaltan bu hamleler, bir ezberimizi daha bozdu, bir tabuyu daha yıktı. Ama başta bahsettiğimiz Türkiye'nin o yoğun gündemi yeterince tartışmamızı engelledi. 100. Yılını devirdiğimiz bugünlerde artık Ermenistan ve Diaspora Ermenileri en azından eskisi kadar iddialı ve inandırıcı değiller. Bir sonraki yazımızda bu konu üzerinde duracağız inşaallah...

 
Etiketler: GENOCIDE-IV, (HÜKÜMETİN, ÇIKIŞI),
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
14 Ekim 2019
SESSİZ ÇIĞLIK
07 Ekim 2019
‘OKU’MA…
01 Ekim 2019
Haraç mı Azaldı Yoksa Bağımsızlık mı Arttı
23 Eylül 2019
PAYLAŞMANIN GÜCÜ
09 Eylül 2019
KÜRESEL DÜŞÜN, YEREL ÇÖZ
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı