Yazı Detayı
27 Nisan 2015 - Pazartesi 13:56
 
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Doğrusu yüz yıldır tartışılan başlıktaki sorunun cevabını elbette ben veremem. Ancak bu konuda kamuoyu tarafından bilinenler ve bilinmeyenler var. Resmi tarihin sunularını kabul edecek değilim ama, Osmanlıyı felakete sürükleyen ittihatçıların dahi böyle bir eylem (soykırım) içerisinde oldukları iddiası kabul edilebilir değildir.

Peki o halde Anadolu'da yaşayan o kadar Ermeni nereye gitti. Buharlaşmadığına göre bir açıklaması olsa gerek.... Bir başka deyişle farklı rakamlar telaffuz edilmekle birlikte, 1.2 milyon civarında ve o günkü nüfusa oranı % 7-8 kadar olduğu kabul edilen Ermeni nüfusunun neden bugün 40-60.000'e kadar düştüğü sorusuna ikna edici bir cevap vermek gereklidir. Bunun pek çok açıklaması var elbet... Şimdi öne çıkanlar üzerine duralım.

Bir kere Ermenilerin bir kısmı tehcire tabi tutulmamış ya da tutulamamıştır. Tehcire tabi tutulanlar Gregoryan Ermenilerdi. Az sayıda da olsa Katolik ve Protestan Ermeniler tehcir kapsamı dışında tutulmuştur. (asıl kitlenin Gregoryan mezhebine mensup Ermeniler olduğunu unutmamak lazım. Ermenilerin esasen Gregoryan-bir tür Ortodoks- olduğunu, sonradan az bir kısmının misyonerlik faaliyetleri ile yeni bir mezhep hatta din olan protestanlığı benimsediği, az bir kısmının da Katolikliğe geçtiğini hatırlatalım. Mesela ülkemizde tanınmış gazeteci Etyen Mahçupyan katoliktir. Bir suikaste kurban giden Hrant Dink ise protestan idi). Ermenilerin yaşadığı Doğudaki bazı bölgeler o dönemde zaten Rus işgalindeydi. Bu yüzden tehcire tabi tutulamamıştır.

Anadolu'da Ermeni nüfusunun azalmasının bir nedeni de sonraki süreçte isteyerek ya da istemeyerek yaşanan göçlerdir. Tehcir sürecinde ve daha sonraki dönemde önemli denilebilecek düzeyde bir Ermeni nüfusu Türkiye'yi terk etmiş ya da terk etmek zorunda kalmıştır. Ekonomik öncelikler ve azınlıkların kendilerini güvende hissetmemeleri gibi nedenler, zaman içerisinde göçe yol açmıştır. Esasen Rumlara yönelik olan ve uluslararası literatürde "pogrom" olarak isimlendirilen 6-7 Eylül olayları, varlık vergisi gibi nedenlerle istem dışı göçler sonraki dönemlerde de yaşanmıştır. Bu süreçte Batı Avrupa ülkelerine ve özellikle de Fransa'ya yerleşen önemli sayıda Ermeni nüfusu vardır. Bugün, özellikle Fransa'da siyasete etki edecek güçte bir Ermeni nüfustan bahsedebiliriz. Ermeni terör örgütü Asala'nın en fazla ses getiren eyleminin Orly katliamı olduğunu ve bu havaalanının Fransa'da (Paris) yer aldığını hatırlatalım.

Diğer önemli bir kısmı ise ABD ve Kanada'ya göç etmiştir. Bugün 24 Nisan'da başımıza ekşiyenler sadece Ermenistan'daki yetkilileri değildir. Başta Fransa olmak üzere Batı Avrupa'da yaşayan Ermeniler ve ABD'deki Yahudi lobisinden sonra en etkili lobilerden birisi olan Ermeni lobisi konunun gündeme gelmesinde başı çekmektedir. Diaspora olarak ifade edilen Ermenistan dışındaki bu nüfus, Başkan'ı her 24 Nisan'da açıklama yapmaya mecbur ediyor ve henüz soykırım (genocide) dedirtememişlerse de ona yakın bir kavram olan büyük felaket (Ermenice Medz Yegern) kavramını kullandırmayı başarmışlardır. Maalesef o küçük Ermenistan nefeslerini ensemizde hissettirmektedir.

Peki Ermeniler başka nereye gitmişlerdir derseniz, ben de bugünkü Ermenistan'ı işaret ederim. Erivan merkezli bölge, aslında Osmanlının Revan Eyaletiydi. Yani bir Osmanlı toprağıydı. Süreç içerisinde İran'la el değiştirse de Ermenilerin buradaki nüfusu başlarda sadece % 5 kadardı. 1800'lü yıllarda Rusya'nın eline geçmesiyle birlikte yavaş yavaş artan nüfus, 500.000 kadar Müslüman'ın bölgeden 1890'larda zorla çıkartılması sürecini müteakiben, (her nedense bu konu hiç konuşulmaz) tehcirden kaçan ve sığınanlarla birlikte çoğunluğu elde etmişlerdir. Bir taraftan Anadolu'dan, bir taraftan da Kafkaslardaki karışıklıktan kaçan Ermeniler bu bölgede toplanmış ve Bolşevik İhtilali esnasında burada Ermenistan'ı kurmuşlardır. SSCB bir süre sonra bu bölgede kurulan Azerbaycan, Gürcistan gibi ülkelerle birlikte Ermenistan'ı da işgal edince ülke, SSCB'nin bir parçası haline geldi. Bu süreç 1991'de SSCB'nin dağıldığı tarihe kadar devam etti. Bir başka deyişle bugünkü nüfusu 3 milyon kadar olan Ermenistan'ın Anadolu Ermenileri tarafından kurulduğunu iddia etmek akla ziyan bir durum değildir.

Anadolu Ermenilerinin nereye gittiğine dair elbette başka cevaplar da vardır: Kripto Ermenileri mesela... Yani içimizde yaşayan, bilerek kimliklerini gizleyen ya da kimliklerinden haberi olmayan Ermeniler... Türkiye'de yaşayan kimliği açık Ermenilerden bahsetmiyorum elbette... Anadolu'nun her ilinde, ilçesinde, hatta belki de köyünde yaşayan Ermeni (ve Rumlardan) bahsediyorum. Bu kuru bir iddia değil. Türk Tarih Kurumunda belgeleri ve listeleri var. Çeşitli bilimsel çalışmalara konu edilmiş. Konu ile ilgili Master, doktora çalışmaları yapılmış. Ama bu çalışmalar belki son 25-30 yıla ait maalesef... Zira Türkiye için bir tabu olan bu konunun üstü geçmişte sürekli örtüldü. Ermeni iddialarının önü alınamaz hale gelince cesur siyasi liderlerimizden T. ÖZAL'ın konunun incelenmesi talimatı vermesi üzerine Türk Tarih Kurumu (TTK) arşivleri araştırmacıların emrine açıldı ve önemli bilgilere ulaşıldı. Bu konuda uzun dönem Türk Tarih Kurumu başkanlığı yapmış olan ve halen siyaset arenasında ismini zaman zaman duyduğumuz Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nun önemli katkıları olmuştur. İnsanın keşke TTK'nın başından alınmasaydı da görevine devam etseydi diyesi geliyor. Siyaset biraz bozdu onu.

Osmanlının çeşitli dönemlerinde buna benzer durumlar yaşanmıştır maalesef. Bunlardan birisi de dönme ya da sabetayist olarak bilinen toplumsal kesimdir. Aslında Yahudi olan Sabetayistler cezai müeyyideden kurtulmak için Müslüman olduklarını ilan etmişlerdir. Önemli devlet görevlerine gelip, etkili sonuçlar da aşmışlıkları vardır ve halen almaktadırlar. İnançlarından vazgeçmemişler, nesilden nesile bunu devam ettirmişler; ancak profesyonelce gizlemişlerdir. Kapani ailesi vardır mesela... Doğu Perinçek'in bu ailenin bir üyesi olduğunu hatırlatmam yeterli gelir diye düşünüyorum. (Eski Cumhurbaşkanlarından Fahri Korutürk ve Korutürk ailesinden diplomasideki pek çok kişi, Demokrat partili bakan Osman Kapani, Akademisyen Münci Kapani... bu ailedendir)

Ermeniler için tam olarak bunu söylemek doğru olmaz. Zira Savaş esnasında ve sonrası oluşan korku ortamı kaçamayanların toplum içerisine sinmesine neden olmuştur. 1915 öncesi ve sonrası çok derin düşmanlıklar yaşanmıştır. Bugün Anadolu'da "ermeni dölü" olarak ifade edilen hakaret ve aşağılamalar vardır. Ermeni bir anlamda kötüyü temsil eder bu kavrama göre ama, Anadolu insanının yaşadığı acıların da bir tezahürüdür.

1917'de Ermenileri emellerine alet eden Rusya Savaştan çekilince, Ermeniler ortada kalmışlardır. Osmanlı Devleti savaşı kaybetmiş olsa da Cumhuriyet ulus temelli kurulduğundan "Türk" ırkı dışındakileri yavaş yavaş bertaraf etme, ki buna Türk olmayan diğer Müslümanlar da dahildir, daha açık deyimle uzun vadeli "asimilasyon" politikasını uygulamaya koydu. Özellikle Kurtuluş Savaşı esnasında Anadolu'da kalan ve aslında çoğu kadın ve çocuk olan Ermenilerin bir kısmı evlat edinmek, bir kısmı ise evlenmek vasıtasıyla toplumun içine karışmıştır. Bir kısmı da korkudan sindi. Kimliğini gizledi yani... Bu o kadar sürdü ki bazıları Ermeni olduğunu hiç öğrenemedi. Bazıları ise ancak ölüm döşeğinde çocuklarına bu gerçeği ifade edebildiler. Hala bilip de çocuklarıyla torunlarıyla bu bilgiyi paylaşamayan geniş bir kesimin olduğu kabul ediliyor. Bu da Ermenilerin bu dönemde yaşadıkları korkunun bir yansıması... TTK arşivlerinde bu sayının beşyüzbin kadar olduğuna dair bilgiler mevcut. Dolayısıyla hali hazırda bir anlamda "Türkleşmiş" yani asimile olmuş olan bu Ermeni nüfusun büyük bir çoğunluğunun refah düzeyi de yerinde olduğundan, bilseler de böyle bir dertlerinin olacağını sanmam.

Peki hiç mi katliam olmadı derseniz, buna hayır olmadı diyemem. Ama aslında soykırım maksatlı olmayan, Ermenilerin ayaklanmalarının bastırılması esnasında bir anlamda savunma maksatlı çete operasyonlarında ve elbette otorite boşluğunun yaşandığı bu dönemde sivillere karşı hiçbir suç işlenmemiştir iddiası doğru olmaz. Bu Osmanlının son dönemi için de, TC'nin ilk dönemi için de (istiklal Mahkemelerini hatırlatmak isterim) böyledir. Ruslarla işbirliği esnasında Ermenilerin yaptığı katliamların bir intikamı olarak; zayıf düşen Ermenilere karşı toplum içinde hukuksuz bir takım eylemlere yol açmıştır. Ancak soykırım sistematik bir devlet politikasıdır ya da en azından devlet yetkililerinin soykırıma sessiz kalarak destek vermelerini gerektirir. Belki bu tür hukuksuzluklara yeterince etkili müdahale edilmedi ya da edilemedi, o kadar...

Bu dönemde sistematik bir devlet politikası olan soykırım değil, tehcirdir. Tehcir ise olağanüstü şartlarda yapılmıştır ve suçlu-suçsuz Ermeni nüfusu hedef aldığı için eleştirilebilir. "Ortak acı" demek daha isabetli olur bence... Osmanlının en ırkçı yönetimi olan, başta Ermenilerin de destek verdiği İttihat ve Terakkinin dahi sistematik böyle bir politikayı uyguladığına dair hiç bir kanıt yoktur. Dönemde uygulanan yukarıda ifade ettiğimiz nedenlerden dolayı bir zorunlu göç yaşanmıştır ve amaç hiç bir zaman nihai olarak Ermenileri toplu kıyım, yani soykırım olmamıştır. Ancak savaş istenildiği gibi sonuçlanmadığından gidenler geri gelememişlerdir ve elbette olağanüstü şartlardaki zorunlu göç ölüm ve acılara yol açmıştır.

Bizlerin bu gerçekleri dünya kamuoyu önünde dile getiremiyor olması bir tarafa Balkan Savaşlarındaki o acı ric'ati, ki beş milyondan fazla insan etnik temizliğe tabi tutulmuştur, 1862 büyük Çerkez zorunlu göçünü, Çeçen sürgünü, Kırım Tatarlarının bir gece içerisinde Stalin'in emriyle nasıl yurtlarından alınıp, hayvan vagonlarında aç ve açık bir şekilde Orta Asya steplerine-çöllerine bırakılmasını daha kendi halkımıza dahi anlatamıyor olmak, bize ayıp olarak yeter de artar bile...

 

 
Etiketler: GENOCIDE-III, (GERÇEKTE, NE, OLDU),
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı