Yazı Detayı
15 Ağustos 2016 - Pazartesi 10:38
 
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Şüphesiz en büyük tehlike atlatıldı. Bu; öyle-böyle bir tehlike değilmiş... Darbe sonrası süreç bunu bize öğretti. Eğer başarılı olsa idi, içinde yaşadığımız coğrafya 16 Temmuz sabahı bırakın ‘başka bir Türkiye’ye’, hepimiz 'başka bir ülkeye’ 'devlete' gözlerimizi açacakmışız. Bir diğer deyişle 15 Temmuzda yaşanan bir darbe girişimi değil, bir 'işgal girişimi' imiş. Abartıyorum değil mi... Ama neyse ki bu konuda pek çok konunun aksine yalnız değilim. Allah (cc) o gece milletimize engin bir feraset vererek oyunlarını bozdu. Bize de düşünmek için yeni bir fırsat verdi.

15 Temmuzun 'uluslararası bir işgal girişimi' olduğu yönündeki bilgiler ürkütücü... Kimler mi var koalisyonda...

Eğer işler yolunda gitseydi;

-İncirlikten Amerikalılar (42 helikopterin havalandığına dair bilgiler var)

-Güney Kıbrıs'taki üslerden İngilizler (Türkiye'deki İngiliz turistlerin can güvenliği bahane edilerek Kıbrıs'taki üslerde ve Akdeniz filosunda hazırlıklar yapıldığına dair bilgiler var)

-Suriye sınırından IŞİD (zaten onların gayri meşru çocuğu)

-Suriye istihbaratının mülteci kamplarına saldırısı

-Doğudan Ermenistan... (küçük bir ihtimal)

-Dahası da var...

Emme-basma tulumbaya ilk suyu koyabilselerdi at izi it izine karışacak ve geri dönüşü Suriye'den beter olacaktı. İç savaş çıktı diye uluslararası koalisyon Türkiye'ye hava saldırısı yapacak, Türkiye geleceğin dünyasındaki oyuncu rolünden çıkarılacak, bir yüz yıl daha köleliğe itilecekti. Türkiye bir kaç saatte duruma hâkim olunca Obama işgal güçleri armadasını (birçok ulustan oluşan ordu-basından) durdurdu… Şaka gibi değil mi... Ama öylesine büyük bir gerçek ki...

Ama tehlike kesinlikle geçmedi. İki türlü tehlikeden bahsediyorum. Her ne kadar 'en büyük tehlike atlatıldı' desek de bu sadece şimdiye kadar ki en büyük tehlike idi. Zira 17-25 Aralık operasyonları da bir darbe girişimi idi daha ilerisini toplum, hatta devlet hesap etmemişti. Dolayısıyla fiziki tehdit devam ediyor. Ama şükürler olsun ki; halk bu konularda 15 Temmuzdan öncesine göre çok daha duyarlı.

Benim üzerinde duracağım konu ikinci ve uzun vadeli tehlike ile ilgili. Malum 1923'te bu topraklarda bir şeyler oldu. Yunanlıları denize döktük, İngilizleri-Fransızları... kovduk, yepyeni bir devlet kurduk derken, 1924'te ilk icraat olarak İslam'ın sembolü halifelik kaldırıldı, 1928'de harf devrimi ile İslam’ın okunması ve öğrenilmesi yasaklandı ve nihayet 1937'de laiklik getirildi. Daha ötesi olmazdı zaten... Misyon bu şekilde tamamlandı.

Yeni kurulan devletin misyonu tam da bu kavram (laiklik) üzerine bina edildi. Geniş halk kitleleri bu kavramla baskı altına alındı. Yeter ki; İslam’a dair bir belirti olsun üzerinizde... Suçlanmanız için başka nedene ihtiyaç yoktu. Örneğin üniversitelere her kıyafetle, hatta yarı çıplak girilebilir ama başörtüsü ile girilemezdi. Boğazına kadar yolsuzluğa batmış bu güruh en son hamlesini 28 Şubat sürecinde yaptı. 2001'de yaşanan ağır ekonomik krizle durum açıklanamaz bir hal alınca da bir süreliğine sessizliğe gömülmek zorunda kaldılar.

Şimdi kendi kazanımları olmayan bu süreçten yeniden nemalanmaya çalışıyorlar. Sizce o gece bir tane tuzu kuru sokağa inmiş midir. Bence inmişlerdir, ama markete stok yapmaya, ATM'lerden para çekmeye, arabalarının depolarını fullemeye... O gece uyumamış da olabilirler; darbenin başarıldığını görmek için...

İşte bir kaç hatırlatma... Bir zamanlar Nuh Mete Yüksel diye bir adam vardı. Seks skandalına karışmış ve işlediği iddia edilen halt iş arkadaşlarının huzurunda şahitlik için kendisine gösterilmişti. Şimdilerde hiç bir şey olmamış gibi ekranlarda boy göstermeye başladı. Ben de cemaatle mücadele ediyordum ama görevden alındım diyor. Belki bu doğru, Çünkü o; kendisinin de ifadesiyle ilişki ağını bilmiyordu, mücadelesi de bugünkü yapıyla değil bu toplumun değerleriyle idi.

Vural Savaş, Sabih Kanadoğlu size neyi hatırlatıyor... Eminim ki bir hukukçuyu hatırlatmıyordur. Militan demokrasi deyince kim aklınıza geliyor. Başbakanı şu kadar saat dinlemeye tahammül ettim demişti Yekta Güngör Özden... Ve o da hukukçuydu. Ekran ekran dolaşır, derin devletin temsilcisi olarak ahkâm keserdi.

Bugün Yargıtay, Danıştay gibi kurumlarının başkanlarını sıradan insan bilmez. Ama bir kaç yıl önce parti lideri gibiydiler... Aranızda genelkurmay başkanının ses rengini bilen var mı? Bir de İlker Başbuğ ya da Yaşar Büyükanıt desem... Adamlar genelkurmay başkanı değildi de devlet başkanıydılar adeta… Sürekli beyanat verirlerdi basına... Eskiden partiler iktidar olur ama muktedir olamaz denirdi. Çünkü bazı alanlar halkı temsil eden siyasetin tamamen dışında yüksek bürokrasinin, kim bilir yabancı devlet ve kurumların yetki alanında idi. Artık hükümetler muktedir ve belki de uluslararası saldırının sebebi bu...

Diğer büyük bir tehlike ise, malum habis yapı 'cemaat' diye isimlendirilmesi nedeniyle, diğer cemaatlerin de benzer nitelik taşıdığı, dolayısıyla devlet yönetiminde hiç bir şekilde yer almaması gerektiği yönünde oluşturulan algıdır. Diğer kavramlarda olduğu gibi ‘cemaat’ kavramını da kirlettiler. Bazıları fırsat bu fırsat deyip tertemiz cemaat ilişkilerine saldırıyor. Sanki ihanet çetesi onların prototipi... Hiç gördünüz mü yan yana onları da, krizi fırsata çevirmeye çalışıyorsunuz. 2011 seçimi öncesinde Maneviyat bahçemize dadanmış domuz sürüleri dendiğinde de kimse ne dendiğini anlayamamıştı.

Bunların 28 Şubat sürecinde kiminle oldukları ortada... Belki bilmeyen vardır. FETÖ liderinin CIA'nın karanlık yetkilisi Graham Fuller ile ilk görüşmesinin yılı 1964... Bir başka deyişle yapı baştan beri misyonlu... Sadece evrilmesi beklenmiş o kadar... Yine aynı dönemde iktidar partisine karşı nerede durduklarını bilmeyen yok. Onlar bir tarafta, diğer bütün cemaatler diğer tarafta idi. Hiç bir zaman diğer cemaatlerden destek alamadılar. Ama güçleri yetmedi bunu geniş toplum kesimlerine duyurmaya...

Anadolu nasıl Müslüman oldu sanıyorsunuz. Bugün Horasan erleri diye bilinen ismini cismini bilmediğimiz tasavvuf erbabı eliyle, Müslümanlıkla tanıştı. Coğrafyanın orasında burasında yatan alperenler, onlar adına oluşturulan türbeler, tekkeler biraz da bu yüzden önemlidir halk nezdinde...

Kimse iradesini kiralamamıştır gerçek cemaat ilişkisinde. Bakın gerçek bir hoca efendi me diyor; “… hepiniz ayrı ayrı lider olun, …. Tek bir kişiye bağlanmayın,… bana da bağlanmayın,… sonra üzüm salkımı gibi sizi bir yerden alıp bir başka yere taşırlar…”

(http://www.haber7.com/medya/haber/1411209-esad-cosan-24-sene-once-uyarmis) Halen var olan tasavvuf büyükleri sadece Allah'a yakınlıkları nispetinde ehemmiyetlidir. Bu da her şeye hemen itirazı ortadan kaldırır. Örneğin bugün Cumhurbaşkanının bildiğini biz bilebilir miyiz? O halde aklımıza yatmayan şeye hemen itiraz etmemek gerekir. Ama bir aşamada açıklanamaz bir hal almışsa, durum farklılaşır elbette.

Demem odur ki; 1923'ten beri ensemizde boza pişirmiş ve artık toplumda bir karşılığı da olmayan azınlık 'güruh' süreci eski gücünü yeniden kazanmak için fırsat olarak değerlendirme gayretinde... Buna fırsat vermek Türkiye'nin, bir yüz yıl daha kaybetmesi demektir.

 
Etiketler: GELİYORUM, DİYEN, TEHLİKE...,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı