Yazı Detayı
06 Ocak 2021 - Çarşamba 09:39
 
Fikri Sağlar, Parka ve Türban
Ahmet Yaşar Zengin
ahmetyasarzengin61@gmail.com
 
 

Değerli okuyucularım,

70’li, 80’li ve 90’lı yıllarda askeri parka ve türban, taraf olan görüşlerin simgesi olarak kabul görmüştü. Her iki giysi de mahalle baskısı görüyordu. Daha doğrusu her iki giysiyi de kullanmak cesaret göstergesi olarak düşünürsek biraz da inat meselesi idi… Asıl konumuza dönelim:

 

Türban konusunda maksadını aşan bir açıklama gündeme oturdu. Bugüne kadar yasanın verdiği yetkiyi,  kötüye kullanan kamu görevlisini görmedim. Ama bunun yanında 90 lı yıllarda tersi örnekleri gördük. Türban takanlara, 90’lı yıllarda neler yapıldığına bakalım:

 

  1. 1.Okula alınmayan başörtülü kızların mahkemeye koştuklarını gördük,
  2. 2.Askerde çocuğunun yemin törenine alınmayan anneleri gördük,
  3. 3.Kep töreninde üniversite kampusuna sokulmayan anneleri gördük,
  4. 4.İstanbul Üniversitesinde açılan ikna odalarını gördük,
  5. 5.Başını açmazsan seni muayene etmem diyen doktorlardan hesap sorulmadığını gördük,
  6. 6.Mahkeme salonuna, başörtülü sanıkları ve avukatları sokmayan yargıçları gördük,
  7. 7.Başını açmadığı için stajı yaptırılmayan hâkim, savcı ve avukat adaylarını gördük,

 

Örnekleri çoğaltabiliriz. Bugün geçmişteki örneklerden hangilerini yaşadık?  Türban konusunda kurulan cümle  “Yavuz hırsız ev sahibini basar” deyimini hatırlattı.

 

Fikri Sağların, maksadını aştığını düşündüğüm cümleye geçmişte yaşadığım olay ile cevap vermek istiyorum:

 

Belki güleceksiniz ama 1970’li yıllarda giyilen yıpranmış askeri parka, rejimi tehdit eden bir siyasi simge olarak düşünüldüğü için yıpranmış askeri parka giyenlere şüphe ile bakılırdı. Anlatalım:

 

  1. 1. Yıpranmış askeri parka giyenler de komünist olarak kabul edilirdi…
  2. 2.Birisi yıpranmış askeri parka giydiği zaman işte bu komünisttir denirdi…
  3. 3.Birileri, yıpranmış askeri parka giyenlere karşı devrimci gözü ile bakardı…

 

Parka Giyenlere neden şüphe ile bakılırdı?

 

 Parka giyenler, devleti ele geçirip, devrim yapıp mevcut düzeni değiştirme ihtimallerinin olduğu kaygısıydı… 1960 darbesi, 1971 muhtırası, 1980 darbesi, 28 Şubat post modern darbesi süreçlerinde olduğu gibi… Yani karşı mahallenin korkuları yersiz değildi. Korkuyu tetikleyen örnekler yaşandığı için… Gelelim yaşadığım olaya:

 

Liseden yeni mezun olmuştum. Hayatı pek bilmiyordum. Kimin, kime düşman olarak gösterildiğini de anlamıyordum. Çaykara Ülkü Ocağı başkanıydım. Duygularımla hareket ediyordum. Dolayısıyla hoşuma giden elbiseyi de giymekte tereddüt etmezdim. Bu nedenle bir arkadaşımdan altı liraya yıpranmış askeri parka satın aldım ve hevesle sırtıma geçirdim…

 Arkadaşlarım,

  • Komünist oldun, biraz daha ileri gittiler, vatan haini oldun dediler…
  • Niye?
  • Bu yıpranmış askeri parka rejim düşmanlığının bir işaretidir. Bu parka rejimi sıkıntıya sokan bir giysidir.

Aldırış etmedim. Çünkü yıpranmış askeri parka giymek hoşuma gidiyordu. Kim ne derse desin. Ben rejime karşı değilim.

 

Türkiye’de dönen dolapları ve uygulanan siyaseti de bilmediğim için kimseyi dinlemiyordum. Söz konusu parkayı asker giydiği zaman sıkıntı olmuyor da sivil giydiği zaman niye sıkıntı oluyor? İşte bu düşünce ile Trabzon’a gittim. Meydanda dolaşıyordum. Bir polis, yakamdan tuttuğu gibi karakola götürdü…

  • Sen komünistsin!
  • Hayır, ben komünist değilim! Çaykara Ülkü Ocağı başkanıyım. Komünist olmam mümkün değil!
  • Bu parka seni ele veriyor, nerde toplanıyorsunuz?
  • Hiçbir toplantıya katıldığım yok, sadece parka hoşuma gittiği için giyiyorum,
  • Nerde okuyorsun?
  • Liseyi bu sene bitirdim. Dershaneye gideceğim. Onun için Trabzon’a geldim…
  • Kiminle işbirliği halindesin?
  • Hiç kimse ile bağlantım yok. Dedim ya sadece parkayı sevdiğim için giydim.
  • Hangi düşünceye sahip olursan ol bu parkayı giyenler, devletin rejimine düşmandır.

Çocuk olduğum için beni çok sıkıştırmadılar. Çay ikram ettiler… Biraz da nasihat ettiler…

  • Şimdi sana kefil olacak birisinin adını verebilirsen, senin hakkında hiçbir işlem yapmayacağız.

Daha önce Çaykara Adalet Partisi’nin Gençlik Kolları’nın yönetim kurulundaydım. Adalet Partisi’nden Çaykara belediye başkanı, Kâzım Kofoğlu aklıma geldi…

  • Çaykara Belediye başkanına sorabilirsiniz nasıl birisi olduğumu?

 

Polis, karakolun telefonundan Kâzım Kofoğlu’nu yanımda aradı ve benim düştüğüm durumu anlattı… Belediye başkanı Kâzım Kofoğlu, kefil oldu ve beni bıraktılar ama altı liraya aldığım parkaya da el koydular… Gelelim asıl konuya:

 

Fikri Sağların kurduğu cümle maksadını aşan bir cümledir. Çünkü geçmişte

başını açmadığı için muayene etmeyen doktorların başı açıktı… Diğer taraftan da başı kapalıları muayene eden doktorların da başı açıktı… Demek ki hakkaniyetle görev yapma veya yapmama aşkını türbanla izah etmek mümkün değildir.

 

Olumsuz bir icraat olmadan, olumsuz konuları gündeme getirmek demek “Yavuz hırsız ev sahibini basmak” demektir…

 

Fikri Sağlar, geçmişte bazı olumsuz icraatlar oldu. Devlet hoş olmayan davranışlar karşısında başörtüsünden dolayı mağdur olanların hakkını devlet, korumadı. Bugün geçmişten intikam için ifrat noktasında olan kişiler yanlış bir hareket yapabilir. Bu nedenle devlet vatandaşın hakkını korusun deseydi, herkes tarafından kabul görebilirdi…

 

Evet, bugün podyumlarda hem türbanı hem de askeri parkayı mankenler gururla tanıtıyor ve mağazaların vitrininde yer alıyor…

 

Bugün;

  1. 1.Türban takmayan kızların okula sokulmama durumu olmadı,
  2. 2.Askerde çocuğunun yemin törenine katılamayan anneler yok,
  3. 3.Kep töreninde üniversite kampusuna sokulmayan anneleri duyamadık,
  4. 4.İstanbul Üniversitesinde açılan ikna odalarını göremedik,
  5. 5.Başını açmazsan seni muayene etmem diyen doktorlara rastlayamadık,
  6. 6.Mahkeme salonuna, başörtüsüz sanıkları ve avukatları sokmayan yargıç göremedik,
  7. 7.Başını açtığı için stajı yaptırılmayan hâkim, savcı ve avukat adayları yok,
  8. 8.Layıklık de gitmedi, komünist rejimi de gelmedi,

Selam ve saygılarımla…

 

 

 

 

 

 
Etiketler: Fikri, Sağlar,, Parka, ve, Türban,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
02 Mart 2021
28 Şubat’ın Maliyeti 381 Milyar Dolar
25 Şubat 2021
Boğaziçi Üniversitesi, İddialar ve Mütevelli Heyeti
12 Şubat 2021
Boğaziçi Üniversitesi ve Yorumlar
10 Şubat 2021
Boğaziçi Üniversitesi ve Öğrenciler,
07 Şubat 2021
İBB’de 11.706 kişi İşini Kaybetti, Doğru mu?
27 Ocak 2021
Demirtaş’ın, Hiç Suçu Yokmuş…
20 Ocak 2021
Sözde Cumhurbaşkanı
30 Aralık 2020
Emperyalist Güçler ve Milli Duruş
22 Aralık 2020
S400 ve Hava Savunma Sistemi
17 Aralık 2020
Yeni Düzende 'Türkiye'
09 Aralık 2020
PARLAMENTER HÜKÜMET SİSTEMİNİN SİCİLİ BOZUK MU
03 Aralık 2020
Katar ve Küresel Finans Sistemi
28 Kasım 2020
Adalet Yürüyüşü ve Reform
23 Kasım 2020
Bülent Arınç ve Demirtaş’ın Kitabı
14 Kasım 2020
Berat Albayrak’ın İstifası ve Ekonomi
03 Kasım 2020
Toryum madeni
26 Ekim 2020
Ümit Özdağ, Buğra Kavuncu ve İYİ Parti
20 Ekim 2020
Küresel Çete veya Küresel Sermaye
12 Ekim 2020
Dağlık Karabağ, Azerbaycan’ındır!
29 Eylül 2020
HDP’nin Sokağa Daveti ve Kobani Olayları
25 Eylül 2020
Tarikat ve Cemaatler
18 Eylül 2020
Medya, Biraz da Halkın Avukatlığını Yapın!
06 Eylül 2020
1000 Günde Atatürk
31 Ağustos 2020
Hainlik Olsun Diye Sordun
20 Ağustos 2020
Joe Biden ve Muhalefet
14 Ağustos 2020
Sayın Muharrem İnce,
12 Ağustos 2020
Yunanistan’ın Anladığı Dil
04 Ağustos 2020
“Din ve Atatürk” Gibi Ortak Değerler
27 Temmuz 2020
Ayasofya’nın Ardından Prof. Dr. Ali Erbaş
20 Temmuz 2020
Atatürk, Ayasofya’yı Neden Müze Yaptı?
16 Temmuz 2020
Milli Üretim, Milli Duruş
12 Temmuz 2020
İlhan Kesici ve İBB
07 Temmuz 2020
Çoklu Baro Düzenlemesi
25 Haziran 2020
Muhalefetin, Yine Projesi Yok…
17 Haziran 2020
Türkiye’nin, Libya’da Ne İşi Vardır?
07 Haziran 2020
Yargı Paketi
02 Haziran 2020
Öz Eleştiri
23 Mayıs 2020
Evrensel Hukuk
18 Mayıs 2020
Halkın Derdi, Din ve Laiklik Değildir!
11 Mayıs 2020
Darbe ve Tehdit İması
06 Mayıs 2020
Darbeye Hayır!
17 Nisan 2020
ABD, Bağımsızlığını İlan Etmiş…
08 Nisan 2020
Korona Virüs İle Hızlanan Savaş
02 Nisan 2020
Korona Virüs ve Charlotte kuralı
08 Mart 2020
Mağdur Ediliyor Algısı
24 Şubat 2020
“Papalık” Makamı Lağvedilsin! ve “Hristiyan Terörist” İfadesini Kullanalım...
22 Şubat 2020
Seni Yarattım Ya!
12 Şubat 2020
Boğaziçi aşireti ve Bugünkü Bürokratlar
08 Şubat 2020
Üçüncü Hava Limanını Kapatalım (!)
17 Ocak 2020
Arap Baharı Yazı Dizisi (3)
13 Ocak 2020
Arap Baharı Yazı Dizisi (2)
11 Ocak 2020
Tunus Arap Baharı
07 Ocak 2020
ABD öldürdüğü İçin Sevinemedim… Neden?
04 Ocak 2020
Algı Üretenlere Kızmayın, Belgeler ile Olumsuz Algıyı Çürütün
01 Ocak 2020
Sinan Aygün ve Mansur Yavaş Tartışması
30 Aralık 2019
Tank Palet Fabrikasını Doğru Anlayalım!..
27 Aralık 2019
Kanal İstanbul ve Batı
04 Aralık 2019
Kanal İstanbul ve CHP’ye Kumpas…
29 Kasım 2019
Siyasi Bürokratlar, Siyasi Liderlere Eksik Bilgi Veriyor…
14 Ekim 2019
YPG, PKK, DAEŞ ve Siyasal Meşruiyet
16 Eylül 2019
Saray, 'Aba Altından Sopayı Gösterdi'
22 Ağustos 2019
Terör Faaliyetleri Karşısında Demokrasi mi?
10 Temmuz 2019
AK Parti, Kan Kaybetti… Neden?
28 Mayıs 2019
Kushner’in Ekibinde, Türkiye’den Hangi İsimler Yer Alıyor?
18 Mayıs 2019
Reis Dönemini Bitirmek mi?
12 Nisan 2019
Her İki Başkan Adayı, Benim Gönlümde Meşru Başkan Olmayacak…
20 Mart 2019
AK Parti, Sizin Eseriniz Değil Midir?
11 Mart 2019
HDP, Kürt Vatandaşlarımızı Temsil Etmek İstemiyor…
18 Şubat 2019
AK Partinin Medyası Yoktur…
10 Şubat 2019
“Evangelist” ve “Evangelistler”
04 Şubat 2019
Allah, Siyasi Liderlere Sabır Versin…
17 Aralık 2018
AK Partinin Bürokrat Tipi Yerel Yöneticileri
20 Ekim 2018
ABD, CEMAL KAŞIKÇI’YI ÖLDÜRTMÜŞ OLABİLİR Mİ?
09 Ekim 2018
Moskova, Pekin, Ankara ve Tahran Hattı
26 Temmuz 2018
Sayın Milli Eğitim Bakanına;
18 Temmuz 2018
Gezi Olayları, Irak, Bölgesel ve Küresel Dinamikler
27 Haziran 2018
Hoş Geldin Yeni Sistem, Hedefimiz 2071
01 Haziran 2018
DOLAR, NEDEN AMERİKA'NIN PARASI DEĞİLDİR
14 Şubat 2018
Allah'ı Memnun Et, Gerisine Karışma Evladım!
06 Şubat 2018
15 Temmuzdan Sonra Türkiye'nin Ordusunda Komutan Kalmadı (!)
16 Ocak 2018
Araplar, Bizi Arkadan Vurdu…
25 Aralık 2017
Amerika’nın Hegemonya Krizi ve Karşı Hegemonya
20 Aralık 2017
İstanbul’a Sahip Çıkmak ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Barışçıl Kararları
09 Aralık 2017
ABD'nin Kudüs Konusundaki Kararını Kınıyorum
08 Kasım 2017
Dalkavuğun Lidere Baskısı
23 Ekim 2017
İsrail ve ABD’nin Tuzağı, Tuzağı Göremeyen Barzani…
09 Ekim 2017
Dünya, Yeniden Şekilleniyor veya Amerika, Kalp Krizi Geçiriyor…
05 Ekim 2017
Bireysel Özgürlükler
03 Ekim 2017
İnsan Sevdiğine Küser
07 Ağustos 2017
Batı ve Batı Hayranı Boğaziçi aşireti
26 Temmuz 2017
Neden CHP?
16 Temmuz 2017
Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Küçük Esnaflar
12 Temmuz 2017
Adalet Yürüyüşünün Amacı; Terör Örgütlerini Barışçı, Hükümeti Kavgacı Göstermek…
03 Temmuz 2017
Ortadoğu’da ABD’nin Ne İşi Vardır?
24 Nisan 2017
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve CHP
10 Nisan 2017
Okuma Yazma Bilmeyen Dışişleri Bakanı
05 Nisan 2017
Faşist Liderlerin Demokrasi Mazereti (!)
10 Mart 2017
Sayın Başbakanım ve Cumhurbaşkanım,
20 Şubat 2017
Referanduma Bir Adım Kala - 3
11 Şubat 2017
Referanduma Bir Adım Kala – (2)
27 Ocak 2017
Referanduma Bir Adım Kala – (1)
16 Ocak 2017
Galü Beladan Başlama ve Anayasa Değişikliği Teklifi
07 Ocak 2017
Batı’nın Derdi DAEŞ Değildir!
24 Aralık 2016
Birinci Dünya Savaşında Rusya Kışkırtıldı, Osmanlı Savaşa İtildi
07 Aralık 2016
Toplumda İnfial Yaratmak İsteyen Bazı Bürokratlar…
20 Kasım 2016
Donald Trump ve Derin Güçler…
09 Kasım 2016
Suç Duyurusunda Bulunuyorum…
03 Kasım 2016
Başkanlık Hükümeti
19 Ekim 2016
"İnce Eleyip Sık Dokumak"
03 Ekim 2016
Birlik ve Güç
22 Ağustos 2016
Amerika, Gülen’i Verir Ama…
20 Ağustos 2016
“HER ŞERDE BİR HAYIR VARDIR”
30 Temmuz 2016
Devlet “Kılı Kırk Yaran Bir Hassasiyet” Göstermelidir…
17 Temmuz 2016
Cumhurbaşkanı Benimdir!.. Devlet Benimdir!..
23 Haziran 2016
DAMAT FERİT PAŞA – SELADDİN DEMİRTAŞ
07 Mayıs 2016
Turgut Özal, Hilmi Özkök ve Ahmet Davutoğlu
19 Nisan 2016
Terörü, Destekleyenler de BEDEL Ödemelidir!
Haber Yazılımı