Yazı Detayı
06 Şubat 2018 - Salı 08:34
 
FAŞİZM – FANATİZM - 2
Doç. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

(Geçen haftadan devam)… Sürekli kafasına vurulan halk köylerinden çıkmış, ben de varım diyordu. Süreçte yaşanan ağır (ekonomik) kriz (2001), yönetilemeyince hâkim güçlerin bir taviz daha vermeleri zorunlu olmuştu. Eğer barajın önünü açmazlarsa durum çok fena olacaktı zira... Tabandan gelen baskıyı “zaman kazanmak için” göğüslemek zorunda kaldılar. Amerika’dan ithal ettikleri ve o zamana kadar adı duyulmamış “ekonomist” ülkeyi IMF’ye bağlayıp, nefes almasına yardımcı olduysa da aralarındaki kavganın ayyuka çıkması seçime gitme mecburiyeti doğurdu.

 

Alttan alta gelişen halk hareketi partileşmişti bile… Onlar da belki tahmin etmiyorlardı ama 2.5 yıl sonraki seçime katılmak üzere oluşturulan parti, daha bir yaşını bile doldurmadan kendisini seçim sathı mailinde buldu. Kim bilir, erken seçim belki de “sezinledikleri tehlikeyi” bertaraf etmeye dönüktü. Ne kadar uğraştılarsa olmadı. Halk darbecileri ve darbe sonrası oluşturulan şişirilmiş politikacıları tasfiye etmişti. Ama bedelin bu kadar ağır olacağını onlar da tahmin edememişti. Yine eski faşizan yöntemlerle ön alabileceklerini, halkı sindirebileceklerini düşündüler. Çok değil seçimden altı ay sonra da darbe planları yapmaya başlamışlardı. Ama halk bir daha aynı delikten ısırılma niyetinde değildi.

 

Darbe planları bir tarafa, eski alışkanlıklarından diğer birini daha devreye soktular. Bu en tehlikeli ve kuvvetli “darbe” olacaktı: Parti kapatma davası… Hep onlar önlem alacak değildi ya… Bu sefer de Anadolu çocukları önlem almıştı. Darbecilerin bu klasik ayak oyununu bilen Anadolu insanının Meclisteki çoğunluğu anayasayı değiştirerek, işbirlikçilerin bu “kılıfına uydurulmuş” yeni darbe planını suya düşürdü. O zamana kadarki en büyük tehlike atlatılmıştı. Eş zamanlı olarak başlatılan darbe soruşturmalarıyla psikolojik üstünlük de Anadolu çocuklarının eline geçmişti. Artık darbeciler kendilerini kurtarma derdine girmişti. Kirli planlar deşifre olunca, hepsi demir parmaklıkların arkasında buldu kendilerini… Bunu hiç hesap etmemişlerdi. Öyle ya onlar bu ülkenin kurucusu ve sahibiydi… Her kim gelirse gelsin onların iktidarından eksilen bir şey olmuyordu bu zamana kadar… Ama bu sefer böyle olmadı. Kefeniyle gelen Anadolu çocukları pek gözü kara çıkmıştı. İçeriden de dışarıdan da gelen “höt” seslerine aldırış etmedikleri gibi kulaklarından tuttukları gibi paketlenmişlerdi...

 

Dünya kamuoyu önünde siyasi popülaritesi artan bir Türkiye, ekonomik olarak da “şaşırtıcı” noktaya gelince, her seçimde artan desteğiyle Anadolu çocuklarının kurduğu parti 50’lere merdiven dayamıştı. Türkiye’nin el pençe duran liderlerinden eser kalmamıştı. Kasımpaşalı bütün dünya kamuoyu önünde, her şeyini bölgede Türkiye’ye borçlu olan İsrail’in Cumhurbaşkanını paylamış, muhataplar gıkını bile çıkaramamıştı. Üstelik öç almaya dönük sonraki ataklarından dolayı da özür dileyip tazminat ödemek zorunda kalmışlardı.

 

Artık darbeciler de anlamıştı ki, yeni ve tamamen farklı bir yöntem bulmaları gerekiyordu. Stepnede beklettikleri ne güneydi. Öyle ya boş yere mi büyütüp beslemişlerdi bu güne kadar onları… Yıllarca yedekte beklettikleri “ılımlı, barışçı, dünyaya açılmış ve diyaloğa açık İslam anlayışını” halk planlarını anlayıp boşa çıkarınca devreye koymanın zamanının geldiği kanaatine vardılar. Yiğit Anadolu halkı, tamamen yeni örgütü çözemeden ‘hukuk darbesiyle’ yüz yüze geldi. Darbecilerin o zamana kadar geliştirdikleri en büyük silah da ellerinde patlamıştı. Zira başarısız olan hamle deşifre olmalarından başka bir işe yaramamıştı.

 

Türkiye; üzerinde sürekli planların yapıldığı, güçlendiğinde neleri başarabileceğini göstermiş “misyonlu” bir ülke… Ancak Türkiye’de hükümet olunsa da “iktidar-muktedir” olunamıyordu. “İktidar-muktedir” olmaya çalışanlar ise bedelini ağır ödemişti. Yani Türkiye’de aslında iki adet “iktidar” vardı. Bunlardan birisi bildiğimiz iktidar, yani hükümetler… Bir diğeri ise dokunulmazlığı olan, bildiğimiz anayasa ve yasa ile bağlı olmayan “kırmızı kitaplarda” “kara kitaplarda” var olan kurallara göre misyon üslenmiş ve dış bağlantılı gizli hükümet, yani derin devlet… (soğuk savaş dönemlerindeki kontrgerilla ya da gladyo yapılanmasını düşünün). Asıl söz sahibi yani “iktidar-muktedir” de bu yapı idi. İçerideki işbirlikçilerin kimisi asker, kimisi polis, kimisi iş adamı örgütü, kimisi işçi örgütü, kimisi medya patronu, kimisi siyasi bir parti, kimisi “sivil toplum örgütü”, kimisi sağcı, kimisi solcu, kimisi yasa dışı örgüt mensubu, kimisi “sıradan saf vatandaş,” kimisi milliyetçi, kimisi ulusalcı, kimisi demokrat, kimisi liberal, kimisi “muhafazakâr” ve kimisi maalesef ve maalesef zaman zaman “hepimiz…” Elbette bu saydıklarımın ve daha fazlasının “muhiblerinin” ezici çoğunluğu olayın farkında değil… Aşkla şevkle hatta ibadet aşkıyla gecesini gündüzüne katarak, dişini tırnağına takarak, ailesini ihmal etme adına büyük bir gayretle ve “hizmet” duygusuyla çalışmakta idi.

 

Çoğu zaman bunlar kendi aralarında da düşmandırlar. Sadece milletten yana, bu milletin tarihi misyonunu üslenen, kazara iktidar olan ve derin devleti sorgulamak bir tarafa bir de yargılama girişimlerinde bulunduklarında, bu gruplar arasında “kirli ittifaklar” kurulabilmekte… Türkiye’nin 17-25 Aralıkta da 15 Temmuzda da yaşadığı bu sürecin yeni bir ayağından başka bir şey değil… İşte 15 Temmuz Fikret Başkaya’nın deyimi ile bu paradigmatik yapının (statik resmi ideoloji) iflas miladıdır.

 
Etiketler: FAŞİZM, –, FANATİZM, -, 2,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı escort bayan istanbul