Yazı Detayı
27 Aralık 2019 - Cuma 11:10
 
EĞRİYİM DİYE ÜZÜLME DOĞRULUK ZAMAN ALIR
Pınar ALTIPARMAK
altiparmakpinar@hotmail.com
 
 

 

              Yine sohbet için toplandıkları bir akşam Tapduk Efendi hazretleri karşısındaki ahaliye Yunus Efendi hazretlerini sorar; “Yahu birkaç gündür Yunus’u yatsı namazlarında görmem. Nerededir Yunus? Neden namazlara iştirak etmez?”

 

              İçlerinde oturan ahaliden biri cevap verir; “Efendim Yunus Efendi sizin de buyurduğunuz gibi dağa odun toplamaya gider, gece geç vakit de geri gelir.”

 

              Aradan birkaç gün geçer bir gün Yunus Efendi hazretleri dergâha gelir. Taptuk Efendi hazretleri sorar; “Yunus sen nerelerdesin? Neden akşam sohbetlerine katılamazsın? Neden yatsı namazlarına iştirak etmezsin?”

 

            Yunus Efendi cevap verir; “Efendim sizin de buyurduğunuz üzere dağa oduna giderim. Odunlar hep eğri büğrüdür, ben de dergâha eğri odun sokmamak için doğrularını ararım.” Diye cevap verir.

 

           Bu cevabı işiten Taptuk Efendi hazretleri çok öfkelenir... Ve Yunus’a; “Eyy Yunus! Bu ne hadsizliktir! Görürüm ki hala dünya ateşiyle pişmektesin. Sen bu dergâha doğru mu geldin? Doğru mu girdin ki odunun doğrusunu arar durursun? Bizim niyetimiz eğri olana, eğriliklerimize doğruyu öğretmek, çekip düzenlemek değil midir” Der.

 

          Yunus efendi mahcup olur sözlerdeki doğruluk onu utandırır ve üzer...

 

 

          Bu hikâye benim hayatımda çok güzel bir örnek ve doğrudur. İstedim ki bu yazıyı okuyan kim varsa ona da ilham olsun... Ön yargılardan, eleştirilerden, beddualardan, kınamalardan, suçlamalardan, karalamalardan ibaret olan bu dünyada nerede iyi niyet, nerede anlamak, yol göstermek, öğretmek, sırrını taşımak, acıları dertleri hafifletmek? nerede güzel güzel söyleyip güzel güzel anlatmak. Ben yerini bilmiyorum diyenler varsa ben yerini hatırlatmak isterim... tüm bu özel ve güzel duyguların saklı olduğu yer kalplerinizdir. Her iyi niyet orada gizlidir... yüreğinizdeki taşımakta olduğunuz bu güzel vasıflar size de yeter tüm alemde sevgili dostlar. Elinizi kalbinizin üzerine koyun başınızı kaldırın, bakmak için değil elbette görmek için gözlerinizi kulanın. Bakın etrafınıza, bakın kendinize eğrildiğimiz yer neresidir, eğri oldukları yer neresidir görmek için. Görüp de elden geldiğince düzelmek ve düzeltmek için. Allah kibri hiç sevmez. Gereksiz bir gurur, fazla bencillik şeytana mahsustur. Allah bizleri yaratırken birbirimize emanet etmiştir. Türlü türlü faziletleri de bize yüklemiştir bize düşen birbirimize sahip çıkmaktır. Birimizin göremediğini diğerine göstermek, anlayamayanımıza doğru olanı anlatmak, yardıma ihtiyacı olana el uzatmak, derdi olana derman olabilmek, sırrı altında ezilmiş içinde zehir olmuş olana panzehir olmaktır. İşte o zaman iyileşiriz, işte o zaman dünya bir farklı olur. Bu dünyada ki en harikulade şey anlamaktır ama asla yargılamak, kınamak, eleştirmek değildir. Doğrular kişin yüzüne doğru şekilde ifade edilirse doğrudur. O zaman kişi doğrulur, değişir, düzelir. Eziyet etmek, dövüp, sövmek kolaydır, saçma nedenlerden cana kıymak öldürmek basittir, aynı hataları siz yapmayacakmışsınız gibi hiç başınıza gelmez düşüncesiyle kınamak, konuşmak büyük talihsizliktir. Birinin içinde iki sırrı alıp açık etmek çok büyük bir ayıptır, Kişinin ardından konuşup hatalarını konu etmek edepsizliktir. Zaten zaman içinde eğikliğimize neden olan yükler bunlar değil midir? oysa ki elimiz kalbimizin üzerinde fazilet sahibi geçmişi berrak tertemiz geleceğe çocuklar yetiştirsek , geçmişte yaşanılan en güzel şeylerden dersler terbiyeler alarak tecrübelerini de önümüze katarak geleceğe yol alsak ,dostluklar edinsek acısıyla tatlısıyla bölüşsek bu dünyanın türlü yanlarını , etrafımızda tanımadığımız insanlara zırh olsak , güven olsak korusak kollasak , başkalarının evlatlarını kendi evlatlarımız edinip onlara birer anne ve babada biz olsak, kadınlarımıza sahip çıkıp peygamberimiz efendimiz (S.A.V) emaneti oldukları için gönül gözüyle emanete sahip çıksak , yanlış olanı gördüğümüzde eleştireceğimize onun için kalpten bir dua etsek , birinin göz yaşı diğerinin kalbini acıtsa , kırılıp kızdığımızda belayı dilimize dolayacağımıza o kişinin hatasını anlaması için dua etsek , ne güzel olmaz mıydı? elbette olurdu hiç olmaz mı...

 

             Evet sevgili dostlar bu dünya bir sınav alemi. Doğru olmak için önce eğrilmeniz gerekmekte... eğri olmadan doğrulan neyi gördük ki. Her doğruluş bir soruyu doğru cevaplamaktır. Kimsenin kimseden üstün olmadığı bir zamanın içindeyiz. Bu alemde kişi maddi şeyleriyle değil manevi vasıflarıyla ölçülür. Doğrulmak da öyle kolay değildir elbette. Bir ele bir desteğe ihtiyaç duyarsın. İstersin ki bir ses eşlik etsin, bir gönül dinlesin insan her şey olurda bu alemde bide yalnız olamaz... insan insanın ilacıdır... hangi hasta ilacı olmadan doğrulup kalkabilir? Gelin birlikte doğrulalım, doğru olalım... eğriliklerimiz yüktür gelin bu yükü paylaşıp birlikte omuzlayalım işte o zaman başımız dik, anlımız açık gönül rahatlığıyla yaşarız. Unutmayın sevgili dostlar biz birbirimize emanetiz...

 

           Önce Allah’a sonra birbirimize emanet olalım...

 

           Sevgiyle kalın...

 
Etiketler: EĞRİYİM, DİYE, ÜZÜLME, DOĞRULUK, ZAMAN, ALIR,
Yorumlar
Haber Yazılımı