Yazı Detayı
02 Ekim 2017 - Pazartesi 09:12
 
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
Doç. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Ahmet Davutoğlu’nun önce danışmanlığında, sonra da dışişleri bakanlığında Türkiye, komşularla sıfır sorun politikasını etkin olarak hayata geçirmek üzere ezber bozan pek çok adım atmıştı. Rumlarla, Ermenilerle, İran'la, Suriye’yle, Kuzey Irak yönetimi ile ilişkilerde geçmişle kıyaslanamayacak gelişmelere şahit olduk. Suriye ile neredeyse tek devlet gibiydik. Sınırlar açılmış, gidiş-gelişler gündelik olmuş, parlamentolar ortak toplantılar yapmış, ortak barajlar inşa edilmiş, ortak dostluk maçları yapılmıştı.

 

Türkiye, yalnızlaştırılmış olan İran’ın her şeye rağmen yanında yer almış, ‘barışçıl’ nükleer çalışmalarını desteklemiş, dostluğunu htirmişti. Sosyalist Lula da Silva'nın önderliğindeki Brezilya ve İran'la birlikte, BM'de ezber bozan adımlar atmıştı... 10 yıllar sonra BM Güvenlik Konseyi üyeliği de, kazanılan diğer bir dış politika başarısı idi. Biz de İranlıların öcü olmadığını, ne kadar da köklü bir medeniyetleri olduğunu, aslında İran halkının bizleri çok sevdiğini fark etmiştik. Fark ettiğimiz diğer bir şey ise, İran halkının neredeyse yarısının Türk, bilinenin aksine üçte birinden daha fazlasının Şii olmadığı idi. Kısaca Türkiye yürüttüğü sıcak politikalarla görünmeyen Berlin duvarını yıkmıştı.

 

Ermenistan'la ilişkiler Azerbaycan’ı küstürecek noktaya gelmişti. Protokoller imzalandı, karşılıklı jestler yapıldı, cumhurbaşkanları her iki ülkedeki bütün tepkilere rağmen bir spor karşılaşması nedeni ile birbirlerini ziyaret ettiler. Aslında Türkiye'nin planı, ambargoyu kaldırma karşılığı Ermenistan'ın Türkiye sınırını resmen tanıması ve böylece önce Türkiye ile sonra da Azerbaycan ile kalıcı bir barış ortamını sağlamaya dönüktü. Bir başka deyişle Karabağ sorununu da kalıcı olarak çözmeyi amaçlıyordu, ama anlaşılan o ki; bu politikalar Azerbaycan’la birlikte oluşturulmamıştı.

 

Rusya başta olmak üzere diğer komşu ülkelerle olan sorunların da üzerine cesaretle gidildi. Bir taraftan da bölgenin celladı İsrail sıkıştırılıyordu. Ne yapacağını şaşıran İsrail sonunda yardım gemisine saldırdı ve ipler tamamen koptu. Saldırdı ama Türkiye'nin burnunu yere sürtmesine de mani olamadı. Türkiye'yi tekrar kazanmak için tükürüğünü çoktan yalamış, dünya kamuoyu önünde özür dâhil Türkiye'nin bütün şartlarını kabul etmişti.

 

Kuzey Irak Kürt yönetimine karşı politika değişikliğine gidilmiş, bölgeye fiilen hâkim olmuş ve Irak Anayasasında meşruiyyeti kabul edilmiş olan Barzani yönetimi muhatap alınmış, diplomatik ve ticari ilişkiler tavan yapmıştı. Türkiye bölgesel politikalarda Barzani yönetimi ile neredeyse müttefik olmuştu. Anlaşmalar birbirini takip ediyor, bölge ticari olarak neredeyse Türkiye'nin kontrolüne geçmiş, Maliki yönetiminin Şii-faşizan politikalarına karşı Türkiye burada garantör ülke olmuştu, yine fiilen...

 

Ve çözüm süreci… İçerideki bu en önemli sorunda da ezber bozan adımlar atılmış, kangren olmuş bu sorunun çözümü için de neşter kararlılıkla vurulmuştu. İçerdeki hainlerin, yapılan görüşmeleri sızdırmaları da zarar verememişti sürece... Zira halkın ezici bir çoğunluğu, hatta asker 30 yıldır devam eden ve Türkiye'nin ayağına bağ olan bu sorunu çözmek istiyordu. Artık kafasına göre hareket etmeyen-edemeyen asker de ezber bozdu ve hükümetin talimatıyla operasyonları durdurdu. Defalarca provokasyonlar yapıldı, ama hepsi ustalıkla aşıldı. Zira cin şişeden çıkmış, surda gedik açılmıştı. Bölge halkı barışın tadını hmişti bir kere... İçeride ve dışarıda savaş tamtamcıları artık itibar görmüyordu. Taraflar sürece yardımcı oluyor gibi de görünüyordu. Sorunu geçmişe döndürmeye dönük iki büyük provokasyon maliyeti olsa da atlatılmıştı: Gezi ve 17-25 Aralık...

 

İç ve dış düşmanın boş durması beklenemezdi doğal olarak... Daha önce kimsenin adını-sanını bilmediği IŞİD-DAEŞ-ISIS denen paravan örgütü sınırımıza kadar dayadılar. Türkiye global terörün bir parçası imiş gibi de gözükmemek için örgüte karşı işbirliği yapma konusunda eli mahkûm olmuştu bir yandan da... Ayrıca da, bu paravan örgütün, kendi üzerine salınmayacağından emin değildi...

 

Maalesef Türkiye'nin ilk başta dizayn ettiği Suriye politikası da iflas etmişti. Davutoğlu’nun belki de öngöremediği en önemli şey buydu. Biraz dirense de muhaliflerin, batı ülkelerinin de desteğiyle çok geçmeden Şama gireceği üzerine inşa edilmişti politikalar belli ki... Ama heyhaat... Böyle bir planı bölge ülkelerinin ve global oyuncuların görmemesi söz konusu olamazdı. Açık ya da üstü örtülü Suriye yönetimine destek veriyorlardı bu güçler... Rusya, İran, ABD, Fransa, Çin, hatta İsrail... Türkiye yine yedi düvelle karşı karşıya gelmişti. IŞİD yetmemiş gibi bir de YPG sınırda kocaman bir etkinlik alanı oluşturmuştu. IŞİD-YPG çatışmaları, Kobani olayları derken yaklaşan seçimlere (7 Haziran) dönük provokasyonlar da devam ediyordu. Nitekim  ‘arafta’ bir sonuç almıştı iktidar… Terör örgütü, örgütün içerde ve dışardaki işbirlikçileri masayı çoktan devirmişti. Yeni bir karar almak gerekiyordu ve Türkiye bu kararı da aldı. Hendek operasyonları gibi ağır bedelleri olsa da terör örgütü içerde marjinalleşti. Ne var ki; bu politikalar Suriye’nin Kuzeyinde, Türkiye’nin başını ağartacak yeni bir yapılanmayı önleyememişti. Bu yüzden seçim kazanmasına rağmen (1 Kasım) başbakan doğal lider tarafından görevden alındı.

 

Eğer kendinize bir misyon biçmişseniz başınızın dertten kurtulmayacağını da kabul etmeniz gerekir. Olması gereken de budur. Diğerinin adı ise köleliği kabul etmektir. Lider değişikliği önemli idi ama, yeni lider çok geçmeden ülkenin bütün sorunlarının ağırlığını omuzlarında hmişti. Çok geçmeden o meş’um olay yaşandı. Nitekim 15 Temmuz’da bir hedef Cumhurbaşkanı idiyse, diğer hedefte kendisi idi. Akbulut benzetmelerinin ne kadar yersiz olduğu da çok geçmeden anlaşıldı. Gayet cesur bir şekilde darbe girişiminin ilk dakikalarından itibaren gerekli tepkiyi vermişti zira…

 

Düşmanların bu yeni oyunu da suya düşmüş yeni senaryolara sahne şansları vermişlerdi. Dedik ya; misyonunuz varsa sürprizlere hazır olmalısınız diye… İşte içinden çıkılması son derece güç, bir anlamda Türkiye’yi ters köşe eden, çok bilinmeyenli yeni bir denklem; Kuzey Irak bağımsızlık referandumu… İnsan daha kötüsü ne olabilir ki düşünmeden edemiyor doğrusu… (Aşağısı alıntıdır).

 

"Acaba, Barzani yönetimi Türkiye ile sağlanan işbirliğine daha fazla direnç göstermekten vaz mı geçti?

PKK’ya “Biz size daha fazlasını verelim” diyerek çözüm süreci masasını devirten gizli akıl, Barzani’ye de daha fazlasını verme ve onu kendi cephesine çekme planıyla mı hareket etti?

Tel Aviv aklı, PKK’dan sonra Barzani’yi de mi kandırdı?

“Biz daha fazlasını verelim, Türkiye ile iş tutmaktan vazgeçin!”

Tabi yakın tarih, Kürt milliyetçilerin, Arap milliyetçilerine daha fazla ne verildiğinin trajik örnekleriyle dolu.

Bu coğrafyada hep böyle olmuyor mu bu işler?"

 

 
Etiketler: DAHA, KÖTÜ, SENARYO, NE, OLABİLİR, Kİ…,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı