Yazı Detayı
17 Temmuz 2016 - Pazar 16:05
 
Cumhurbaşkanı Benimdir!.. Devlet Benimdir!..
Ahmet Yaşar Zengin
ahmetyasarzengin61@gmail.com
 
 

Paralel kelimesi, günümüzde beyinlere yerleşen önemli bir kavram olduğu gibi anlamı da  çok geniştir. Ancak paralel kavramını, devlet kavramı ile yanyana getirdiğimiz de bir tanım yapmak zorundayız. Tanımın içine giren herkes paralelcidir.

 

Paralel:

 

Devletin herhangi bir organına veya devletin bütününe sandık dışında, alternatif idari sistem ortaya koymak ve bu sisteme uymaları için  insanları zorla mecbur etmek. Veya; Devletin idari yönetimini değiştirmek için yabancı istihbaratlar ile iletişim içine girerek devleti ve cumhurbaşkanını yabancı devletlere şikâyet ederek, sandığın dışında devleti ele geçirmenin her türlüsüne paralel veya paralelci denir…

 

Devletin idari yönetimini sandık dışında değiştirmek için yabancı istihbaratlar ile iletişim içine girerek devleti ve cumhurbaşkanını yabancı devletlere şikâyet gibi bir gayreti olmayanlar “Paralel” kavramından rahatsız olmasına gerek yoktur.

 

Yukarıda ifade edilen paralel kavramın tanımına göre  eylemlerini gerçekleştirmeye çalışanlar; sağcı, solcu, liberal, dinci, herhangi bir sivil kuruluş, asker, polis veya bir dernek olabilir. Şimdi “paralel” yapı anlayışını devletin kurumları ile yanyana getirerek bir analiz yapalım.

 

Kurum, genel bir kavram olduğu için kurumun içindeki kişiler, bir kurumu temsil edemez ama kurum içindeki kişi kurumun bir parçasıdır. Yani söz konusu kişiler, kurumun (vücudun) içinde bir hücredir. Bu hücreler, bazen yaramazlık yapar,  öyle bir yaramazlık yapar ki vücudu (toplumu) inanılmayacak derecede rahatsız eder hatta ölüme bile götürebilir. Önemli olan bu hücrelerin, virüs özelliği taşıdığını tespit edebilmektir.

 

Söz konusu hücrelerin virüs olduğu tespit edilirse, anti virüs programını taviz vermeden ve sapla samanı ayırt ederek devreye sokulmalıdır. Devlet ve özel üniversiteleri için, milli eğitim için, emniyet için, yargı için, asker için velhasıl diğer bütün kurumlar için de anti virüs programı geçerlidir. Hiçbir kurum diğer bir kurumdan üstün olmadığı gibi millet meclisinden hiç üstün değildir. Çünkü millet meclisi, halkı temsil ediyor. Millet meclisi halkın kendisidir...

 

 Kurumların arkasına sığınarak toplum mühendisliğine soyunan bazı muhteremlere, halk görev vermemiştir. Sivillerin de darbeyi kışkırtması için halktan görev aldığını hiç hatırlamıyorum.


28 Şubat döneminde, milli güvenlik sekreterliğinde çalışan bir kurmay albay bana şunu dedi: “ ordu darbeyi sevmez, aklının ucundan bile geçirmez. Ancak siviller darbeyi kışkırtıyor. Örneğin, 60 ihtilali, 71 muhtırası ve 12 Eylül darbesi gibi..

 

12 Eylül arifesinde, sigara, yağ, benzin, kömür, şeker gibi önemli ihtiyaçların karşılanması için halk kuyruğa giriyordu. Günde 15–20 kişi öldürülüyordu. Böyle bir ortamda seçime gidildiğinde kimse iktidar olamazdı. İlerisini düşünen siyasetçiler, anarşik ortam oluşturularak gelecek yıllarda iktidar olmanın hesaplarını yapmıştı. Ordunun hassas noktası olan laik anlayışının tehlikede olduğunu ileri sürerek bazı askerlerin ikna edilmesiyle 12 Eylül ihtilali oldu. 


12 Eylül sabahı ölümler durdu, kuyruklar azaldı, herkes okuluna döndü… Sonunda şöyle bir demeç verildi… “ Aslında daha önce bu anarşiyi durdurabilirdik ama her şeyin olgunlaşmasını bekledik.” 


28 Şubat sürecini yaşadık. Yine ordunun suçu yoktur. O günkü noktaya gelmenin nedeni sivillerdir… Söz konusu siviller, Laik anlayışının tehlikede olduğunu ileri sürerek ordu demiyorum ama bazı askerlerin gayretleriyle 28 Şubatı gerçekleştirdiler. Sonunda batan bankaların yönetim kurullarında ve başkanlıklarında 28 Şubat kahramanlarının olduğunu hep birlikte gördük.” 

 

27 Nisan "e-muhtıra"sında yine siviller devrede. Cumhurbaşkanı seçimini halka rağmen cumhurbaşkanı seçmek.  Yani demokrasiyi askıya almak. Halkı hiçe saymak….

 

Bugün gelinen noktada yine sivillerin desteği ile 15 Temmuz 2016’da  bir darbe teşebbüsünü birlikte gördük. Gece saat 23 - 08.00 arası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Üsküdardaki evinin önündeydim. Mahşeri bir kalabalık vardı… Bu mahşeri kalabalık birinci köprüye (Boğaz Köprüsü) doğru kaydı. Darbecilerin üç tankı, halkı korkutmak için sağa sola ateş etti. Ama halk, hiç korkmadı bile bile tankların üzerine yürüdü. Yürüyen bu halk, devletine, milletine, cumhurbaşkanına, muhalefetine, iktidarına sahip çıkmak için, darbeye hayır  demokrasiye evet dedi…

 

Halkın Attığı  Sloganlar:

 

Cumhurbaşkanı, benimdir!..

Devlet, benimdir!..

Bayrak, benimdir!..

Muhalefet, benimdir!...

İktidar, benimdir!...

Polis, benimdir!...

Asker, benimdir!..

Benim asker, bana kurşun sıkamaz!...

Benim asker, meclisimi bombalayamaz!...

Hainler, benim değildir!..

 

Evet, cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Üsküdardaki evinin önünde ve boğaz köprüsündeki mahşeri kalabalığı gördükten sonra;

 

Türkiye eski Türkiye değildir!..

Halk da  eski halk  değildir!..

 

Meydanlarda gördüğüm halk, demokrasinin teminatıdır.

Selam ve saygılarımla…

 
Etiketler: Cumhurbaşkanı, Benimdir!.., Devlet, Benimdir!..,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
16 Eylül 2019
Saray, 'Aba Altından Sopayı Gösterdi'
22 Ağustos 2019
Terör Faaliyetleri Karşısında Demokrasi mi?
10 Temmuz 2019
AK Parti, Kan Kaybetti… Neden?
28 Mayıs 2019
Kushner’in Ekibinde, Türkiye’den Hangi İsimler Yer Alıyor?
18 Mayıs 2019
Reis Dönemini Bitirmek mi?
12 Nisan 2019
Her İki Başkan Adayı, Benim Gönlümde Meşru Başkan Olmayacak…
20 Mart 2019
AK Parti, Sizin Eseriniz Değil Midir?
11 Mart 2019
HDP, Kürt Vatandaşlarımızı Temsil Etmek İstemiyor…
18 Şubat 2019
AK Partinin Medyası Yoktur…
10 Şubat 2019
“Evangelist” ve “Evangelistler”
04 Şubat 2019
Allah, Siyasi Liderlere Sabır Versin…
17 Aralık 2018
AK Partinin Bürokrat Tipi Yerel Yöneticileri
20 Ekim 2018
ABD, CEMAL KAŞIKÇI’YI ÖLDÜRTMÜŞ OLABİLİR Mİ?
09 Ekim 2018
Moskova, Pekin, Ankara ve Tahran Hattı
26 Temmuz 2018
Sayın Milli Eğitim Bakanına;
18 Temmuz 2018
Gezi Olayları, Irak, Bölgesel ve Küresel Dinamikler
27 Haziran 2018
Hoş Geldin Yeni Sistem, Hedefimiz 2071
01 Haziran 2018
DOLAR, NEDEN AMERİKA'NIN PARASI DEĞİLDİR
14 Şubat 2018
Allah'ı Memnun Et, Gerisine Karışma Evladım!
06 Şubat 2018
15 Temmuzdan Sonra Türkiye'nin Ordusunda Komutan Kalmadı (!)
16 Ocak 2018
Araplar, Bizi Arkadan Vurdu…
25 Aralık 2017
Amerika’nın Hegemonya Krizi ve Karşı Hegemonya
20 Aralık 2017
İstanbul’a Sahip Çıkmak ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Barışçıl Kararları
09 Aralık 2017
ABD'nin Kudüs Konusundaki Kararını Kınıyorum
08 Kasım 2017
Dalkavuğun Lidere Baskısı
23 Ekim 2017
İsrail ve ABD’nin Tuzağı, Tuzağı Göremeyen Barzani…
09 Ekim 2017
Dünya, Yeniden Şekilleniyor veya Amerika, Kalp Krizi Geçiriyor…
05 Ekim 2017
Bireysel Özgürlükler
03 Ekim 2017
İnsan Sevdiğine Küser
07 Ağustos 2017
Batı ve Batı Hayranı Boğaziçi aşireti
26 Temmuz 2017
Neden CHP?
16 Temmuz 2017
Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Küçük Esnaflar
12 Temmuz 2017
Adalet Yürüyüşünün Amacı; Terör Örgütlerini Barışçı, Hükümeti Kavgacı Göstermek…
03 Temmuz 2017
Ortadoğu’da ABD’nin Ne İşi Vardır?
24 Nisan 2017
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve CHP
10 Nisan 2017
Okuma Yazma Bilmeyen Dışişleri Bakanı
05 Nisan 2017
Faşist Liderlerin Demokrasi Mazereti (!)
10 Mart 2017
Sayın Başbakanım ve Cumhurbaşkanım,
20 Şubat 2017
Referanduma Bir Adım Kala - 3
11 Şubat 2017
Referanduma Bir Adım Kala – (2)
27 Ocak 2017
Referanduma Bir Adım Kala – (1)
16 Ocak 2017
Galü Beladan Başlama ve Anayasa Değişikliği Teklifi
07 Ocak 2017
Batı’nın Derdi DAEŞ Değildir!
24 Aralık 2016
Birinci Dünya Savaşında Rusya Kışkırtıldı, Osmanlı Savaşa İtildi
07 Aralık 2016
Toplumda İnfial Yaratmak İsteyen Bazı Bürokratlar…
20 Kasım 2016
Donald Trump ve Derin Güçler…
09 Kasım 2016
Suç Duyurusunda Bulunuyorum…
03 Kasım 2016
Başkanlık Hükümeti
19 Ekim 2016
"İnce Eleyip Sık Dokumak"
03 Ekim 2016
Birlik ve Güç
22 Ağustos 2016
Amerika, Gülen’i Verir Ama…
20 Ağustos 2016
“HER ŞERDE BİR HAYIR VARDIR”
30 Temmuz 2016
Devlet “Kılı Kırk Yaran Bir Hassasiyet” Göstermelidir…
23 Haziran 2016
DAMAT FERİT PAŞA – SELADDİN DEMİRTAŞ
07 Mayıs 2016
Turgut Özal, Hilmi Özkök ve Ahmet Davutoğlu
19 Nisan 2016
Terörü, Destekleyenler de BEDEL Ödemelidir!
Haber Yazılımı