Yazı Detayı
20 Kasım 2015 - Cuma 09:08
 
CİHANŞÜMUL OSMANLI DEVLETİ’NİN DAĞILMASININ TEK SEBEBİ
Mehmet KARAGÜL
karagul@karagul.org
 
 

Tarihin sayfalarında, Dünya’nın en büyük devletlerinden biri olarak yerini alan ve Müslüman Türkün gurur kaynağı olan Osmanlı Devleti’nin dağılmasıyla alakalı, bu güne kadar içeride ve dışarıda çok sayıda düşünce serdedilmiştir.

İlk bakışta bir kısmımakul kabul görülebilecek bu düşüncelerin bazılarını; Osmanlı Devleti’nin doğal sınırlarına ulaşması, sermaye birikimi yapamaması, sanayileşmeye ayak uyduramaması, uzun yıllar matbaayı ülkeye sokmaması, vb. olaraksıralamak mümkündür.

Kanımızca bunların ve benzeri olayların hiçbirisini, gerçek neden olarak değerlendirmek mümkün değildir. Çünkü sözü edilen bu vakaların her biri, zaten kendisi bir sonuçtur. Diğer bir ifade ile dağılmanın ve çöküşün kendisidir.

Kabul etmeliyiz ki sosyal olayları tek bir sebeple açıklayabilmek mümkün olmamakla birlikte, bazı olguların etkisinin ötekilerden çok daha kuvvetli olduğunu ya da diğerlerini tetikleyerek domino etkisi yaptığı gerçeğini kabul etmek durumundayız.

Bu anlamda, yukarıda sözü edilen her bir menfi gelişmenin asıl sebebinin, toplumun ve idarenin düşünce dünyasındaki farklılaşmadan kaynaklandığı gerçeği göz ardı edilmemelidir.Çünkü olumlu ya da olumsuz her bir eylemin başlangıcında mutlaka bir fikir vardır. Dolayısıyla insan ve tolumun eylemlerindeki yanlışlardan söz etmek yerine, öncelikle düşüncelerindeki eksiklik ve hatalardan bahsetmek gerekmektedir.

Son bin yılda Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Devletlerini kuran bir Millet, ne oldu da bu devletleri, bugün aynı ihtişamıyla sürdürmekten aciz kaldı? Bu noktada gözden ırak tutulan en önemli eksiklik, toplumun düşünce yapısındaki farklılaşmaya bağlı olarak, fikir üretmede acizliğe düşmesidir. İlk dönemlerde makul akılcılığı kabul eden ve bu manada cüz-i iradeye yetki ve sorumluluk tanıyan Maturidimezhebi toplumun her seviyesinde daha yaygın bir şekilde yaşanırken, 1517’de gerçekleşen Mısır’ın fethi ile bu durum büyük ölçüde değişmiştir. Çünkü yeni dönemde Mısırdaki kutsal emanetlerle birlikte, nispeten kaderciliği ön plana çıkaran Eşarimezhebine tabi çok sayıdaki âlimin İstanbul’a getirilmesi söz konusu olmuştur.

İstanbul’u dünya ilim merkezi yapmak gibi son derece güzel bir düşünceden kaynaklanan Mısırdan âlim getirme eylemi, bir anlamda Osmanlı için sonun başlangıcı olmuştur.  Çünkü Saray’ın bundan sonraki fetvalarında, kendi âlimlerinden ziyade Mısırdan gelen ulemanın daha etkili olmasıyla;idarenin, o güne kadar Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin kuruluşunu sağlayan ve hatta Mısır’a kadar genişlemesine ışık tutan, kendi düşünce yapısından uzaklaşıp, İstanbul’a yenik düşen Kahire’ye ait düşünce sistemine kendisini teslim etmesi olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır. 

Tam bir tenakuz olan bu gelişme sonucunda, zaman içinde medreselerden fen bilimlerinin çıkarıldığını, rasathanelerin kapatılarak insanın dünyayla olan ilişkisi koparılıp, miskin bir din ve hayat anlayışının yavaş yavaş bütün topluma yayıldığını görüyoruz.

Bugün kendimizi, ister dindar isterse laik tanımlayalım, her birimiz bu toprakların ortak geçmişinden beslendiğimiz için farklı tonlarla da olsa aynı kaderci ve miskin hayat tarzını,yaşantımızda sürdürdüğümüzü inkâr etmemiz mümkün değildir.

Kuranı Kerimde, temel dini ibadetlerden olan Namaz ve Oruç’u konu alan ayet sayısından kat kat fazla sayıdaki yüzlerce ayette, “düşünme” konusuna vurgu yapılası; bugün İslam dünyasında görüldüğü üzere,özelde Müslümanların genelde ise bütün insanlığın aklı kullanmada yaşayacağı sıkıntıya bir işaret olamaz mı?

Web: www.karagul.org

E-posta: karagul@karagul.org

 
Etiketler: CİHANŞÜMUL, OSMANLI, DEVLETİ’NİN, DAĞILMASININ, TEK, SEBEBİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Mayıs 2020
Düşüncemiz Davranışımız, Davranışımız ise Halimizdir.
18 Nisan 2020
KORONANIN KARARTTIĞI “KARA GÜN KARARIP KALMAZ”
01 Şubat 2019
KÜRESELLEŞMEYİ ANLAMAK
26 Şubat 2018
İçimizdeki Mutluluğu Keşfetmek
19 Şubat 2017
Kendisiyle Barışık; İdrak Eden ve Üreten Bir Gençlik
07 Aralık 2016
Cumhurbaşkanının Çağrıları ve Yabancı Para Kullanmak
31 Ekim 2016
Batı’nın Yüzyıllık Planı
22 Ekim 2016
Bilimde İlerleme ve Yurt Dışı Yayın
05 Ekim 2016
Bilimsel İlerlemede Yurt Dışı Eğitim
20 Eylül 2016
DÜNDEN BUGÜNE BİLİM DÜNYAMIZ
17 Ağustos 2016
DARBE GİRİŞİMİNİN SONUÇLARI
29 Temmuz 2016
Darbe Girişimi ve Üç Önemli Mesele…
19 Temmuz 2016
15 TEMMUZ KÂBUSUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
01 Temmuz 2016
TATİLE Mİ, BAYRAMA MI?
24 Haziran 2016
Ben Neyim?
17 Haziran 2016
PERİŞAN HALİMİZ VE DEĞERLERİMİZ
06 Haziran 2016
“BACASIZ SANAYİ TURİZMLE” ALDATILDIK!
10 Mayıs 2016
“Tehdit” İçeride mi, Yoksa Dışarıda mı?
26 Nisan 2016
28 Şubat’tan Bugüne Türk Hukukunun İmtihanı
12 Nisan 2016
Faizde Hak ve Adalet Yoktur. Çünkü… II
29 Mart 2016
Faizin İktisadi ve Sosyal Maliyeti - I
15 Mart 2016
Başınıza Talih Kuşu Konarsa…
01 Mart 2016
MERKEZ BANKASI; ENFLASYON VE İŞSİZLİK KISKACINDA
24 Şubat 2016
ÜRETEN Mİ YOKSA TÜKETEN Mİ?
10 Şubat 2016
KAPİTALİZM, SOSYALİZM VE AHİ İKTİSADI
02 Şubat 2016
ÖZGÜR OLMAK VE ÖZGÜRLÜK
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’DE VE OECD DEVLETLERİNDE ÖZELLEŞTİRME
04 Ocak 2016
YAŞINIZI MI MERAK EDİYORSUNUZ!
22 Aralık 2015
ÜNİVERSİTELERDE MESLEK VE AHİLİK EĞİTİMİ
14 Aralık 2015
BOŞANIYORUZ Çünkü…!
07 Aralık 2015
Zenginlik, Çok Kültürlü Olmak Mıdır?
28 Kasım 2015
KELİMELERDEKİ SOSYAL DEĞİŞİM VE FİKİR DÜNYAMIZ
12 Kasım 2015
OSMANLI BEYLİĞİ, NASIL OSMANLI İMPARATORLUĞU OLDU?
Haber Yazılımı