Yazı Detayı
29 Ağustos 2016 - Pazartesi 15:55
 
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

“Celladına âşık olmuşsa bir millet

İster ezan ister çan dinlet

İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet

Müstahaktır ona her türlü zillet.”

 

Ömer Hayyam’ın yukarıdaki dizeleri yazmasının üzerinden tam bin yıl geçmiş… Demek ki Mehmet Akif’in dediği gibi tarih tekerrür ediyor. Ömer Hayyam neyi görüp bu dizeleri yazmış bilmiyorum ama ben Türkiye’den bahsediyorum elbette… Konunun bir de bilimsel adı var; Stockholm sendromu… Çok kısaca kendisini öldürmeye niyetli olan kişiye âşık olma şeklindeki psikolojik bir hastalık…

 

Biz İsveç’ten ülkemize dönelim. Her ülkenin kendi genlerinden mütevellit öncelikleri vardır. Bizim aynı zannettiğimiz ülkelerin aralarında o kadar büyük farklar var ki… Örneğin Avrupa Birliği… Mottosu nedir biliyor musunuz; ‘farklılık içerisinde birlik…’ Bizim batı medeniyeti olarak isimlendirdiğimiz Avrupa ve Amerika arasında da büyük farklar vardır. Nitekim Avrupa Birliği, örneğin Amerikan film endüstrisinin etkisinden korunmak için yayınların belli bir oranının ‘yerli’ olması zorunluluğu getirmiştir.

 

Peki ya biz… Kadim Anadolu kültürü… Kimisi Türk olmaktan, kimisi İmparatorluk bakiyesi diğer unsurların mensubu olmaktan, kimisi de Müslüman olmaktan kaynaklanan kendi içerimizde bile nice farklılıklarımız var. Amerika’yı düşünün… Yetmiş iki milletten müteşekkil Amerika, bu farklılıkları tekdüze hale getirmek isteseydi, şimdilerde sahip olduğu güce ulaşabilir miydi? Neden sizce kendisini ‘Amerikalı’ olarak tanıtan birisi ‘gururlu’ hissediyor da, örneğin Somalili olmak aynı anlama gelmiyor.

 

Geçmişi daha geriye götürülebilirse de bir 1923’te katilimize-celladımıza âşık olduk biz... Bize ait ne varsa hepsi süreç içerisinde itibarsızlaştırıldı. Tevhidi Tedrisatla bu köklü kültür tek tip ve milletin tamamen yabancısı olduğu bir eğitim sistemine zorlandı. Harf devrimi ile geçmişle bağı koparıldı. İki bin küsur yıllık kadim medeniyetin köküne kibrit suyu döküldü. Ne dini ne de milli, hiçbir farklı sese izin verilmedi. Uydurulan ve toplumsal bir karşılığı olmayan bir milliyetçilik anlayışı geliştirildi. Örneğin Güneş Dil Teorisi ile tüm dillerin kaynağının Türkçe olduğu palavrasına bu milletin inanması istendi. Bunların eleştirilmesi bile en ağır şekilde cezalandırıldı. Şapka devrimiyle koca millet mantar tarlasına çevrildi. Hepsini saymıyorum elbette… Bunlar hala üniversitelerde bile zorunlu inkılap tarihi derslerinde anlı-şanlı devrimler olarak anlatılıyor.

 

Tabii sürecin devamı da var; Avrupa Birliği… 1959’da başlayan ve yarım asrı geçen Avrupa Birliği ile uzatmalı flörtümüz bir türlü evlilikle neticelenmedi. Böyle bir ihtimalde gözükmüyor, ama Türkiye her fırsatta şimdiye kadar hiç bir şey olmamış gibi âşık olduğu celladıyla evlenme ümidini devam ettiriyor. Hani aşkın gözü körmüş ya; öyle bir şey… Avrupa bizimle gönül eğlendiriyor da, biz bir türlü ‘kendilerinden’ vazgeçemiyoruz.

 

Son darbe girişimini düşünün bir de... Plan işlemeyince ne kadar da hüzünlendiler. Uzun süre sesleri çıkmadı, kendilerine gelemediler bir türlü… Zira süreç Arap baharı olarak isimlendirdikleri dizaynın Türkiye ayağı idi. Hiç birisi gelip geçmiş olsun bile demedi. Aksine Türkiye’yi suçlayıcı ifadeler kullandılar. Aradan bir buçuk ay geçtikten sonra, yavuz hırsız rolündeler. Bana göre bu milletin zekâsıyla alay etmektir.

 

Batının hiçbir değerinin kendi toplumu ya da kendisine hizmet edenlerin dışındakileri için anlamlı olmadığına onca tecrübeye rağmen vakıf olamadık. Demokrasi de, hukuk devleti de, insan hakları da, piyasa ekonomisi de, seçimler de, azınlık haklarına saygı da… hepsi yalnız ve yalnız çıkarlarına hizmet ettiği sürece anlamlıdır bu ülkeler için... Hani atalarımızın tecrübeyle söylediği gibi; gâvurdan dost olmaz. Bunun hangi gâvur olduğunun da önemi yoktur. Nitekim Osmanlı devleti zayıf düştüğünde denge politikası izlemiş, kimi zaman Rusya’ya, kimi zaman İngiltere’ye, kimi zaman da Almanya’ya yakınlaşmış ama heyhaat… Bu ülkeler (Almanya müttefikimizdi) yaptıkları gizli anlaşmalarla (Sykes-Picot gibi) Osmanlı topraklarını aralarında pay etmişlerdi bile… Tabii esas sorun, temel kaynakların hayatımızdan çıkması çıkarılması idi. Aslında çoğunun farkında bile olmadığı gizli bir savaş halen devam ediyor ama perde gerisinde dayatılanlara Türkiye’nin itirazı oyunu bozmuş gözüküyor. Üzerimize artık açık açık gelmelerinin nedeni de bu…

 

Batılılaşma toplumumuzda kurumsal olarak Tanzimat Fermanı ile başladı ama, Cumhuriyet dönemindeki tercihler Osmanlı dönemiyle kıyas götürür gibi değildir. Geçmişe dair ne var ne yoksa devlet eliyle ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Yeni bir tarih bile yazıldı. Adeta 1923’ten önce bir tarihimiz yokmuş, İngilizler bizim kadim dostumuzmuş gibi anlatıldı. Oysa bütün başımıza gelenlerin baş aktörü zamanın birinci sıradaki emperyal gücü İngilizlerdi. Yunanı da üzerimize salan oydu. Çok kıvrak bir zekâ oyunuydu aslında Yunanı baş düşman olarak zihinlerimize kazınması... Kudüs’ü, Mescidi Aksa’yı alan da bizden alan ve zaman sonra İsrail’e veren kendileriydi. Allemby şöyle demişti Selahaddin Eyyubi’nin kabrine ayağını koyarak; ‘Selahattin 700 yıl sonra yine biz geldik…’ Aynı Allemby, İngilizler İstanbul’u işgal ettiklerinde, Beyaz atla girmişti İstanbul’a, fatihe nazire olsun diye…

 

Her nasıl olduysa oldu biz celladımız olan İngiliz’e, daha sonra rolünü devreden Amerikaya, arkasından bütün Avrupa’ya ‘âşık’ olduk… Bu öylesine bir aşktı ki; Turgut Özal zamanına kadar kendimizi ‘İslam ülkesi’ olarak bile tanımlamıyorduk. Ola ki, laikliğe aykırı bir işlem yapmış oluruz. Cumhuriyetin ilk zamanlarında medrese ve tekkelerin, yani ilim ve irfan yuvalarının kapısına kilit vurulunca, cenazeler bile ortada kaldı. Evlenme, boşanma, miras, aile bağları gibi insan hayatını doğrudan etkileyen Medeni Kanunu Katolik ilişkiye göre hazırlanmış İsviçre’den aynen tercüme ederek toplum hayatımıza sokmakta hiçbir beis görmedik. Uzun uzun yıllar kız çocuklarımızı üniversite kapılarında beklettik. Ya benim istediğim gibi girersin ya da cahil kalırsın seçeneklerine zorladık… Demokrasi görünürde vardı ama gerçekte iktidar sahipleri dışarıdan emir alan bir avuç oligarktı. Herhangi bir şekilde partinizin oyu bir miktar yükselmişse derhal müdahale edilir ve kapatılırdı.

 

Bu saydıklarımız sadece bazıları… Ne zaman ki itirazlar yükselmeye başladı, klasik ayak oyunları işlevini yitirdi, inandırıcılıkları dip yaptı, o günden sonra başımıza gelmeyen kalmadı. Stepnelerin tamamı kullanıldı. Çare olmayınca yine içerideki ve emirlerindeki kuvvetleri harekete geçirdiler. Hukuk kılıfı da yeterli olmayınca 15 Temmuzdaki işgal girişimi ile karşı karşıya geldik. Artık daha ötesini beklemiyoruz. Her zaman kötülerin istediği de olmuyor. Bundan sonra biraz da onlar düşünsün.

 
Etiketler: CELLADINA, ÂŞIK, OLAN, ÜLKE,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Aralık 2019
MASUMİYET Mİ ZAAFİYET Mİ…
01 Aralık 2019
POLİTİK BAKIŞTAKİ SAKATLIK
25 Kasım 2019
YERLİ VE MİLLİ DURUŞ
18 Kasım 2019
BÜYÜK YANILGI
11 Kasım 2019
ZUHURAT...
04 Kasım 2019
ÖZGÜRLÜK YA DA HUZUR
21 Ekim 2019
ZOR OYUNU BOZAR MI
14 Ekim 2019
SESSİZ ÇIĞLIK
07 Ekim 2019
‘OKU’MA…
01 Ekim 2019
Haraç mı Azaldı Yoksa Bağımsızlık mı Arttı
23 Eylül 2019
PAYLAŞMANIN GÜCÜ
09 Eylül 2019
KÜRESEL DÜŞÜN, YEREL ÇÖZ
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı