Yazı Detayı
05 Ekim 2016 - Çarşamba 11:59
 
Bilimsel İlerlemede Yurt Dışı Eğitim
Mehmet KARAGÜL
karagul@karagul.org
 
 

Milletimizin içine düştüğü söz konusu iktisadi, siyasi ve akademik alandaki geri kalmışlığın üstesinden gelebilmek için sürdürülen çözüm arayışlarının, tatminkâr olmadığını ifade etmek bir zorunluluk olarak görünmektedir. Bu anlamda özellikle Ülkemizdeki bilimsel ilerlemenin diğer pek çok alanda olduğu gibi dışa bağımlı bir çerçevede yürütülmesi, bu anlamda, Tanzimat’tan bugüne sürekli dışarıya öğrenci gönderilmesi ve buna bağlı olarak yabancı yayınların ve fikirlerin akademik çevrelerde otorite olarak hep üstün tutulması, üzerinde detaylıca durulması gereken önemli bir konu olduğu kanaatindeyiz. Çünkü bilgi her dönemde en önemli silah ve güç konumundadır. Dolayısıyla rakiplerinizden/düşmanlarınızdan edineceğiniz ya da onların size vereceği bilgiyle/silahla onların üstesinden gelmeniz mümkün değildir.

 

Bu anlamda ülkemizin eğitim ve bilim politikaları gerçek bir milli anlayışla tekrar gözden geçirilmek zorundadır. Bunun için öncelikle şu gerçeğin kabullenilmesi gerekmektedir. Hiçbir surette yanlış bir yol ile veya yöntemle doğru bir amaca ulaşmak mümkün olmadığından, uygun bir yöntem, en az hedefin doğruluğu kadar önem arz etmektedir. Hatta hedefin veya idealin kutsallığı, ona ulaştıran yolun doğruluğuyla da yakından ilgili olduğunu göz ardı etmek mümkün değildir.

 

Bilimi ilgi alanı itibariyle fen ve sosyal bilimler şeklinde esasen ikiye ayırırsak, şöyle bir tespit yapmamız mümkün olacaktır. Fen bilimleri, insanın etrafındaki eşyayı konu ettiğinden genel geçerliliğinden söz etmek mümkündür. Dolayısıyla yurt dışı eğitim ve kaynak belli ölçüde makul görülebilir. Fen bilimlerinin genel geçerliliği olmasına rağmen, bu noktadaki İhtiyatlı duruşumuzun nedeni, stratejik konumda olan bilginin hiçbir surette kamuyla paylaşılmayacağı gerçeğidir. Dolayısıyla bizim onlardan edinebileceğimiz bilgi düzeyi her dönemde ikinci ve üçüncü düzey bilgi seviyesini aşmayacaktır.

 

Sosyal bilimler ise düşünen, gülen, ağlayan öfkelenen ve sahip olduğu değerlere göre hayatını kurgulayan insanın kendisini konu edinmektedir. Dolayısıyla sabit bir olgudan bahsetmediğimizden, sosyal bilimlerde fen bilimleri gibi genel geçerlilikten söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle herhangi bir A toplumunu X döneminde ihya eden bir teorinin, aynı X döneminde B toplumu için veya Y döneminde yine A toplumu için hezimete neden olması kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenle eğer herhangi bir toplumun kalkınmak, ilerlemek ve rakiplerinin önüne geçmek gibi bir hayali varsa, bunun yöntemi, rakiplerin ayak izini takip etmek olmayacaktır. Çünkü ayak izi takip eden her kim olursa mutlaka geriden gelmek zorunda olacaktır.

 

Sosyal bilimlerde genel geçerliliğin olmaması, her milletin kendi değerleri, maddi manevi imkânları ve günün değişen şartlarına göre; eğitim, hukuk, kültür, siyaset, iktisat ve askeri konularda milli politikalar ve teoriler üretmek zorunda olduğunu ortaya koymaktadır. Bu itibarla bilhassa sosyal bilimlerde gelişmiş ülkelerin tecrübesi diyerek, yurtdışı eğitimin ve yabancı yayının teşviki, kanımızca çok da isabetli bir tavır olmasa gerek.

 

Özellikle iletişim, ulaşım ve internetin bu kadar yaygın olduğu, dolayısıyla yabancı yayına ulaşmak için bir cep telefonun bile yeterli olduğu günümüz dünyasında eğitim için yurt dışına gitmenin, fayda maliyet analizinin tekrar yapılması yerinde olacaktır. Görüldüğü üzere hem dışarıda edinilen bilginin, toplumumuza ne denli uyacağı gerçeği, hem de söz konusu bilgiye ulaşmak için mutlaka yurt dışına çıkmanın günümüz şartlarındaki zorunluluğunu tekrardan ele almak yerinde olacaktır.

 

Yurt dışı eğitimin kanımızca bir diğer sorun oluşturan yönü, ilgili kişilerin birçoğunun kendi toplumsal gerçeklerine ve değerlerine yabancılaşırken, buna karşılık gittiği ülkenin kültürüne daha yakın bir kişilik kazanmasına neden olmasıdır. Bu kişilik farklılaşması, ilgili kişileri bir taraftan kendi insanından uzaklaştırarak, ona tepeden bakmasına sebep olurken, onu yetiştiren toplumun sorunlarına çözümden uzak bir tarzda dışarının gözüyle bakmasına yol açmaktadır.

 

Devam edecek…

 
Etiketler: Bilimsel, İlerlemede, Yurt, Dışı, Eğitim,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Şubat 2019
KÜRESELLEŞMEYİ ANLAMAK
26 Şubat 2018
İçimizdeki Mutluluğu Keşfetmek
19 Şubat 2017
Kendisiyle Barışık; İdrak Eden ve Üreten Bir Gençlik
07 Aralık 2016
Cumhurbaşkanının Çağrıları ve Yabancı Para Kullanmak
31 Ekim 2016
Batı’nın Yüzyıllık Planı
22 Ekim 2016
Bilimde İlerleme ve Yurt Dışı Yayın
20 Eylül 2016
DÜNDEN BUGÜNE BİLİM DÜNYAMIZ
17 Ağustos 2016
DARBE GİRİŞİMİNİN SONUÇLARI
29 Temmuz 2016
Darbe Girişimi ve Üç Önemli Mesele…
19 Temmuz 2016
15 TEMMUZ KÂBUSUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
01 Temmuz 2016
TATİLE Mİ, BAYRAMA MI?
24 Haziran 2016
Ben Neyim?
17 Haziran 2016
PERİŞAN HALİMİZ VE DEĞERLERİMİZ
06 Haziran 2016
“BACASIZ SANAYİ TURİZMLE” ALDATILDIK!
10 Mayıs 2016
“Tehdit” İçeride mi, Yoksa Dışarıda mı?
26 Nisan 2016
28 Şubat’tan Bugüne Türk Hukukunun İmtihanı
12 Nisan 2016
Faizde Hak ve Adalet Yoktur. Çünkü… II
29 Mart 2016
Faizin İktisadi ve Sosyal Maliyeti - I
15 Mart 2016
Başınıza Talih Kuşu Konarsa…
01 Mart 2016
MERKEZ BANKASI; ENFLASYON VE İŞSİZLİK KISKACINDA
24 Şubat 2016
ÜRETEN Mİ YOKSA TÜKETEN Mİ?
10 Şubat 2016
KAPİTALİZM, SOSYALİZM VE AHİ İKTİSADI
02 Şubat 2016
ÖZGÜR OLMAK VE ÖZGÜRLÜK
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’DE VE OECD DEVLETLERİNDE ÖZELLEŞTİRME
04 Ocak 2016
YAŞINIZI MI MERAK EDİYORSUNUZ!
22 Aralık 2015
ÜNİVERSİTELERDE MESLEK VE AHİLİK EĞİTİMİ
14 Aralık 2015
BOŞANIYORUZ Çünkü…!
07 Aralık 2015
Zenginlik, Çok Kültürlü Olmak Mıdır?
28 Kasım 2015
KELİMELERDEKİ SOSYAL DEĞİŞİM VE FİKİR DÜNYAMIZ
20 Kasım 2015
CİHANŞÜMUL OSMANLI DEVLETİ’NİN DAĞILMASININ TEK SEBEBİ
12 Kasım 2015
OSMANLI BEYLİĞİ, NASIL OSMANLI İMPARATORLUĞU OLDU?
Haber Yazılımı