Yazı Detayı
26 Eylül 2016 - Pazartesi 09:24
 
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Çok isabetli bir tesbit vardır; ‘hiçbir ülkenin güvenliği sınırından başlamaz.’ diye… Bu yüzden 1990’lı yıllarda Sovyetler Birliği dağıldığında Türkiye’nin etkinlik alanı olarak ‘Adriyatik’ten Çin Seddine’ kadar alanı belirlemiş olması son derece isabetli idi. Zira zaman bize gösterdi ki; ne ‘komşularla sıfır sorun’ politikası ne de yurtta sulh cihanda sulh’ sloganı bir temenninin ötesine geçebiliyor.

 

2000’li yıllarda nice ezberlerimiz bozuldu ama ne Türkiye geriye gitti, ne de yer yerinden oynadı. Bunların en önemli ayaklarından birisi de dış politikaya dairdi. "Monşer" diplomatlar Türkiye'nin dış politikasında daima batı ile birlikte hareket etmesi gerektiğini savunur, siyaset de buna göre şekillenirdi. Bizi pek şaşırtmazlardı yani... Diğer pek çok hususta olduğu gibi dış politikada da hedefler batı endeksliydi bir başka deyişle... Aksi pek örnek yoktu doğrusu... Belki olsa olsa Kıbrıs Harekâtında, batıya rağmen "stratejik" bir adım atılabilmişti geçmişte... Onun da nedeni; Ecevit'in nisbi olarak gerçek solcu, Koalisyon ortağı Erbakan'ın Milli duruşu ve elbette MHP'nin Milliyetçi çizgisinin etkisi idi. Süreç içerisinde bedelini Türkiye'ye ödetseler de, dönemin ağır koşullarında Türkiye bu stratejik adımı atabilmişti. Uygulanan ambargo Türkiye'nin batı ittifakı yerindeki pozisyonunu gözden geçirmesine neden oldu ama, iki kutuplu dünyada çok az şey yapılabildi. İlk somut adım da Özal tarafından atılabildi.

 

Bu dönemde Türkiye Ortadoğu konularında politikasını sürekli ABD, dolayısıyla İsrail'e endeksli yürütürdü. Her seferinde kendi baskıcı yönetimlerinin altında ezilen mazlum Ortadoğu halkı, Türkiye gibi Osmanlı'nın hakiki varisi kabul edilen bir ülkenin desteğini bekler ama hayal kırıklığına uğrardı. Filistin gibi haklı bir davada bile Türkiye bu davanın yanında göstermelik olarak yer alır, onları terörist olarak doğrudan tanımlamasa da İsrail'in tutumuna karşı çıkamazdı.

 

Bütün bunlar 2000’li yıllarda yavaş yavaş değişmeye başladı. Dışişleri Bakanı değil ama bir büyükelçi ve Başbakan danışmanı olarak Davutoğlu uzun yıllar içerisinde teorik birikimini oluşturduğu düşüncelerini pratiğe dökme fırsatı yakaladı. Ama doğal olarak gerçek "teoriden" biraz farklıydı. Zira bulunduğumuz coğrafya yüz yıldan daha fazladır kazanların kaynadığı ateşten bir gömlekti. 2000'li yıllara kadar da bölge nezdinde Türkiye'nin oluşturduğu gerçek bir politika yoktu. 90'lı yıllara kadar Sovyet tehdidine, o da Avrupa'nın güvenliği için, endekslerden dış politikada ne bir gün SSCB'nin dağılacağı, ne de Türkiye'nin Ortadoğu ve Orta Asya halklarıyla aynı coğrafyada yaşadığı ve ortak değer ve çıkarlarının olduğuna dair bir politika geliştirilmişti. Berlin'de zahiri duvar, Ortadoğu halklarıyla aramızda "batıni-gözükmeyen" bir duvar vardı. Elbette bütün öngörüler doğru çıkmayabilirdi. Bu yüzden bahar havası estiren komşularla sıfır sorun politikası, çok ciddi adımlar atılmasına rağmen, çöktü. Bölge savaş alanına döndü. Tunus'ta kıvılcımı atılan Arap Baharı çok sürmeden sınırımıza dayandı ve Türkiye savaş tehdidiyle yüz yüze geldi.

 

Cumhurbaşkanına ait Birleşmiş Milletlerin 71. açılış oturumunda bir stratejidir olarak ortaya kona ‘dünya beşten büyüktür’ cümlesini tekrarladı. Ortak akılla belirlenip dünyada kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor. Sonuç verip vermeyeceği bilinmez ama, tarafınızın neresi olduğunu kesinlikle gösterir. Anlamını bilmeyenler olabilir. Çok kısa bir bilgi verelim. BM'nin 193 üyesi var. Hemen hemen bütün ülkeler BM'nin üyesi yani... BM'nin karar alma mekanizmasında en etkili organ da Güvenlik Konseyi... Bu Konseyin 5 daimi 10 da geçici üyesi var. Daimi üyeler İkinci Dünya Savaşı sonrası şekillenmiş dünyada iki komünist, üç de kendi deyimleriyle sözümona demokratik ülkelerden oluşuyor. Daimi üyeleri biliyorsunuz. Bu üyelerin kabul etmediği hiç bir kararın resmi geçerliliği yoktur. Zira her bir üye çıkan kararı 'veto' etme yetkisine sahiptir. Veto=geçersiz...

 

Dedik ya sözümona demokratik diye... Şimdi bu ülkeler babadan oğula geçen sistemden de daha berbat bir şekilde sürekli 'iktidarda...' Zira BM'yi bir anlamda dünyanın yönetildiği yer diye kabul ederseniz, ki öyledir, güçlülerin ortak yönetimi hiç değişmiyor. Bırakmaya da hiç niyetli gözükmüyorlar. Zira bir anlamda savaşla alınan bu yetki, ancak yeni bir savaşla geri alınabilir. Bu yüzden Türkiye'nin çabasının kısa vadede sonuç vermesini beklemek gerçekçi değildir. Şairin dediği gibi; tohum at bitmezse toprak utansın. Zafer değil, sefer öncelikli düşünmek gerek... Geçici üyeliğe gelince; bu ağıza sürülen bir parmak baldan başka birşey değil...

 

Hani sürekli demokrasi vurgusu yapılır ya; bizim beyinsizler de itibar ederler. Olanın bizim içişlerimize müdahale anlamı taşıdığını ve uzun vadeli bölme planının bir parçası olduğunu bir türlü farkedemezler. İkinci beyinsiz takımı da; 'demokrasi olmayacak da diktatörlük mü olacak' diyenler... Sanki demokrasiye çok saygıları varmış gibi... Ağababalarının protatipleri hepsi... Hala anlayamadıkları şey; demokrasinin sadece kendi halkları için bir hak olduğu gerçeğinden hareket etmiş olmalarıdır. Demokrasi az gelişmiş toplumlarda tabulaştırıldığı için bunun tartışmasını bile yapamazlar. Ama göremedikleri şey demokrasinin bu ülkeler için sadece kendi çıkarlarına uygun olduğu sürece kıymetli olduğudur. Ne Mısırdaki darbe ne de Türkiye'deki girişim akıllarını başlarına getirmedi. Adamlar bir ay kendilerine gelemediler darbe başarısız oldu diye...

 

Patronlar gelirlerini işçiler üzerinden elde ederler ve işçilerle paylaşılan devede kulak bile değildir. Beş daimi üye dışındakilerin rolü iş yerindeki işçinin rolü kadardır. Bunun anlamı da köleliktir. 'Dünya beşten büyük' demek bir başkaldırıdır. Patronların ne kadar rahatsız olduğunun da bir önemi yoktur. Hiç değilse tarafınızı belli etmiş olursunuz.

 
Etiketler: BEŞTEN, KÜÇÜK, OLAN, DÜNYA, KİME, HİZMET, EDER,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı