Yazı Detayı
27 Temmuz 2020 - Pazartesi 09:28
 
Ayasofya’nın Ardından Prof. Dr. Ali Erbaş
Ahmet Yaşar Zengin
ahmetyasarzengin61@gmail.com
 
 

Ayasofya, camiye çevrildi. Dedikodu bitmedi… Herkes kendi penceresinden baktığı zaman haklı olduğunu düşünüyor. Kendi penceresi demek ne demektir? Açıklayalım:

 

Din istismarcıları, olaya din açısından bakıyor. Atatürk istismarcıları da olaya Atatürk’ün ilkeleri ve laik açısından bakıyor. Atatürkçüyüm diyenler, Atatürk’ün bürokrasideki uygulamalarının da Atatürk ilkeleri gibi tartışılamayacak olduğunu kabul ederek algı oluşturma peşindedir.

 

Dolayısıyla siyasiler de tabanlarını bir arada tutmak uğruna tartışmaya tuz ve biber ilave ediyorlar. Biz de farklı pencerelerden baktığımız zaman, karşımıza ister istemez iki kutuplu yorumcular veya iki kutuplu yandaş medya ile karşılaşıyoruz.

 

Ayasofya, müzeden camiye çevrilmesinden sonra bakalım neler oldu?

  1. 1. Din istismarcıları veya din sömürücüleri Atatürk üzerinden hücum ediyor ve Atatürk’ün Ayasofya’yı neden müzeye çevirdiğini kendi aklınca yorumlamaya çalışıyor. Bu yorumlamayı yapanlar ise azınlık ama sesleri çok çıkıyor. Tarihi bilgileri çarpıtıyor bu vesileyle reyting yapıyor. Bunların görevi böyle… Din sömürücülerin vebali çok büyüktür. Bu vebalin altından nasıl kalkacaklar. Dini istismar ettikleri için Allah’a nasıl cevap verecekler?
  2. 2. Atatürk istismarcıları veya Atatürk sömürücüleri ise din sömürücülerinden hiç farkı yoktur. Atatürk sömürücülerinin temsilci yorumcuları halkı kutuplaştırmak için ellerinden geleni reyting uğruna yapıyor… Görünen odur ki kutuplaştırmayı seven yorumculardan birinin dinden haberi yok, diğerinin de Atatürk’ten haberi yoktur. Ama ülkemiz bunlar ile yaşamaya alışacaktır.
  3. 3. Şimdi de diyanet işleri başkanını “lanet” kelimesi üzerinden bazı yorumcular reyting yapmayı tercih ediyor. Atatürk’ü tartışmanın içine soktular. Atatürk’ü çok sever görünen insanlar, yine Atatürk’ü yıpratıyor. Aslında Atatürk yıpranmış onun için çok önemli değildir. Yeter ki reyting yapsın. Bu sefer diyanet başkanı üzerinden din, Atatürk’e dil uzatılarak Atatürk yıpratılıyor.

Prof. Dr. Ali Erbaş:

 

Tarih okumuş en azından İslam tarihi okumuştur. Dolayısıyla kuracağı cümlelerin Atatürk’ü incitip içitmeyeceğini çok iyi bilen biridir. Hele çok kritik bir dönemde Atatürk’e dil uzatmanın çok riskli olduğunu bilir. Diğer bir konu ise:

Atatürk, Ayasofya’yı baskı ile müze yapmadığını bilir,

Atatürk, balkan paktının kurulması için Yunanistan’a jest yaptığını bilir,

Ayasofya’nın tadilatı için müzeye çevirdiğini bilir, ([1])

 

O halde Atatürk, Fatih Sultan Mehmet’e rağmen Ayasofya’yı müzeye çevirmeyeceğini, hele Atatürk’ün emperyalist devletlerin baskısına boyun eğmeyeceğini çok iyi hem de çok iyi bilenlerden biridir. Daha doğrusu Prof. Dr. Ali Erbaş’ın hutbesinde geçen “lanet” kelimesi Atatürk ile bir alakası olmadığını herkes biliyor. Ama bazı reytingciler “lanet” kelimesi, Atatürk’e söylenmiş olduğunu kabul ederek “Öküzün altında buzağı arıyor.” Bir anekdot bu konuyu kapatmak istiyorum.

 

Komutan, askere sorar:

  • Oğlum Atatürk, ne zaman doğdu?
  • Komutanım, bu konuyu sen benden iyi biliyorsun ama hainlik olsun diye soruyorsun…

 

Bugünlerde “lanet” kelimesi Atatürk’e hitaben söylenmediğini bildiği halde maksadı üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir ama hainlik olsun diye Atatürk’ü tartışmanın içine sokuyor, Atatürk’ün yıpratılması pahasına…

 

Ayasofya ne demektir? Anlamaya çalışalım:

  1. 1- Ayasofya bir egemenlik meselesidir,
  2. 2- Ayasofya bağımsız hareket edebilme konusudur,
  3. 3- Ayasofya, Akdeniz’deki kıta sahanlığı kararı demektir,
  4. 4- Ayasofya, Libya’da yedi düvele karşı duruşumuz demektir,
  5. 5- Ayasofya, Ortadoğu’daki gücümüzün görüntüsü demektir,
  6. 6- Ayasofya,  devletin sınırlarını koruyacağım demektir,
  7. 7- Ayasofya, Vatikan’ın varlığına tepki göstermeyenlere tepki demektir,

 

İşte devlet açısından baktığımız zaman, alınan kararlar yanlış olsa da aynı kare içinde görüntü vermek milli menfaatler açısından çok önemlidir. Ana muhalefet, iktidar ile aynı kareden çıktıktan sonra kararları alan iktidara, veryansın edebilirdi. Ne diyebilirdi?

Ayasofya’nın zamanı değildir. Kusurlarını kapatmak için Ayasofya’yı gündeme getirdin gibi bir şeyler söylenebilirdi veya daha acımasız bir muhalefet örneği verilebilirdi. Bu konuda halk, bilinçleştirebilirdi. Yanlışlar, maddeler halinde anlatılabilirdi biz de muhalefeti alkışlardık.

 

Ana muhalefet ne yaptı?

Ana muhalefet lideri, Ayasofya davetine icabet etmedi. Nedeni ise kameralar karşısında namaz kılmam. Doğru dedi ama geçmişte Almanya’da bir kilisede kameraların karşısında ayine katıldı. ([2])  

Almanya’da kameralar karşısında bir kilisede ayine katılacaksın ama 24 Temmuz Ayasofya’nın müzeden, camiye çevrilme davetine “kameralar karşısında namaz kılmam” diye kabul etmeyeceksin. Kameraları mazeret göstermek seni haklı duruma getirmez. İddialar doğru ise vatandaş olarak bu davranışı hoş karşılamadım.

 

Muharrem İnce’nin muhalefet anlayışı:

  1. 1- Muharrem ince daveti kabul etti,
  2. 2- Protokole katılmadı, dışarda halkın içinde namazını kıldı.
  3. 3- Batıya karşı birlik mesajını verdi,
  4. 4- HDP’den uzak durdu,
  5. 5- İktidarın bu konudaki yanlışlarını söyledi hem de halk ile birlik oldu…

 

İşte Ana muhalefetin de bu şekilde olmasını istiyoruz. Çünkü CHP’nin de iktidar olmasını istiyoruz da ondan...

 

Bu yazıyı yazarken bir arkadaşım telefon etti. İBB’nin meclis oturumunu izle mutlaka sana bir konu çıkar. Evet, İBB’nin meclis oturumunu izledikten sonra bir şeyler yazmak farz oldu.

 

İBB’nin meclis toplantısındaki tartışma

İBB’nin meclis toplantısında AKP meclis başkan vekili açıklama yaptı. Sayın başkan, “seçim meydanlarında hiçbir kimseyi işten çıkarmayacağınıza dair söz verdiniz. Ama tasarruf adı altında 11.000 kişiyi işten çıkardınız. O insanları aç ve susuz bıraktınız. Şimdi 18.000 kişiyi işe aldınız.”([3]) Bu iddialara İBB’nin bir cevabı olmadı ama ilerleyen günlerde mutlaka tatmin edici bir cevabı olacaktır…

 

Eğer bu iddialar doğru ise muhalefet, AK Partili belediye başkanlarını usule aykırı işler ile suçlarken, aynı hatayı İBB’nin yaptığını görüyoruz.

 

24 Temmuz Ayasofya’nın müzeden, camiye çevrilme meselesinden sonra bu örnekleri vermek mecburiyetinde kaldım. Nedeni ise her yapılan olumsuz eylemden sonra bazı istismarcılar, Atatürk’ün gölgesinde gizlenerek mazeret uydurmak veya Atatürk’ü yanlış görünen davranışlara ortak etmeğe çalışıyor. Bu da Atatürk’ü yıpratmak demektir.

 

Geçmişte bazı belediyeler de yanlış ve haksız işlerini ayet okuyarak kamufle etmeye çalışırdı veya dini ortak ederdi. Ana muhalefet de seçim meydanlarında dini istismar edenleri anlatırdı ama ana muhalefet de yanlış ve eksik işlerine Atatürk’ü ortak ediyor…

 

Anlaşılan muhalefet iktidar olmak istemiyor. Eğer muhalefet iktidar olmayı düşünse idi bu yanlışlıkları yapmazdı veya söz konusu yanlışlara engel olurdu…

Selam ve saygılarımla…


[1] İsmet Bozdağ, Tarih Yarındır, 2008”

[2] Turgay Güler. Ülke TV

[3] AK Parti İBB Meclis Başkan Vekili

 
Etiketler: Ayasofya’nın, Ardından, Prof., Dr., Ali, Erbaş, ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
20 Temmuz 2020
Atatürk, Ayasofya’yı Neden Müze Yaptı?
16 Temmuz 2020
Milli Üretim, Milli Duruş
12 Temmuz 2020
İlhan Kesici ve İBB
07 Temmuz 2020
Çoklu Baro Düzenlemesi
25 Haziran 2020
Muhalefetin, Yine Projesi Yok…
17 Haziran 2020
Türkiye’nin, Libya’da Ne İşi Vardır?
07 Haziran 2020
Yargı Paketi
02 Haziran 2020
Öz Eleştiri
23 Mayıs 2020
Evrensel Hukuk
18 Mayıs 2020
Halkın Derdi, Din ve Laiklik Değildir!
11 Mayıs 2020
Darbe ve Tehdit İması
06 Mayıs 2020
Darbeye Hayır!
17 Nisan 2020
ABD, Bağımsızlığını İlan Etmiş…
08 Nisan 2020
Korona Virüs İle Hızlanan Savaş
02 Nisan 2020
Korona Virüs ve Charlotte kuralı
08 Mart 2020
Mağdur Ediliyor Algısı
24 Şubat 2020
“Papalık” Makamı Lağvedilsin! ve “Hristiyan Terörist” İfadesini Kullanalım...
22 Şubat 2020
Seni Yarattım Ya!
12 Şubat 2020
Boğaziçi aşireti ve Bugünkü Bürokratlar
08 Şubat 2020
Üçüncü Hava Limanını Kapatalım (!)
17 Ocak 2020
Arap Baharı Yazı Dizisi (3)
13 Ocak 2020
Arap Baharı Yazı Dizisi (2)
11 Ocak 2020
Tunus Arap Baharı
07 Ocak 2020
ABD öldürdüğü İçin Sevinemedim… Neden?
04 Ocak 2020
Algı Üretenlere Kızmayın, Belgeler ile Olumsuz Algıyı Çürütün
01 Ocak 2020
Sinan Aygün ve Mansur Yavaş Tartışması
30 Aralık 2019
Tank Palet Fabrikasını Doğru Anlayalım!..
27 Aralık 2019
Kanal İstanbul ve Batı
04 Aralık 2019
Kanal İstanbul ve CHP’ye Kumpas…
29 Kasım 2019
Siyasi Bürokratlar, Siyasi Liderlere Eksik Bilgi Veriyor…
14 Ekim 2019
YPG, PKK, DAEŞ ve Siyasal Meşruiyet
16 Eylül 2019
Saray, 'Aba Altından Sopayı Gösterdi'
22 Ağustos 2019
Terör Faaliyetleri Karşısında Demokrasi mi?
10 Temmuz 2019
AK Parti, Kan Kaybetti… Neden?
28 Mayıs 2019
Kushner’in Ekibinde, Türkiye’den Hangi İsimler Yer Alıyor?
18 Mayıs 2019
Reis Dönemini Bitirmek mi?
12 Nisan 2019
Her İki Başkan Adayı, Benim Gönlümde Meşru Başkan Olmayacak…
20 Mart 2019
AK Parti, Sizin Eseriniz Değil Midir?
11 Mart 2019
HDP, Kürt Vatandaşlarımızı Temsil Etmek İstemiyor…
18 Şubat 2019
AK Partinin Medyası Yoktur…
10 Şubat 2019
“Evangelist” ve “Evangelistler”
04 Şubat 2019
Allah, Siyasi Liderlere Sabır Versin…
17 Aralık 2018
AK Partinin Bürokrat Tipi Yerel Yöneticileri
20 Ekim 2018
ABD, CEMAL KAŞIKÇI’YI ÖLDÜRTMÜŞ OLABİLİR Mİ?
09 Ekim 2018
Moskova, Pekin, Ankara ve Tahran Hattı
26 Temmuz 2018
Sayın Milli Eğitim Bakanına;
18 Temmuz 2018
Gezi Olayları, Irak, Bölgesel ve Küresel Dinamikler
27 Haziran 2018
Hoş Geldin Yeni Sistem, Hedefimiz 2071
01 Haziran 2018
DOLAR, NEDEN AMERİKA'NIN PARASI DEĞİLDİR
14 Şubat 2018
Allah'ı Memnun Et, Gerisine Karışma Evladım!
06 Şubat 2018
15 Temmuzdan Sonra Türkiye'nin Ordusunda Komutan Kalmadı (!)
16 Ocak 2018
Araplar, Bizi Arkadan Vurdu…
25 Aralık 2017
Amerika’nın Hegemonya Krizi ve Karşı Hegemonya
20 Aralık 2017
İstanbul’a Sahip Çıkmak ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Barışçıl Kararları
09 Aralık 2017
ABD'nin Kudüs Konusundaki Kararını Kınıyorum
08 Kasım 2017
Dalkavuğun Lidere Baskısı
23 Ekim 2017
İsrail ve ABD’nin Tuzağı, Tuzağı Göremeyen Barzani…
09 Ekim 2017
Dünya, Yeniden Şekilleniyor veya Amerika, Kalp Krizi Geçiriyor…
05 Ekim 2017
Bireysel Özgürlükler
03 Ekim 2017
İnsan Sevdiğine Küser
07 Ağustos 2017
Batı ve Batı Hayranı Boğaziçi aşireti
26 Temmuz 2017
Neden CHP?
16 Temmuz 2017
Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Küçük Esnaflar
12 Temmuz 2017
Adalet Yürüyüşünün Amacı; Terör Örgütlerini Barışçı, Hükümeti Kavgacı Göstermek…
03 Temmuz 2017
Ortadoğu’da ABD’nin Ne İşi Vardır?
24 Nisan 2017
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve CHP
10 Nisan 2017
Okuma Yazma Bilmeyen Dışişleri Bakanı
05 Nisan 2017
Faşist Liderlerin Demokrasi Mazereti (!)
10 Mart 2017
Sayın Başbakanım ve Cumhurbaşkanım,
20 Şubat 2017
Referanduma Bir Adım Kala - 3
11 Şubat 2017
Referanduma Bir Adım Kala – (2)
27 Ocak 2017
Referanduma Bir Adım Kala – (1)
16 Ocak 2017
Galü Beladan Başlama ve Anayasa Değişikliği Teklifi
07 Ocak 2017
Batı’nın Derdi DAEŞ Değildir!
24 Aralık 2016
Birinci Dünya Savaşında Rusya Kışkırtıldı, Osmanlı Savaşa İtildi
07 Aralık 2016
Toplumda İnfial Yaratmak İsteyen Bazı Bürokratlar…
20 Kasım 2016
Donald Trump ve Derin Güçler…
09 Kasım 2016
Suç Duyurusunda Bulunuyorum…
03 Kasım 2016
Başkanlık Hükümeti
19 Ekim 2016
"İnce Eleyip Sık Dokumak"
03 Ekim 2016
Birlik ve Güç
22 Ağustos 2016
Amerika, Gülen’i Verir Ama…
20 Ağustos 2016
“HER ŞERDE BİR HAYIR VARDIR”
30 Temmuz 2016
Devlet “Kılı Kırk Yaran Bir Hassasiyet” Göstermelidir…
17 Temmuz 2016
Cumhurbaşkanı Benimdir!.. Devlet Benimdir!..
23 Haziran 2016
DAMAT FERİT PAŞA – SELADDİN DEMİRTAŞ
07 Mayıs 2016
Turgut Özal, Hilmi Özkök ve Ahmet Davutoğlu
19 Nisan 2016
Terörü, Destekleyenler de BEDEL Ödemelidir!
Haber Yazılımı