Yazı Detayı
27 Ekim 2014 - Pazartesi 10:45
 
APOLİTİK
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Politika, hemen herkesin bir düzeyde ilgilendiği ama özellikle de, gençlerin ilgilenmesi gereken bir sosyal alan… Politika denince doğal olarak herkesin aklına kötü şeyler geliyor. Zira geçmişte şahit olduklarımız korkutuyor hepimizi... Elimizi taşın altına koymaktan özenle imtina ediyoruz. Toplumsal sorunlarla ilgilenme, fikir üretme, tartışma ve uzlaşma anlamında bir hizmet aracı olması gereken politika, Türkiye’de gerçekte neredeyse hiçbir zaman böyle tezahür etmediğinden hemen hepimiz politikaya mesafeli bakıyoruz.

Yaşadıklarımız bize bunu telkin ediyor tabii… Zira 1970’lerde politika merkezli yaşanmışlıklar ve pek çok dönemde politikanın ayağa düşürülmesi bilinç altımızda politikaya sakıncalı piyade muamelesi yapmamıza neden oldu. 12 Eylül, bir çok şeye vurduğu darbeyi, toplumsal zihin kilitlenmesine yol açacak korku toplumu oluşturarak da politikanın zararlı olduğu algısını bilinç altınıza kazıdı.

1990’larda ise politika iyice ayağa düşmüştü. Politikacı ve çıkar çevreleri denince benim şahsen midem bulanıyordu. Zira politika profesyonel yalancıların kontrolünde idi büyük oranda… Politika ile yalan neredeyse eş anlamlı kullanılıyordu. Adeta gölge oyunu oynanıyordu. Hepsi ayıplıydı neredeyse ve hepsi diğerinin kuyusunu kazıyor, kamuoyu da onlara mecburmuş gibi, bu kayıkçı kavgasını medya organları vasıtasıyla takip etmek zorunda kalıyordu. Neyse ki; 2000’li yıllar bunların tasfiyesi ile sonuçlandı ve yeni yüzler politikaya bir miktar saygınlık kazandırdı.

Kanaatimce bir parti çatısı altında olmadan da siyaset yapılabilir. Eş anlamlı gibi düşündüğümüz bu iki kavram, aslında tam da bu noktada birbirinden ayrılıyor. Bir başka deyişle bir parti penceresinden bakarak ürettiğiniz ve kimi zaman inanmadan savunmak zorunda olduğunuz şeyin adıdır politika… Bu bazen bir sosyolojik grubun penceresinden bakmak şeklinde de tezahür edebilir.

Politikadan farklı olarak siyaset; hakikate dair ne varsa, özgürce onun arkasında durmayı gerektirir. İlla da bir partinin ya da sosyal grubun anlayışından değil de, topluma ve ülke geleceğine dair gözlem ve düşüncelerin özgürce paylaşılmasıdır siyaset... Bu konuda geriden gelen nesli beslemek, onların daha bilinçli olmalarına yardımcı olmak ve bütün bunları yaparken menfaat saiki ile davranmamaktır. Belki teknik olarak böyle bir ayırım yoktur ama, şahsen parti ya da sosyal grup merkezli yaklaşımı politika, hizmet merkezli anlayışı da siyaset olarak nitelendirmenin mümkün olduğu kanaatindeyim. Aktif politikanın bu anlayışla yapılması pekala da mümkündür.

Apolitik kavramı tam da bu bahsettiklerimizin aksini ifade ediyor. Yani dünya yansa bir kalbur samanı yanmayan, düşünen değil, sev-genç bir nesil… Bunun önemli ölçüde başarıldığının kanıtı; apolitik-depolitik, kayıp bir neslin, gözlerimizin önünde arz-ı endam ettikleri heyulalarıdır. En son model telefonu almak için anne-babasının başının etini yiyen, mutluluğu gösterişte, modada arayan, elifi görse mertek zanneden bir nesille karşı karşıyayız maalesef…

Apolitiklik başka, depolitiklik başkadır aslında… Bizdekinin adı apolitizasyon, batıdakinin adı depolitizasyon… Politikadan kendi istekleriyle uzaklaşma anlamına gelen depolitizasyon istikrarı anlatırken, apolitizasyon kaosa işaret eder. Zira batı toplumlarında siyaset zeminindeki stabilizasyon ve parti programları arasında uçurumların olmaması, iktidar kim olursa olsun insanların hayatlarında önemli bir değişiklik getirmeyeceğinden, politikaya ilgiyi azaltıyor.

Ancak Türkiye’deki bilinçli bir tercih… Şöyle ki; Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarında devlet tehdidi ile politika yapmak yasaklandı malumunuz. Bunun parti içi ya da dışında olmasının da bir önemi yoktu. Cezasının ne olduğunu da ifade etmeye gerek yok. İkinci Dünya Savaşı sonrası gerek dünya konjonktürünün zorlaması ve gerekse de iç baskıların halkı patlama noktasına getirmesi, bunun gevşetilmesini zorunlu kıldı. Süreç içerisinde şirazeden çıktığı varsayılan görece serbest politik hayatın önü sıklıkla kesildi. Bunun adı kimi zaman darbe, kimi zaman muhtıra, kimi zaman da post modern darbe oldu. Demoklesin kılıcı sürekli sallandı yani milletin tepesinde…

1970’li yıllardaki yaşanmışlıklar 1980 sonrası süreçte etkisini gösterdi ve zinde güçler apolitik bir gençliğin kararını verdiler. Risk alarak aradan sıyrılanlar olduysa da, ülke meselelerine dair görüş paylaşımı her zaman sakıncalı görüldü. Görünüşte çok sesli gibi olan siyaset, gerçekte tam bir oligarşik yapıdaydı. Zira basında da politikada da çok seslilik sembolikti. Resmi ideolojinin sesi olmayan hiçbir gücün toplumu yönlendirecek güce ulaşmasına izin verilmedi. Parti iseniz biraz güçlenmeniz bir bahane ile kapatılma nedeni oldu. Rejimin dinamikleri harekete geçirilerek kamuoyu algısı oluşturuldu ve hukuk kılıfına bürünmüş faşist mahkemeler milyonlarca tabanı olan partileri gözlerini kırpmadan kapattılar. Oluşturulan korku ortamında alternatif ilgi alanları da gelişince; futbol, sosyal medya, moda… oligark kesimin yeri sağlamlaştı.

Ankara'nın meşhur valisi Nevzat Tandoğan’ın Osman Yüksel Serdengeçti'nin yüzüne kaba bir şekilde ifade ettiği ‘Ulan öküz Anadolulu! milliyetçilik, komünistlik sizin neyinize? Bu ülkede milliyetçilik yapılacaksa biz yaparız. Komünizm getirilecekse biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var; vergi vermek ve askerlik yapmak" şeklindeki düsturu (!) soft bir şekilde yerini aldı.

O meşhur şair ve düşünce adamının, hayal ettiği gençlikle ilgili idealleriyle bitirelim… "kim var! " diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert "ben varım! " cevabını veren, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur! " duygusu ve dava ahlâkına sahip bir gençlik..." Ümitvar olmaya devam ediyoruz....

 
Etiketler: APOLİTİK
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
14 Ekim 2019
SESSİZ ÇIĞLIK
07 Ekim 2019
‘OKU’MA…
01 Ekim 2019
Haraç mı Azaldı Yoksa Bağımsızlık mı Arttı
23 Eylül 2019
PAYLAŞMANIN GÜCÜ
09 Eylül 2019
KÜRESEL DÜŞÜN, YEREL ÇÖZ
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
Haber Yazılımı