Yazı Detayı
14 Şubat 2018 - Çarşamba 11:36
 
Allah'ı Memnun Et, Gerisine Karışma Evladım!
Ahmet Yaşar Zengin
ahmetyasarzengin61@gmail.com
 
 

Karşısında diz çöken dünya liderlerinin 'Muhteşem' unvanına layık gördüğü, kendi milletinin ise 'Kanuni' ismiyle selamladığı Sultan Süleyman Han dönemi...

 

Her padişahın olduğu gibi, Sultan Süleyman'ın da zaman zaman akıl danıştığı bir hocası vardır.

 

Zembilli Ali Cemali'nin dergâhında yetişen Yahya Efendi...

 

Güler yüzlü, sevecen, gönül kırmayan ve gereksiz kızmayan biridir Yahya Efendi. Ancak devlet idaresinde zafiyet oluşunca, padişahın karşısına çıkıp, ağzına geleni ardına bırakmayacak kadar da serttir.

 

Günlerden bir gün, atının üzerinde tekkesine doğru giderken, papazın biri atının yularına yapışır, "Bu mu Osmanlı'nın adaleti? Bu mu sizin adaletiniz" diye bas bas bağırır.

 

"Nedir, ne oldu?" demeye kalmadan, papaz bağıra bağıra derdini anlatmaya başlar:

 

"Senin sütkardeşim dediğin padişah, adaletsizlik ediyor. Doğmamış sabilerimize bile vergi konuyor, ölülerimizden bile haraç alınıyor!"

 

Duydukları karşısında dermandan kesilen Yahya Efendi'nin atının burnu derhal saraya döner.

 

Huzura çıktığında, işleriyle meşgul olan Sultan Süleyman'a, "Hele beri bakasın sütkardeş" diye hiddetle seslenir ve padişah yüzünü çevirir çevirmez başlar saydırmaya:

 

"Sen ne yaptığını sanırsın? Kanunlara, törelere ve İslam'a uygun olmayan bir şekilde vergi adı altında toplanan malın helalliği olur mu? Yediğini, içtiğini, sarayını, saltanatını ve ahiretini kendine haram ettiğinin farkında değil misin?"

 

Duydukları karşısında sarsılan Kanuni'nin yüzündeki çizgiler titremeye başlar:

 

"Allah aşkına sütkardeş! Azarlamaksa niyetin yine azarla ama bari günahımızı söyle!"

 

Olanı, olduğu gibi anlatır Yahya Efendi...

 

Sultan Süleyman, "Halim Allah'a ayandır. O Allah biliyor ki, anlattıklarından zerre haberim yoktur. Bu işleri genelde alt kadrolar hallediyor" diyerek kendini savunmaya başlar.

 

Bu savunmadan sonra aralarında şu konuşma geçer:

-       Peki, onlardan kim mesuldür?

-       Amirleri elbet...

-       Ya o amirlerden kim mesuldür?

-       Onların da daha yüksek amirleri vardır. Onlar mesul tutulur.

-       Nereye gider, nereye dayanır bu mesuliyet?

Başı göğsüne düşen Sultan bu son soruya:

  • - Bana kadar geliyor" diye acı içinde inleyerek cevap verir.

Bu duruma üzülen Yahya Efendi, yanına sokulduğu padişahın gönlüne şu ince ayarı verir:

  • - Allah'ın huzuruna çıktığında ne cevap vereceksin? Olan bitenden haberim yoktu diye mi savunacaksın kendini? Bir hükümdarın memleketinde olup bitenlerden haberdar olmaması büyük günahtır. Emrinde çalışan memurlarının yularını gevşetirsen, sırtına öyle günahlar, öyle sorumluluklar yüklerler ki ahir hayatında cennet yüzü göremezsin."

 

Bu olaydan aylar sonra Kanuni Sultan Süleyman, devletin akıbetini hayal eder, "Günün birinde Osmanoğulları da inişe geçer, çökmeye yüz tutar mı?” diye düşünmeye başlar...

 

Bu soruya en güzel ve en doğru cevabı Yahya Efendi'nin vereceğinden emindir. Güzel bir hatla yazdığı mektupta şu soruya cevap ister sütkardeşinden:

 

"Sen ki ilahi sırlara vakıf birisin. O vakit de bana süt karındaşım. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğulları’nın akıbeti nasıl olur?”

 

Yahya Efendi bir kâğıdın üzerine büyükçe harflerle, “Neme lâzım be Sultanım!” diye yazar, zarfa koyup geri gönderir.

 

Gelen bu özensiz ve kısa cevaba bozulan Sultan, hemen ayaklanır ve Yahya Efendi'nin Beşiktaş'taki dergâhına gider.

  • - Aşk olsun süt karındaşım. Kırk yılın başı sana bir sual ettik. Ciddiye bile almadan başından savdın. Yahya Efendi gayet sakin bir şekilde
  • - Sizin sorunuzu ciddiye almamak haddime mi sultanım. Ben sorunuzun cevabını bir hayli düşündüm ve en doğru cevabı gönderdim. Ve padişahın meraklı bakışları arasında anlatmaya başlar:
  • - Eğer şahısların menfaati devlet menfaatinin üstüne çıkarsa... Koyunları kurtlar değil de çobanlar yemeye başlarsa... Mazlum ve masumların feryadı arşa yükselir de bunu görüp işitenler, 'Aman canım, nemelazım' derse, biliniz ki yıkılış yakındır!

Aradan yıllar geçer.

 

Kanuni hakkın rahmetine kavuşmuş, oğlu Sultan II. Selim tahta çıkmıştır. Zaman zaman devleti idarede zora düşünce, "Merhum babam bu işleri nasıl çözerdi" diye merak ederek kişisel eşyalarını, tuttuğu notları karıştırmaya başlar.

Eline Yahya Efendi'nin "Nemelazım" isimli o not parçası geçince bir anlam veremez ve çıkıp amcasının dergâhına gider.

 

Hoş beşten sonra Yahya Efendi

  • - Ne haldesin bakalım, padişahlık nasıl gidiyor?

 

Meramını anlatmak için zaten sabırsızlanan Selim,

  • - Zor amca. Kimseyi memnun edemiyorum"
  • - Zordur elbet
  • - " insanı memnun etmek zor olmaz mı? Birini memnun etsen diğeri hoşnut kalmaz. Bunu memnun edeyim desen öteki küser. İyisi mi sen birini memnun etmeye bak evladım.
  • - Amca! Hakka, hakkaniyete uyar mı birini memnun edip ötekini küstürmek?

Yahya Efendi gülümsemesine devam eder ve dudaklarından şu sözler dökülür.

  • - Sen birini, yani Allah'ı memnun et, gerisine karışma evladım!

 

Selam ve saygılar…

 
Etiketler: Allah'ı, Memnun, Et,, Gerisine, Karışma, Evladım!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
06 Şubat 2018
15 Temmuzdan Sonra Türkiye'nin Ordusunda Komutan Kalmadı (!)
16 Ocak 2018
Araplar, Bizi Arkadan Vurdu…
25 Aralık 2017
Amerika’nın Hegemonya Krizi ve Karşı Hegemonya
20 Aralık 2017
İstanbul’a Sahip Çıkmak ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Barışçıl Kararları
09 Aralık 2017
ABD'nin Kudüs Konusundaki Kararını Kınıyorum
08 Kasım 2017
Dalkavuğun Lidere Baskısı
23 Ekim 2017
İsrail ve ABD’nin Tuzağı, Tuzağı Göremeyen Barzani…
09 Ekim 2017
Dünya, Yeniden Şekilleniyor veya Amerika, Kalp Krizi Geçiriyor…
05 Ekim 2017
Bireysel Özgürlükler
03 Ekim 2017
İnsan Sevdiğine Küser
07 Ağustos 2017
Batı ve Batı Hayranı Boğaziçi aşireti
26 Temmuz 2017
Neden CHP?
16 Temmuz 2017
Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Küçük Esnaflar
12 Temmuz 2017
Adalet Yürüyüşünün Amacı; Terör Örgütlerini Barışçı, Hükümeti Kavgacı Göstermek…
03 Temmuz 2017
Ortadoğu’da ABD’nin Ne İşi Vardır?
24 Nisan 2017
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve CHP
10 Nisan 2017
Okuma Yazma Bilmeyen Dışişleri Bakanı
05 Nisan 2017
Faşist Liderlerin Demokrasi Mazereti (!)
10 Mart 2017
Sayın Başbakanım ve Cumhurbaşkanım,
20 Şubat 2017
Referanduma Bir Adım Kala - 3
11 Şubat 2017
Referanduma Bir Adım Kala – (2)
27 Ocak 2017
Referanduma Bir Adım Kala – (1)
16 Ocak 2017
Galü Beladan Başlama ve Anayasa Değişikliği Teklifi
07 Ocak 2017
Batı’nın Derdi DAEŞ Değildir!
24 Aralık 2016
Birinci Dünya Savaşında Rusya Kışkırtıldı, Osmanlı Savaşa İtildi
07 Aralık 2016
Toplumda İnfial Yaratmak İsteyen Bazı Bürokratlar…
20 Kasım 2016
Donald Trump ve Derin Güçler…
09 Kasım 2016
Suç Duyurusunda Bulunuyorum…
03 Kasım 2016
Başkanlık Hükümeti
19 Ekim 2016
"İnce Eleyip Sık Dokumak"
03 Ekim 2016
Birlik ve Güç
22 Ağustos 2016
Amerika, Gülen’i Verir Ama…
20 Ağustos 2016
“HER ŞERDE BİR HAYIR VARDIR”
30 Temmuz 2016
Devlet “Kılı Kırk Yaran Bir Hassasiyet” Göstermelidir…
26 Temmuz 2016
Darbe Teşebbüsü Üzerine Bazı Tespitler…
17 Temmuz 2016
Cumhurbaşkanı Benimdir!.. Devlet Benimdir!..
23 Haziran 2016
DAMAT FERİT PAŞA – SELADDİN DEMİRTAŞ
07 Mayıs 2016
Turgut Özal, Hilmi Özkök ve Ahmet Davutoğlu
19 Nisan 2016
Terörü, Destekleyenler de BEDEL Ödemelidir!
Haber Yazılımı