Yazı Detayı
05 Mart 2018 - Pazartesi 08:29
 
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
Doç. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

28 Şubat elbette takvimlerden bir gün… Ama 1997’nin aynı gününde bu ülkede yaşananlar, 28 Şubat’a özel bir anlam yüklememizi gerektiriyor. Çok yeni nesil bilmez artık. O dönemki nesilden birçoğu da unuttu zaten… Hafıza-i beşer nisyan ile ma’lül ya; o yüzden… Bunu da keşfetmiş insan zekâsı… Siyasi miyopi demiş mesela… Unutturmak istemeyenler var. Bir de inkâr edenler elbet… Destek olanları da not etmek lazım. İlla da, mağdur taraftan gözükenleri… (şükür onlardan hesap soruluyor şimdi… Herkes bu taraftayken onlar karşı taraftaydı… Kendileri şimdilerde FETÖ olarak biliniyor kamuoyunda…)

 

Egemen güçler içerideki gönüllü maşalarıyla kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. İblis gibi aynı şeyde ısrar etmiyor. Bilvesile yeni bir yöntem ve yeni maşalarla te’dip ediyor düşmanlarını… Yani bizi… İşte 28 Şubat böyle bir şey… Başbakanın ifadesiyle kardeşi 15 Temmuz da…

 

Demokrasi ağızlarda pelesenk olmuştur, ama demoklesin kılıcı da sürekli tepesinde sallandırılır halkın… Sırtından sopayı eksik etmez bir başka deyişle… Aslında ortalıkta demokrasi filan yoktur. Oyalanır işte kuru kalabalıklar, çocuğun oyuncakla oyalandığı gibi… Ağzına bir parmak bal çalınanlar da derin bir sessizlik içerisindeler... Kalabalıklar ellerindeki oyuncaklarla oyalanırken oligarklar deveyi amuduyla götürür de o kalabalıklar bedel ödeneceği zamana kadar aklını başına devşirmez. 28 Şubat da böyle…

 

Meşru hükümet gönderildi, dış destekli işbirlikçiler işbaşına gelip, 2001’de o malum kriz yaşandığında kalabalıklar ne olup bittiği hakkında fikir sahibi olabildi. “Olanda hayır vardır” diye bir söz vardır. Olan post modern darbe-muhtıra idi ama, bıçak kemiğe dayandığından darbeciler mızrağı çuvala sığdıramıyordu ve tasfiye süreci başladı. Hayır olan da buydu herhalde…

 

 “Öteki” olmanın ne manaya geldiğini belki tam olarak hmek hiç mümkün olmayacak yeni nesil için… Aslında olmasın da… 28 Şubat’ın mağdurları yine öz yurdunda en fazla garip, en fazla “parya” muamelesi görenlerdi. Ama diğerlerinin de hakkını yemeyelim; oligarklar kimisini alevi, kimisini kürt, kimisini ülkücü, kimisini sosyalist… diye ötekileştirdiler.

 

Güney Afrika’da ırk ayırımcılığı 1990’lara kadar anayasal bir statüye dayandırılırken, ABD’de 1960’lı yıllara kadar siyahlar beyazların haklarına sahip değilken kendilerince haklı gerekçeler sunuyorlardı. 28 Şubat süreci belki bunlardan da beterdi. Zira bir grup insan renginden değil, düşüncesinden, hayat felsefesinden, yaşam algısından dolayı takibata uğruyor, adeta ağzını açmasına izin verilmiyordu.

 

Kamu hizmetlerinin başında olmak bir tarafa, kamu hizmetlerini almasına dahi izin verilmemesi konuşulur olmuştu. İnsanların zihinlerinin gerisinde, yakın bir gelecekte “kamusal alan” ilan edilen hastanelere girip girememe endişesi bile yaşanmıştı. Zaten askeri hastanelere giremiyorlardı. Ya da çocuğunun yemin töreni için askeri bölgeye de… Yüksek rütbeli bir asker, üst düzey bir bürokrat, güçlü bir parti, hele hele iktidar ortağı olmak gibi bir seçenek hiçbir şekilde söz konusu olamazdı. Bunun rüyada görülmesi bile hayra alamet sayılmazdı. Zira oligarklar ellerinden gelse rüyalara da sansür uygulayacaklardı.

 

Bu ülke düşünen insan için adeta ‘gidemeyenlerin ülkesi’ haline gelmişti. Bir kongrede tanıştığım ve Amerika’da yaşayan bir akademisyene; ‘gelseniz artık, biraz da bu ülkeye hizmet etseniz dediğimde verdiği cevap hala aklımda; ‘ben gelmem bu yobaz ülkeye…’ Oysa kendisinin Anadolu insanı olduğu her halinden belliydi… Bir diğeri ise gelmek istiyor, ama yurtdışına çıkmak istediğinde üniversite ya da fakülte yönetiminde izin alamayacağından endişe ediyordu. Bir başkasına yurt dışından aldığı davet karşısında verilen cevap da öyle; ‘senin oraya gitmenin bize faydası ne…’ Adeta; düşünenler dışarıda, düşünemeyen, terk edemeyenler burada idi…

 

“Jurasi Türkiye” olmuştu belki ama oligarkların umurunda değildi. Gerçi dinazorlar gibi soyları tükendi ya… Ama onlar Türkiye’yi Suriye’ye çevirmek, komşuyu komşuya muhbir yapmak istiyorlardı. (Suriye’de baba Esed döneminde kurulan el-muhaberat, yani iç istihbarat servisinin çalışma sistemi idi bu…). Oldu da nitekim… Komşusu ile işyeri arkadaşı ile sorun yaşayanlar soluğu yasadışı ‘andıççı’ Batı Çalışma Grubunun (BÇG) temsilciliklerinde alıyorlardı.

 

O gün 28 Şubattan yana olanlar şimdi yine güçlüden yana görünme çabası içerisinde… Hiç birisinden de gerçekten hesap sorulmadı… Basın ayağının bir numarası Doğan ve grubundan hesap soruldu mu mesela... Siyasi ayaktan hesap soruldu mu? İşadamı ayağından da sorulmadı. Beşli sivil (!) toplum yöneticilerinden de öyle… Ya militan yargıçlar… Onların yargıladıkları 600 kişi hala zindanlarda… Peki, on binlerle ifade edilebilecek, yaşamının baharında okullarını terk etmek zorunda kalan, hayalleri yıkılan kızlarımız ne olacak… Eh işte, askeri ayağın kulakları uzatıldı biraz… Bu da önemli tabii… Birbirlerine akıl almaz iftiralar atanlar omurga kemiklerinden yoksun olduklarından o ilahi emir gelinceye kadar düşük yoğunluklu olmalarının avantajını kullanarak yüzeyde kalmaya devam ederler… Ama sadece o güne kadar…

 
Etiketler: 28, ŞUBAT, (İKİNCİ, YAZI),
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
02 Kasım 2015
1 KASIM
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı escort bayan istanbul