Yazı Detayı
02 Kasım 2015 - Pazartesi 14:12
 
1 KASIM
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
gungor72@hotmail.com
 
 

Bizde maalesef her seçim önemlidir. Doğrusu bu kadar önemli olmaması gerektiğini düşünüyorum. Zira yapılması gerekenlerin neler olduğu o kadar da tartışmalı değildir. Amerika’da Cumhuriyetçi Parti ile Demokrat partinin yarışmasında seçimi kim kazanırsa kazansın temel politikalarda bir değişiklik olmaz. Örneğin, İsrail politikası hep aynıdır. Farklılıklar nüanslardadır. Bu politika da ülkeyi bir yerden alıp başka bir yere taşımaz. Bizde öyle midir peki… Birisinin on yılda kazandığını diğeri adeta yıkmak için dörtnala gelmektedir. Bunun da sebebi var elbette… Bu sebeplerin ne olduğunu tartışmak için henüz tabular yıkılmış değildir. İşte bu yüzden Türkiye’de her seçim kazanan için yeni bir milattır. “Burası Türkiye” tabiri böyle durumlar için de geçerli olsa gerek…

Basiret bağlanması diye bir şey vardır... İnsanın basireti bağlandığında burnunun ucunu göremez. Küçük dağları kendisinin yarattığını zanneder. Tenezzül bile etmez kimsenin ayağına gitmeyi… Etrafındakiler de “aman efendim isabet buyurdunuz…”, “bunu hiç akıl edememiştik” türü “statükoyu koruma” merkezli sahte ilişki kurunca, “kerameti kendinden menkul” küçük diktatörler türemekte ortalıklarda… Her şeyi kendi “küçük dünyasından” ibaret zanneden şarlatan ve ekibi, olay ve olguları yorumlamakta, anlamakta güçlük çekmektedir.

Buna dair pek çok gözlemim olduğunu hatırlıyorum. 1 Kasım seçimsonuçları bu yüzdenbasireti bağlı olanları şaşkına çevirdi. Hep hatayı başkasında ararız ya… Bir sorun varsa acaba bu sorunun kaynağı nedir ve tedavi için neler yapmak gerekir diye hiç düşünmeyiz. Statükoyu tehdit ettiği için dünyayıkendisine dar ederiz. Bunun siyasi tarihimizde de, Osmanlı tarihinde de, yakın geçmişimizde de örnekleri vardır. Örneğin, 2011 seçimlerinde, “bidon kafalı” “göbeğini kaşıyan adam” aşağılamaları yapmadı mı statükonun bu ülkedeki temsilcileri…

Bir de şöyle bir kurumsal hastalığımız vardır; bir önceki dönemde ya da bizim dışımızdakilerin yaptığını itibarsızlaştırmak. Kim bir taş üstüne taş koymuşsa teşekkür etmek, onu ileriye götürmek yerine elimizden gelse toplumsal hafızadan izlerini silmek isteriz. Siyaset dünyamız tam da böyle… Muhalefet partilerini dinlediğinizde zannedersiniz ki iktidarda olan parti hiçbir şey yapmamış ya da yapılanların hepsi yanlış…

Hangi konuda olursa olsun konuya dair temel parametrelere vakıf olmadıkça doğru sonucu elde etmeniz mümkün değildir. Bundankasdım o ki; sorunların kaynağı hakkında işimize gelene göre değil, olayın hakikatine göre politika oluşturmak… Aksi halde sorunu çözmek yerine kangrene çeviririz. Bir örnekle açıklamak gerekirse sorunun kaynağına inmemeyi hastalığı ağrı kesici ile tedavi etmeye benzetebiliriz. Zira bazen işe yarasa da ağrı kesiciler bir çok zaman gerçek hastalığın üzerini kapatarak hastanın ölümüne dahi neden olabilir.

Tıbben ağrı ya da ateş vücuttaki bir problemin varlığına delalet eder. Örneğin apandisiti patlayan bir kişinin ağrı kesiciyle ağrısını dindirmek onu ölüme terk etmekle eş anlamlıdır. Eğer böbreklerinde sorun olan bir hasta ağrı kesici ile hastaneden geri gönderilirse, iyileşmiş olmaz. Ağrı kesicinin etkisi azaldığında eski hastalığı tekrar ve daha kuvvetli bir şekilde nükseder. Oysa böbrekteki sorunu tesbit edip rahatsızlığı giderecek tedavi uygulandığında tedavi süreci nisbi olarak uzun sürecek, ancak hasta büyük oranda iyileşecektir. Siz terörün yıllarca bitmemiş olmasının nedeninin ne olduğunu zannediyorsunuz. Teşhis yanlıştı ve tedaviye cevap vermediği için kangren oldu. Teşhis doğru konunca da geri dönüşü riske girdi. Ama hiç değilse hasta ölmekten, ülke bölünme riskinden kurtuldu.

Şahsen elbette sorunların çözümüne dair bir fikrim vardır. Gerekçesiyle savunmaktan da imtina etmem. Kime karşı olursa olsun… Kimin ne dediği de umurumda değildir. Bu beni bir çok zaman yalnızlaştırsa da, gerekçemi muhafaza ettikçe arkasında durmaya devam ederim. Dünyaya “at gözlüğü” ile bakmadığınızda kimsenin göremediği bir çok şeyi görebiliyorsunuz. Bunun adı da özgürlük aslında… Ben de bunu tecrübe ettiğimi düşünüyorum. Aşağıda, seçimden tam bir ay önce yine bu sitede paylaştığım yazıdan alıntılar vardır. Ve daha sonra seçim öncesi tahminlerim… Siyasi bir analist değilim elbette. Ama bakış açısındaki sıradışılık isabet oranını yükseltiyor.

“(……….) 7 Haziran seçim sonuçlarını etkileyen en önemli faktörlerden birisi de PKK’nın HDP’nin oy potansiyeli yüksek olan bölgelerde çözüm sürecinin sağlıklı yürümesi için azaltılan denetimlerden faydalanarak kurduğu baskı idi. Hükümetin kurulamayacağını, geçici hükümetin de güçlü kararlar alamayacağını öngören örgüt, bütün unsurlarıyla, ki buna iç ve dış destekçileri de dahil, harekete geçti. Çok geçmeden nasıl bir kayaya tosladığını anladı ama artık yeni bir süreç başlamıştı. Hükümetin karşı taarruzu örgütü dağılma noktasına getirdi. Türkiye’nin “devlet olarak” yürüttüğü çözüm sürecinin bir “zaaftan” kaynaklanmadığını dost-düşman herkes anladı. Operasyonlar 1 Kasım seçimlerinin daha sağlıklı zeminde yürütülmesini ve halkın iradesinin sandıklara daha doğru şekilde yansımasını sağlayacak. Bu yüzden terör operasyonlarının bir sonucu da bir önceki seçimleri etkileyen PKK baskısının minimize edilmesi ve seçmenlerin daha özgür oy kullanması olacak(….)

(.…)Muhtemel sonuçlara dair de düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Benim öngörülerime göre olağan dışı birşey olmazsa AK Parti ve CHP’nin oyları artacak. MHP ve HDP’nin oyları düşecek. AK Parti yine tek başına iktidar çoğunluğunu sağlayacak. HDP barajı geçemeyebilir. HDP barajı geçemezse AK Parti anayasal çoğunluğu (330) elde edebilir. Geçerse ihtimal dışı…

Bunu şu sebeplere dayandırabiliriz. MHP ve HDP tabanından AK Partiye kayma yaşanacak. Zira Ak Parti listeleri daha düzgün hale getirildi. MHP koalisyon sürecinde uzlaşmaz bir tavır gösterdi. Bu tavır, seçim kampanyasında gündeme gelecektir. Doğuda baskı azalacağından oylar daha özgür kullanılabilecek. Bu bölgede Ak Partinin tabanı olduğu biliniyor. CHP seçmeni de ikinci kez oylarını emanet vermeyecek bence… Dolayısıyla HDP’ye giden emanet CHP oyları da geri dönecek. Bu da % 2 kadar CHP oylarına yansıyabilir. Ancak değişik sosyalist, liberal, solcu-molcu bilumum grupçukların HDP’ye desteği devam edecek. Doğan medyası ve uluslararası destek de tüm hızıyla devam edecek.

Malum ekibin politikası da değişmez. Yüzde 1-2, her ne kadarsa ekibin oyu yine HDP’ye gider. Vicdanı elvermeyenler çıkar elbette… Bu yüzden bence HDP’nin oyu baraj sınırında ama geçememe ihtimali daha fazla… HDP bunu görürse son anda bir hamle yapabilir; seçimden çekilmek gibi… Ama meclise girmek istediğini düşünüyorum. Bir önceki seçimde olduğu gibi blok destek istiyor. Bunun için de çok sabırlı davranıyor ve dikkatli bir dil kullanıyor.

MHP oy düşüşü yaşar ama barajı geçer. Tabii bütün bunlar yukarıda da belirttiğim gibi normal koşullardaki bir öngörüdür. Unutmamak lazım burası Türkiye… Politikada bu ülkede 24 saat bile uzundur. Yine kanaatimce AK Parti yüzde 45 bandında bir oy alacak(….)

İşte böyle… Dost meclislerinde ise yüzde 44-47 arasında bir oy beklediğimi ifade etmiştim. Ak Parti bunu aştı tabii… MHP için beklediğim oran ise yüzde 3 gibi bir düşüştü. Biraz daha keskin bir düşüş yaşadı.Araştırma şirketlerinin tahmin edemediğini (bence bir çoğu tarafsız da değil, tarafsız olsalar bile bu tür çuvallamalar başka ülkelerde de olabiliyor) ben tam isabet ettirecek değildim ya... "Parti benim malım, istediğimi alırım, istediğimi atarım" demek ağır bedelleri beraberinde getiriyor. Koltuğu bırakmasını da bilmek lazım değil mi... İlla birilerinin kovalaması mı lazım.

Seçim sonuçlarına dair pek çok şey söylenebilir şüphesiz ama ben iddia edilenin aksine malum ekibin kaybetmediği, tam tersine kazandığı kanaatindeyim. Zira HDP’yi destekleyerek AK Parti’ye çelme takmayı başardı. Bunda şaşılacak bir şey de yok aslına... Öyle ya herkes üzerine düşen görevi yapacak.59 milletvekilliği bu sayede kazanıldı.Bu sonuç daiktidar olacak partiye 2011 seçiminde de 7 Haziran seçiminde de hedeflediği anayasal çoğunluğu vermiyor.

 
Etiketler: 1, KASIM,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ağustos 2019
Mücahitlikten ‘Müsaitliğe’ Giden Yol
29 Temmuz 2019
BAŞKALARININ ACISI
22 Temmuz 2019
BATI(L) MEDENİYET(İ)…
08 Temmuz 2019
KADIN ERKEĞE EŞİT Mİ OLMALI…
01 Temmuz 2019
MURSİ…
17 Haziran 2019
K.A.D.E.M.
10 Haziran 2019
İTİBAR SUİKASTI
20 Mayıs 2019
SEFERE TALİP OLMAK
13 Mayıs 2019
BÜYÜK YANILGI
08 Mayıs 2019
ÖFKE
29 Nisan 2019
SEFER…
15 Nisan 2019
SIĞ DÜŞÜNCE
08 Nisan 2019
ŞAH-MAT
01 Nisan 2019
‘OLAN’DAKİ HAYIR
25 Mart 2019
BEKAA
29 Ekim 2018
EĞİTİMDE ALGI YANILMASI
22 Ekim 2018
YUMUŞAK GÜÇ (GÖNÜL COĞRAFYAMIZ)
15 Ekim 2018
AJAN RAHİP
08 Ekim 2018
McKinsey
01 Ekim 2018
YERLİ-MİLLİ
24 Eylül 2018
KRİZ Mİ DEĞİL Mİ
17 Eylül 2018
YAHUDİLER (Küresel Haydut)
10 Eylül 2018
YAHUDİLER (Biz Bitti Demeden Bitmez)
27 Ağustos 2018
Yahudi Yerleşimciler-2
11 Ağustos 2018
DOLARIN ATEŞİ
30 Temmuz 2018
Yahudi Yerleşimciler
23 Temmuz 2018
YAMAN ÇELİŞKİ
16 Temmuz 2018
AHTAPOT
11 Haziran 2018
ALTI DEĞER
03 Haziran 2018
BÜYÜK ÜLKE REFLEKSİ
21 Mayıs 2018
SİYASET Mİ POLİTİKA MI?
15 Mayıs 2018
Piramit Medeniyeti
07 Mayıs 2018
ZOR ZAMANDA KONUŞMAK
30 Nisan 2018
Öğrenilmiş-Öğretilmiş Çaresizlik
25 Nisan 2018
BASKIN (SEÇİM)
09 Nisan 2018
BÜYÜK TEHLİKE
02 Nisan 2018
Oligarşinin Tunç Yasası
26 Mart 2018
KORKU EŞİĞİ
19 Mart 2018
Oltanın Ucundaki Solucan…
05 Mart 2018
28 ŞUBAT (İKİNCİ YAZI)
28 Şubat 2018
HESABI SORULAMAYAN 28 ŞUBAT
19 Şubat 2018
DERSHANELERİN KAPATILMASINA DAİR EKONOMİK BİR YORUM...
06 Şubat 2018
FAŞİZM – FANATİZM - 2
30 Ocak 2018
FAŞİZM - FANATİZM…
15 Ocak 2018
Medeniyet Perspektifi
08 Ocak 2018
KÖLELERİN ONURU
01 Ocak 2018
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-7
25 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-6
18 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER-5
11 Aralık 2017
HALİNDEN MEMNUN OLAN KÖLELER - 4
04 Aralık 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER-3
27 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN OLAN KÖLELER- 2
20 Kasım 2017
DURUMUNDAN MEMNUN KÖLELER
13 Kasım 2017
SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA…
06 Kasım 2017
Kapitalizmin Yok Etmekte Olduğu Aile
30 Ekim 2017
CUMHURİYETE BİR DE BÖYLE BAKIN…
23 Ekim 2017
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELDİ
02 Ekim 2017
DAHA KÖTÜ SENARYO NE OLABİLİR Kİ…
25 Eylül 2017
15 TEMMUZ BAŞARISIZ MI OLDU
18 Eylül 2017
Bir Lokma Bir Hırka mı?
11 Eylül 2017
VİZYON VE FERASET
30 Ağustos 2017
ARAKAN NERESİ…
14 Ağustos 2017
Cola...
18 Temmuz 2017
Çember Türkiye için Daralıyor mu?
03 Temmuz 2017
BAŞBAĞLAR
20 Haziran 2017
O MU BU MU?
12 Haziran 2017
KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI
05 Haziran 2017
ÖLÜM - ORUÇ
29 Mayıs 2017
AKILLI BESLENME...
22 Mayıs 2017
FANATİZM
08 Mayıs 2017
İHTİYAÇLARIMIZ SINIRSIZ MI…
24 Nisan 2017
FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…
10 Nisan 2017
REFERANDUMDA SAADET PARTİSİ
02 Nisan 2017
VESAYET
27 Mart 2017
ÜÇ AYLAR GİRERKEN
20 Mart 2017
SİYASETTEKİ KAN DAVASI...
13 Mart 2017
İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER...
27 Şubat 2017
AKADEMİSYEN…
20 Şubat 2017
FETÖ VE İRAN...
13 Şubat 2017
SÖZ KONJONKTÜRE GÖRE DEĞİL "HAKİKAT" OLDUĞU İÇİN SÖYLENMELİDİR
06 Şubat 2017
GÖLGE OYUNLARI
30 Ocak 2017
Bakalım Başkanlık Sisteminde Bir Sorun Var mı?
23 Ocak 2017
BANANE AMERİKADAN...
10 Ocak 2017
İRAN’IN DEĞİŞ(MEY)EN ROLÜ
02 Ocak 2017
ET ÜZERİNDE YAPILAN TAĞŞİŞLER
26 Aralık 2016
PARANTEZ
19 Aralık 2016
Şİİ HİLALİ...
05 Aralık 2016
SAMİMİYET…
28 Kasım 2016
ÖĞRETMENLER GÜNÜ…
21 Kasım 2016
BİR EĞİTİM ELEŞTİRİSİ…
14 Kasım 2016
FAŞİZM MANİFESTOSU
07 Kasım 2016
FİLMİ İZLEDİM
31 Ekim 2016
NÜKLEER ENERJİ TÜRKİYEYE NEDEN GEREKLİDİR?
24 Ekim 2016
KRAL ÇIPLAK DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?
17 Ekim 2016
ADALET BU OLMAMALI...
10 Ekim 2016
ÇÖKEN SIFIR SORUN POLİTİKASI
03 Ekim 2016
DAEŞ…
26 Eylül 2016
BEŞTEN KÜÇÜK OLAN DÜNYA KİME HİZMET EDER
19 Eylül 2016
GÖRECEKSİNİZ ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE PKK MARJİNALLEŞECEK
05 Eylül 2016
HALKIN FARKINDA(SIZ)LIĞI
29 Ağustos 2016
CELLADINA ÂŞIK OLAN ÜLKE
22 Ağustos 2016
"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KENDİ ORDUSUNUNU İŞGALİ ALTINDADIR"
15 Ağustos 2016
GELİYORUM DİYEN TEHLİKE...
19 Temmuz 2016
MÜRTED
27 Nisan 2016
24 NİSAN SOYKIRIM İDDİALARIN DAİR BİR DEĞERLENDİRME
04 Nisan 2016
BİRKAÇ GÖZLEM-4
28 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM-3
21 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM (2)
14 Mart 2016
BİR KAÇ GÖZLEM…
29 Şubat 2016
BU DA BENİM GÖZÜMDEN 28 ŞUBAT
22 Şubat 2016
DEMOKRASİ- DİN PARADOKSU
08 Şubat 2016
JÜRİSTOKRASİ
01 Şubat 2016
NASIL BİR ÜNİVERSİTE (DEĞİŞİM İHTİYACI)
18 Ocak 2016
TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ İHTİYACI
04 Ocak 2016
MONŞER DİPLOMASİSİ
21 Aralık 2015
BAŞKANLIK
14 Aralık 2015
RUSYA KRİZİ
26 Ekim 2015
MUTLULUK YOLU
19 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKÂT (II)
12 Ekim 2015
SEÇİME ENDEKSLİ PSİKOLOJİK HAREKAT
21 Eylül 2015
PKK TERÖRÜ VE SEÇİMLER
31 Ağustos 2015
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ DERİN KOMPLO
17 Ağustos 2015
KAVRAMSAL YABANCILAŞMA
10 Ağustos 2015
DEMOKRASİ DİNİMİZ OLMAMALI
27 Temmuz 2015
HUKUK GARABETİ
05 Temmuz 2015
BAŞBAĞLAR
22 Haziran 2015
BİR SEÇİMİN ARDINDAN
08 Haziran 2015
SEÇİM ANALİZ
01 Haziran 2015
SEÇİM
18 Mayıs 2015
GENOCIDE-V (HÜKÜMETİN SOYKIRIM AÇIKLAMASI)
05 Mayıs 2015
GENOCIDE-IV (HÜKÜMETİN ÇIKIŞI)
27 Nisan 2015
GENOCIDE-III (GERÇEKTE NE OLDU)
20 Nisan 2015
GENOCIDE II (24 NİSAN)
30 Mart 2015
GENOCIDE (SOYKIRIM)
09 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE IV (YÖNETİŞİM-ÖZERKLİK)
02 Mart 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-III (GOVERNANCE-YÖNETİŞİM)
23 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE-II (SUSTURULMUŞ AKADEMİK CAMİA)
16 Şubat 2015
NASIL BİR ÜNİVERSİTE
12 Ocak 2015
B.O.P. (II)
01 Aralık 2014
B.O.P.
24 Kasım 2014
MEDENİYET
18 Kasım 2014
BEDELLİ ASKERLİK
10 Kasım 2014
SENİ BİR TÜRLÜ DOĞRU TANIYAMADIK…
03 Kasım 2014
ETİK ve ERDEM
27 Ekim 2014
APOLİTİK
Haber Yazılımı