Haber Detayı
24 Ekim 2014 - Cuma 13:46
 
MARKA ÜNİVERSİTE OLACAĞIZ
MARKA ÜNİVERSİTE OLACAĞIZ
Eğitim Haberi
MARKA ÜNİVERSİTE OLACAĞIZ

 

ÖZET: Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Saatcı: “Bu yılki yapmış olduğumuz mezuniyet töreninde öğrencilerin coşkusu ve velilerin gösterdiği katılım belki de Burdur’da yapılmış olan en büyük organizasyonlardan biriydi.

 

Kesinlikle öğrencilerin üniversitemizde okuyabilme hayali olacaktır. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi sahip olduğu fakültelerle dediğiniz gibi öğrencilerin girmeyi hayal ettikleri bir üniversite olacak. Ne kadar fakültemiz varsa onların hepsini bu düzeye getireceğiz. Ama bu fakültelerimizin sayısı çok olmayacak. Bugün 6 fakültemiz varsa o gün 7-8 fakültemiz olur.

 

Biz üniversite olarak “Her bir fakültemiz en iyisi olacak, markalaşacak” dedik ve bu amaçla çalışmaya devam ediyoruz. Veteriner Fakültemizin marka olabilmesi için Hayvan Hastanesine sahip olması gerekiyor.” dedi.

 

ANAHTAR KELİMELER: MAKÜ, Mustafa Saatcı, Hayvan Hastanesi, kültür, Eğitim Fakültesi.

 

MARKA ÜNİVERSİTE OLACAĞIZ

Son yayınlarımızda Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi(MAKÜ) fakültelerini herkesin anlayabileceği şekilde tanıtmaya çalıştık. Şubat ayından itibaren başladığımız tanıtım yayınlarımızı Rektör Prof. Dr. Mustafa Saatcı ile tamamlıyoruz. Kendisiyle hem şehir merkezindeki Rektörlük binasında hem de İstiklal Yerleşkesindeki şantiyelerde söyleşi yaptık. 15 bin dönüm alan üzerine kurulan İstiklal Yerleşkesini MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Saatcı ve Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı Y. Mimar Ali Nihat Gündüzalp ile birlikte karış karış gezdik. Rektör Saatcı, açıkyüreklilikle üniversitenin dünü- bugünü ve yarınını anlattı. MAKÜ’nün basamakları sağlam adımlarla tırmandığını aktardı.

MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Saatcı, marka şehir- marka üniversitesi konseptinde olması ve bulunması gerekenleri ayrıntılarıyla dile getirdi. İstiklal Yerleşkesine motif gibi işlenen fakülte binalarını da tanıtan Rektör Saatcı, MAKÜ’nün Burdur’un üniversitesi özelliğini taşıdığını söyledi ve şehir ile üniversitenin entegre olduğunu ilave etti.

Saatcı, İstiklal yerleşkesinde çok sayıda fakülte ve çok sayıda bölüm olmasındansa daha az sayıda fakülte ve marka fakülte olmasının Burdur’un en önemli tanıtım yüzü olacağını ifade etti. Kentin ilim yuvası kimliğini taşıması için alanında en iyi fakülteleri hayata geçirmek ve öğrencilerin hizmetine sunmak mecburiyetinde olduklarının altını kalınca çizen Rektör Saatcı, Burdur halkından üniversite öğrencilere döviz bedelli askerler gözüyle bakmamalarını istedi.

İstiklal Yerleşkesinin kolay kolay unutulmayacak güzellikte yapıldığını vurgulayan Rektör Saatcı, giriş kapısından binalara, dersliklerden altyapısına, caddelerden komplekslere kadar buna dikkat ettiklerini kaydetti. Rektör Saatcı ile İstiklal Yerleşkesini adım adım gezip inceleyerek misyon ve vizyonları hakkında açıklamalar aldık.  Bu ayki sayımızda MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Saatcı ile yaptığımız söyleşiyi yayınlıyoruz.   

                                                               CEMALETTİN BEKTAŞ

DERGİ AYRINTI: Sayın Rektör, son sayılarımızda Mehmet Akif Ersoy Üniversitesini fakülteleriyle ve bölümleriyle tanıttık. Sizden son bir değerlendirme yapmanızı istiyoruz. Üniversite şu anda hangi aşamada?

PROF. DR. MUSTAFA SAATCI: Üniversitemiz 2006 yılında kuruldu, bu yıl sekizinci yaşında. Bu yıl mezuniyet törenimizdeki coşku aslında üniversitemizin gelmiş olduğu noktayı ve gidişatını gösteren çok önemli bir veriydi benim için. Yapmış olduğumuz mezuniyet töreninde öğrencilerin coşkusu ve velilerin gösterdiği katılım belki de Burdur’da yapılmış olan en büyük organizasyonlardan biriydi.

Üniversitemizin içerisinde tam 16 tane şantiyemiz var. Bizimle birlikte kurulan 15 üniversite ile birlikte kendimizi kıyasladığımız zaman ne yönden kıyaslarsak kıyaslayalım (ister bina yönünden, ister personel yönünden, ister öğrenci sayısı yönünden, ister bilimsel makale hazırlama yönünden ve isterseniz proje hazırlama yönünden) hep ilk üçteki yerimizi çok rahatlıkla koruyoruz. Buna ek olarak da 1992 yılında, bizden önce kurulan üniversitelerle yarışmaya başladık.

AYRINTI: Bize Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nin fiziksel özelliklerini aktarır mısınız?

SAATCI: Fakülte olarak; Eğitim Fakültesi, Veteriner Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Mühendislik Mimarlık Fakültesi, İlahiyat Fakültesi mevcuttur.

Enstitü olarak ise; Sosyal Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Bilimleri Enstitüsü eğitim ve öğretime devam ediyor.

Yüksek Okullarımız: Sağlık Yüksekokulu, Bucak Zeliha Tolunay Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu, Bucak Sağlık Yüksekokulu, Yabancı Diller Yüksekokulu, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulumuz bulunuyor.

Meslek Yüksek Okulu olarak: Burdur Meslek Yüksekokulu, Ağlasun Meslek Yüksekokulu, Bucak Emin Gülmez Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, Bucak Hikmet Tolunay Meslek Yüksekokulu, Çavdır Meslek Yüksekokulu, Gölhisar Meslek Yüksekokulu, Gölhisar Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu, Tefenni Meslek Yüksekokulu ve Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulumuz bulunmaktadır.  

İstiklal Yerleşkesindeki Fiziki Yapılanmamız: Veteriner Fakültesinde: 31.705 metrekare, Sağlık Yüksekokulu ve Merkezi Amfiler: 14.030 metrekare, Fen Edebiyat Fakültesi A Blok: 19.705 metrekare, Fen Edebiyat Fakültesi B Blok: 13.905 metrekare, Merkezi Laboratuvarlar: 2.500 metrekare, SKS Menza Mediko Sosyal Binası: 17.341 metrekare, Spor Kompleksi: 19.903 metrekaredir.

Spor Kompleksimiz Toplam Kapalı Alan: 18.425 metrekare, Toplam Açık Alan: 60.500 metrekare ile bölgenin en büyük spor kompleksi konumundadır. Spor Kompleksimizin içinde bulunan Yüzme Havuzumuz da tüm üniversiteye ve Burdur’a hizmet vermektedir. 5 kulvarlı 680 bin metreküp su kapasiteli bu Yarı Olimpik Yüzme Havuzumuz, 25 metre X 12,5 metre ebatlarında 2,2 metre derinliğindedir. Spor kKompleksimizde, Yüzme Havuzunun dışında Sauna, Masaj Salonu, Fitness Salonu, Buhar Odası, Dans Salonu, Squash Odası ve Kafeteryalar da mevcuttur. Tüm bunların dışında Burdur’da bir ilk olan Özel Seyirlik Yeşil Alan Çatısı da Spor Kompleksimizin övünç duyduğumuz yönlerindedir.  

Ayrıca belirtmek istediğimiz bir konu var ki İstiklal Yerleşkemize öğrenci yurdu yapılıyor. Kredi ve Yurtlar Kurumunda yapılan bu öğrenci yurdumuza, araç trafiği için gerekli olan yolu üniversite olarak kendi imkânlarımızla yapıyoruz.

İstiklal Kampusunda Toplam Kapalı Alan: 119.089 metrekare olup, Düzenlenen Yeşil Alan: 55.000 metrekare; Kampus Toplam Alanı: 15.633.000 metrekare; Toplam Öğrenci Sayısı: 14.560 kişi; Hedeflenen Toplam Öğrenci Sayısı: 40.000 kişidir. Ve bu rakamlar artmaya devam etmektedir.

BURDUR TARIM VE HAYVANCILIKTA MARKA OLACAK

AYRINTI: Son aylarda çok fazla dikkat çeken ve kapasitesi ile ilk sıraya yerleşecek olan Hayvan Hastanesi gündeme geldi. Bu konuda açıklamalarınız olacak mı?

SAATCI: Burdur’a Avrupa’nın en büyük hayvan hastanesi yapılıyor. Her yönüyle tüm Avrupa’ya ve de tüm dünyaya örnek bir hastane yapacağız. Bu hastanemiz Veteriner Fakültemizle entegre olacak.

Veteriner Fakültemizin Toplam Kapalı Alan: 31.705 metrekaredir. Bu fakültemizde Düzenlenen Açık Alan: 50.500 metrekaredir ve 2010-2011 Eğitim-Öğretim yılında binanın tamamı 31.705 metrekare olarak hizmete açılmıştır.

Hayvan Hastanesi konusunda ayrı bir paragraf açmak isterim çünkü ülkemizin ve Avrupa’nın en büyük Hayvan Hastanesi Burdur’da olacak. Hayvan Hastanesinin maliyeti 12 Milyon TL ve 10.724 metrekare kapalı alanı var. Burada hedefimiz; çiftliklerimizde 100 baş anaç olması ve 300 baş da Honamlı Keçisi bulunmasıdır.

İstiklal Yerleşkesinde Hayvan Hastanemizin bütün hayvanlar için tam donanımlı olarak yapımı devam etmektedir. Hem Veteriner Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerimizin rahatlıkla uygulamalı dersler alabileceği, hem de getirilen hayvanların son teknolojik sistemlerle muayene ve tedavi edilebileceği bir Hayvan Hastanesi, bunun yanında bu hastanenin laboratuvarları ve bunların yanında da çiftlik olacak. Hastanemiz tüm hayvanlara hitap edebilecek özellikte yapılıyor. Hayvan Hastanemiz hem tüm hayvanlara hitap eden özellikte ve hem de bölgemizdeki her hayvan sahibinin rahatlıkla gelebileceği bir özelliktedir. Bölgemizde diyorum çünkü komşu şehirlerimizden de hayvanlar getiriliyor. Getirilen hayvanlar genellikle büyükbaş cinsidir. Burdur’da 247.152 adet, Denizli’de 255.879 adet, Antalya’da 215.747 adet ve Isparta’da 95 bin adet dolayında büyükbaş hayvan mevcut. Büyük ameliyathaneleri, tam donanımlı klinikleri, hayvanları taşıyabilecek donanımlı ambulansları, büyük ve geniş salonları, hayvan türlerine göre tasarımlanmış ünitelerinin yer aldığı ve Türkiye ve Avrupa’da örnek gösterilecek bir Hayvan Hastanesi yapıyoruz. Öğrencilerimizin eğitimi, hasta hizmetleri ve bunlara ek olarak araştırma merkezlerinin bulunduğu bir Hayvan Hastanesi yapmayı amaçladık. Bu doğrultuda gerek öğrencilerimizi, gerek hayvan sahiplerini ve gerekse hayvanları en ufak ayrıntısına varıncaya kadar düşündük; öğrencilerimiz için dinlenme odaları, duş alabilme yerleri, büyük dershaneleri, hasta hayvanları her açıdan rahatlıkla gören ameliyat salonları, seçmeli dersler için derslikleri olan hastane inşaatı devam etmektedir. Hayvan Hastanemiz; Hayvan Sağlığı Araştırma ve Uygulama Merkezi özelliğinde olacak. EAEVE (Avrupa Veteriner Hekimliği Eğitimi Kurumları Birliği) tarafından da onaylanan bu hastanemiz klinikleriyle birlikte 7 gün24 saat hizmet verecek özellikte olacaktır.

Tüm bu özelliklerinin dışında Hayvan Hastanemiz; akademik kökenli uzman veteriner hekim, sağlık ekibi kadrosuyla, ambulans hizmetiyle, hayvansever dostlarımızın ve müdahale olanağı kısıtlı olan tüm veteriner hekimlerin hizmetine sunulacak. Veteriner Fakültemizdeki amacımız; tüm pet (kedi, köpek) ve egzotik (Papağan, yılan, kuşlar, sürüngenler) hayvanlara 7 gün 24 saat acil müdahaleler de dahil olmak üzere, doğum, dahiliye, suni tohumlama ve cerrahi (ortopedi, göz, kulak, damar)  alanlarda en iyi hizmeti sunmaktır. Hastanemiz; her türlü olgulara müdahale edecek donanıma (anestezi, suni solunum yaptırılması, röntgen, ultrason, hematoloji, biyokimya) operasyon (diş ünitesi, katarakt, göz operasyonları, ortopedi) özelliklerine sahip olacak. Bu kapsamda da en yeni yöntemlerle profesyonel anlamda yeni teknikleri Türkiye ve Dünyada takip ederek beklentilere en iyi cevabı verebilmek için çalışmaktayız. Burada; hayvan bakım, beslenme, hastalıklar, mikroçip, otel, mama, tedavi, operasyon ücretleri, pet ürünleri, mama, kedi ve köpek ırkları, eğitimi konusunda da ayrıntılı bilgi verilecek. Hayvan hastanemizin tamamlanmasıyla birlikte Burdur, kelimenin tam anlamıyla tarım ve hayvancılıkta marka haline dönüşecek. Bu hastanemizin yapımından önce yıllardır süren bir araştırma ve incelemelerimiz oldu. Öncelikle ülkemizdeki hayvan hastanelerini ve sonrasında da dünyadaki hayvan hastanelerini inceledik. İncelediğimiz hastanelerin bazı faydalı yönlerini ve özelliklerini örnek aldık. Bu örneklerle hastanemizin projesini oluşturduk ve yapımına başladık. Burdur’daki, bölgemizdeki ve de ülkemizdeki herkese fayda sağlayacak, hayvanların hastalığını teşhis ederek, gerekli tedavi imkânlarını uygulayacak ve bunları yaparken Veteriner Fakültesi öğrencilerine de uygulamalı eğitimler verecek bir projeksiyonda hayvan hastanemizi yapıyoruz.

Hayvan Hastanemizde biraz önce de kısaca belirttiğim üzere şu üniteler yer alacak: Sorumlu Yönetici Odası, Veteriner Hekim Odası, Personel ve Bakıcı Odası, Duş ve Tuvalet, hayvanların birbirlerini rahatsız etmeyecekleri genişlikte Hasta Kabul ve Bekleme Salonu, Acil Müdahale Odası, Muayene Odaları, Operasyon Hazırlık Odası, Operasyon Salonu, Temizlik ve Sterilizasyon Odası, Yoğun Bakım Odası, Görüntüleme Odası, Laboratuvar Odası, Postoperatif Bakım Odası, Tecrit Odası ve Alet ve Malzeme Odaları.

HER ŞEYİ OLAN DEĞİL ELİNDE BULUNANIN İYİ OLDUĞU BİR ÜNİVERSİTE

AYRINTI: Hazırlanacak iyi bir projeyle Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nin Türkiye’de ilk 10 üniversite arasına girebileceğine inanıyor musunuz?

SAATCI: Kendim ve üniversite kadrom kesinlikle buna inanıyor. Biz inanmasak bu derece yüksek bir ivmeye zaten sahip olamayız. Hem bize gelen öğrenciler hem de bizdeki akademisyenler buna inanıyorlar. Bakınız, bizim ilk günden itibaren söylediğimiz bir cümle var: “Her şeyi olan değil elinde bulunanın iyi olduğu bir üniversite”. Üniversitemizde her bölüm ve her fakülte olmayacak ama elimizdeki fakültelerimizle marka olacağız. Veteriner Fakültesi Avrupa’nın en büyük Veteriner Fakültesi Hastanesini yaptı. Bunun içini donatacağız. Eğitim Fakültemiz Türkiye’de her zaman ön plana çıkıyor. Bunlar eski oldukları ve mezun veren oldukları içindir. Diğer sonradan kurulmuş fakültelerimiz de mutlaka kendi alanlarında belli bir akreditasyona sahip olacaklardır. Yani Türkiye’deki kendi fakülte grubu içerisinde kendilerini ön plana çıkaracak bir yapıya sahip olmaları lazım. İdarecilerimizle de konuştuğumuz zaman hedefimizin bu olduğunu söylüyoruz. Elimizdekini markalaştırmak. Türkiye’deki eğitim sisteminde arz- talep dengesini yakın bir zamanda (7-8 yılda) eşitlenecektir. Yani üniversiteye girmeyi arzulayan öğrencilerle üniversitelerin sunmuş olduğu kontenjanlar eşit duruma gelecektir, yani üniversiteye girmek isteyen herkes için bir kontenjan bulunacaktır. O zaman ne ön plana çıkacak; marka, değer, kalite. O zaman bizim gibi düşünen “Her şeyim olsun değil de elimdeki marka olsun” diyen üniversitelerin o marka fakülteleri ön plana çıkacak. Yani öğrenci, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesindeki herhangi bir bölümü düşündüğü zaman “Tamam, benim bunu irdelememe gerek yok, direkt gideyim başlayayım, çünkü Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi bu fakülteleriyle markadır” diyebilecek. Bizim de amacımız budur.

ÖĞRENCİ KONTENJANLARI %100 DOLDU

AYRINTI: Yani 2023 vizyonunda, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Türkiye’nin ilk 10 üniversitesi arasına girecek kapasitede yatırım ve eğitim düzeyine ulaşabileceğini mi söylüyorsunuz?

SAATCI: Tabi ki, hedefimiz de bu. Bizim hedefimiz tırmanabildiğimiz kadar tırmanmaktır. Bir kere biz üniversite olarak, daha doğrusu üniversiteyi yükseltecek olan fakülteler olarak kendi alanlarında markalaştıkları takdirde söylemiş olduğunuz sıçramayı çok rahat bir şekilde yapabilecek durumda. Zaten üniversite altyapısız ve binasız olmuyor. Çıkıp baktığınız zaman binalarımız çok şükür hızlı bir şekilde ve sağlam adımlarla ilerliyor. Nazar olmayalım diye her zaman söylemiyorum ama zamanında biten bir binamız yok çok şükür ki, her binamız daha erken bitiyor. Böyle bir durumda, bugün itibarıyla devam eden 16 şantiyemiz mevcut. Sayın büyüklerimiz de Ankara’ya gittiğimiz zaman Bakanlık düzeyinde Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nin kendisine verilen parayı en güzel ve en doğru yönde harcayan üniversiteler arasında olduğunu ve bizi örnek gösterdiklerini söylüyorlar. Bunun da göstergesi ortadadır. Altyapı bittikten sonra öğretim üyesi ve elemanı ile kalitemiz bizi tercih eden öğrenci kalitemizle demiş olduğunuz hedeflere zaten biz yaklaşıyoruz. Her sene puanlarımıza baktığınız zaman ve her sene bizi tercih eden öğrenci sayısına baktığınız zaman bir artış görüyorsunuz. Malumunuz bu yıl lisans programlarımızın hepsi doldu, %100 doldu; kazandığı halde kayıt olmaya gelmeyen az sayıda bir öğrencimiz var, o da zaten ek kontenjandan gelecek, bu şekilde %100’lük bir lisans doluluğu elde edeceğiz. Bu her üniversiteye nasip olan bir durum değildir.

AYRINTI: Bundan 20- 30 yıl kadar önce liseden mezun olan her öğrencinin ODTÜ, Hacettepe, İstanbul Üniversitesi gibi idealleri vardı. Şimdi öğrenciler Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi için de aynı düşünceleri taşıyor mu? Ayrıca, bahsettiğiniz vizyonda 10 yıl içerisinde her bir öğrencinin hayalinde Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde okuyabilmek olacak mı?

SAATCI: Elbette taşıyor. Her dönemin parlayan üniversiteleri ve fakülteleri vardır. Kesinlikle öğrencilerin üniversitemizde okuyabilme hayali olacaktır. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi sahip olduğu fakültelerle dediğiniz gibi öğrencilerin girmeyi hayal ettikleri bir üniversite olacak. Ne kadar fakültemiz varsa onların hepsini bu düzeye getireceğiz. Ama bu fakültelerimizin sayısı çok olmayacak. Bugün 6 fakültemiz varsa o gün 7-8 fakültemiz olur. Fazla olmaz.

Mesela İletişim Fakültesi ile ilgili altyapı çalışmalarını tamamladık. Baktık ki Türkiye genelinde doktoralı iletişimci ne yazık ki çok az. Fakülteyi kurabiliriz ama ona kaliteli akademisyen getirmediğimiz sürece sadece boş binadan ibaret olur. Bu konu ile ilgili dersimizi çalıştık. İletişim Fakültesi ile ilgili hemen Burdur’a getirebileceğimiz sayıda doktorasını yapmış hocamız yeterli sayıda yok.  

EĞİTİM FAKÜLTESİ VE VETERİNER FAKÜLTESİ AMİRAL GEMİSİ

AYRINTI: Burdur’daki üniversite uzun süreden beri Eğitim Fakültesi ve Veteriner Fakültesi ile anılırdı. Şu anda bu iki fakülte hangi durumda?

SAATCI: Bu iki fakültemiz de üniversitemizin amiral gemisidir. Çünkü her ikisinin de kurulması üniversitemizin kuruluşundan daha eskiye dayanıyor. Eğitim Fakültemizin 1965lere dayanan köklü bir geçmişi var, Veteriner Fakültemiz de 1990lara dayanan Akdeniz Üniversitesine bağlı köklü geçmişi var. O yüzden bunlar zaten Mehmet Akif Ersoy üniversitesi kurulduğu zaman hazırdı, mezun vermişlerdi, tanınıyorlardı. Dolayısıyla diğer fakültelerimize göre çok daha önde başladılar, o yüzden fazla merhale kat ediyorlar. Bunlardan hemen sonra kurulan fakültelere bakacak olursak, 4 yıllık Sağlık Yüksek Okulumuz var mezunları çok rahat iş buluyor, Fen Edebiyat Fakültemiz var; bu noktada Fen Edebiyat fakültelerine değinmek gerekir. Bütün Türkiye’de Fen Edebiyat Fakültelerinde yaşanan durum bizde de yaşanıyor. Nedir o, Fizik, Kimya, Biyoloji bölümlerine öğrenci kadrosu açılmıyor, önceden bu bölümlere kadro çok açılmış, her üniversite açılırken bir Fen Edebiyat Fakültesi kuruluyordu, bu bir gereklilikti, böyle olduğu için her üniversiteye kuruldu, çok olduğu için de öğrenciler bu bölümlere gitmez oldu. Fen Edebiyat fakültemizin Fizik- Kimya- Biyoloji bölümlerinde böyle bir sıkıntı var ama bu sadece bizim sıkıntımız değil Türkiye’nin yükseköğrenimindeki bir sıkıntıdır. Diğer taraftan bu fakültenin Matematik bölümüne öğrenciler geliyor, Edebiyat bölümüne, Arkeoloji ve Antropoloji bölümlerine öğrenciler gelmeye devam ediyor. Bu kontenjanları tam olarak doldurabiliyoruz, mezun vermeye de başladılar. Ondan sonra kurmuş olduğumuz İktisat, Mühendislik, bu yıl öğrenci aldığımız İlahiyat bölümlerinde ise henüz mezun veremedik. Biliyorsunuz Bucak’ta da 4 yıllık bir okulumuz var, bu Uygulamalı İşletmecilik Yüksek Okulumuz da çok revaçta ve talep gören bir okulumuzdur. Öğrencileri de çok cevval, kendi kendilerine kongre düzenledikleri zaman çok güzel şeyler ortaya çıkarıyorlar. Meslek Yüksek Okullarımız 10 tane, ilçelerimize dağılmış durumda. Evet, Veteriner ve Eğitim Fakültelerimiz hala amiral gemisi olarak devam ediyor ve edecek de. Böyle başladı böyle gidecek ama arkasından gelenler de onlardan azımsanacak bir tarafları yoktur. Gayet güzel bir şekilde kadro oluşturup, Türk Yükseköğrenime katkı vermeye devam ediyorlar.

HALKIMIZ VETERİNER FAKÜLTEMİZİN GÖREVLERİNİ TAM OLARAK BİLMİYOR

AYRINTI: Üniversite olarak Burdur halkı ile bütünleşebildiniz mi, yani sosyal anlamda?

SAATCI: Biz, Veteriner Fakültesi hocalarımızla beraber köylere gidip, köy kahvesinde, köy odasında seminerler veriyoruz; bu, iki seneden beridir devam ediyor. Bu yıl yine yapacağız. Yani köylüyle hocalarımız direkt bire bir temas halinde. Ve inanır mısınız biz gitmeden görmüyorduk. Bununla birlikte yetiştirici vatandaşlarımız, köylü vatandaşlarımız Veteriner Fakültesinin ne iş yaptığını tam olarak bilmiyor. Şöyle söyleyeyim: hayvanı hasta olduğu zaman herhangi bir ihtiyacı olduğu zaman gelip bu sorununu Veteriner Fakültesinde çözebileceğini bilmiyor. İşte biz bu köy ziyaretlerimizle bunları sağlıyoruz. Ne kadar söylersek söyleyeyim olmuyor, ama hocalarımızın bire bir konuştuğundan sonra “Evet, ben fakülteye gidersem hayvanlarım tedavi görür, süt verimi artabilir, daha hijyenik süt elde edebilirim, hayvanımı daha iyi besleyebilirim” diyor ve köylümüz şu anda bu soruların cevaplarını bulmaya başladı. Dediğimiz gibi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanemizin açılmasıyla beraber de biz yeni bir tanıtım hamlesi başlatıp, icabında belli bir dönem yetiştiricilerimizi buraya getirip, “Bakınız, böyle bir Hayvan Hastanemiz var, bu hastanemizin görevleri şunlardır, her zaman emrinizdeyiz, ne zaman isterseniz rahatlıkla gelebilirsiniz. İster danışmanlık olarak gelebilirsiniz, ister tedavi amaçlı arayabilirsiniz.” diye bir kampanya başlatacağız, bunu zaten Veteriner Fakültemiz başlatacak.

AYRINTI: Yani bölgenin Hayvan Hastanesi mi olacak?

SAATCI: Bizim hinterlandımız o kadar geniş ki Afyonkarahisar’dan Antalya’ya kadar fakültemize hasta hayvanlar getiriliyor. Bugün itibarıyla geliyor ve daha da çok gelecek. Bu Hayvan Hastanesini açıp, yapacağı işleri yaydığımız zaman daha çok gelecek ki, şu anda kayıt defterlerimize baktığımız zaman dediğim illerden getirilen çok sayıda hasta hayvanların olduğunu görüyoruz. Yeterli mi, değil. Hayvan Hastanemiz açılıp, tam kapasiteyle çalıştığımız zaman sıra sıra hayvan sahiplerinin beklemesi lazım. Buna ek olarak biz öyle bir sistem koyduk ki, hayvan içeride tedavi edilirken hayvan sahibinin de oturup çay kahve içebileceği, hatta ve hatta yatabileceği yerler de hazır. Böyle bir imkânın sunulacağı bir tesisin dediğiniz gibi boş durmaması gerekir, bizler de bunu en iyi şekilde çalıştıracağız.

HAYVANLARIN KALP SESİNİ TÜM ÖĞRENCİLERİMİZ DUYACAK

AYRINTI: Bölge hastanelerinin albenisi bulunur, insanların aklına girdiğinde her zaman ilk tercihleri olur. Bu konuyu da dikkat ediyor musunuz?

SAATCI: Hayvan sahiplerinin gelip rahatlıkla kalabileceği, dinlenebileceği konuları fakültemiz için çok küçük detaylardır ama insanları buraya çekip mutlu edecek detaylar. Yani hayvan sahibi, hayvanı tedavi görürken kendi de burada istirahat edebilecek. İnsanlara böyle bir imkân sunuyorsanız mutlu ediyorsunuz demektir o da gelir ve diğer kişilere de tavsiye eder.

Burada yapacağımız sistemde, hocamız gelip hayvanı muayene ederken hayvanın kalp seslerini bütün öğrencilerimizin duyabileceği şekilde bir ses sistemi kurduk. Hocamız stereoskobu hayvanın kalbine koyduğunda o sesi bütün sınıf duyacak; öğrencilere “bakın bu hastalıklı hayvanın kalp atış sesi, bu sağlıklı hayvanın kalp atış sesi, bu normal ses, bu ses şu hastalığın sonucudur” diyebilecek. Biz teknolojiyi son sistem kullanıyoruz ve ilaveten ameliyatlar da kameraya çekilip, CD’ye alınıp, isterse o anda ekranda izleyecek, isterse CD’yi alıp başka bir yerde izleyebilecekler. Fakültemizin Patoloji Bölümünde de nekropsi-otopsi yapılacağı zaman aynı imkânı sunuyoruz, suni tohumlamada hayvan tohumlanırken aynı imkânı sunuyoruz ve öğrencilerimiz hayvanla ilgili her bir uygulamayı rahatlıkla izleyebiliyor, bu imkânı klinikle ilgilenen dallarımızın hepsinde sağladık.

AYRINTI: Yöremize özgü Honamlı Keçileri var. Bununla ilgili de bir çalışmanız var. Bunun yanında büyükbaş hayvan çiftliği de var. Üniversite olarak burada işletme kurmayı da düşünüyor musunuz?

SAATCI: Biz üniversite olarak “Her bir fakültemiz en iyisi olacak, markalaşacak” dedik ve bu amaçla çalışmaya devam ediyoruz. Veteriner Fakültemizin marka olabilmesi için az önce söylediğim Hayvan Hastanesine sahip olması gerekiyor. Buna ek olarak çok güzel bir eğitim binasına sahip olması gerekiyor. Artı öğrencilerine uygulama yaptırabilecek bir çiftliği de olması gerekiyor. Bu çiftlikte de çeşitli hayvan türlerinin, büyükbaş, küçükbaş, kanatlı, at gibi çeşitlerin de bulunması gerekiyor ki gelecekte bizi denetime gelenler “Evet, bu fakülte dört başı mamurdur, her şeye sahiptir. Bu tam anlamıyla bir Veteriner Fakültesidir” dedirtmemiz lazım. Biz de onları yapıyoruz, bunları yaparken de aynı zaman buraya bir çiftlik kuruyoruz, bu kuracağımız çiftliğin adı da Uygulama ve Araştırma Çiftliğidir. Çok fazla üretim değil ama üretimin nasıl yapılmasını, nasıl yapılması gerektiğini, hangi hijyenik şartlarda olması gerektiğini gösteren bir çiftlik ve üretim bandını da oraya kuracağız.

KÖYLÜNÜN VE YETİŞTİRİCİNİN AYAĞINA KADAR GİDİYORUZ

AYRINTI: Burdur süt deposu- süt fabrikası olarak biliniyor. Mevcut şartlarda topluma hayvancılık konusunda tam anlamıyla ulaşabildiniz mi?

SAATCI: Bu sorunuza %100 evet diyorum. Çünkü bir tarafta hocalarıyla beraber köylere kadar gidip onlara eğitim veren bir fakülte var, diğer tarafta İzmir’den Ankara’ya kadarki geniş bir bölgede Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından analiz yapma izni almış bir Merkez laboratuvarı var, artı bu Merkez Laboratuvarımız geçen hafta itibarıyla Türk Standartları Enstitüsü (TSE) mührünü kullanma iznini aldık. Yani gıda, süt, süt ürünleri sektöründe ne yapılması gerekiyorsa Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner fakültesiyle, Merkez Laboratuvarıyla, Mühendislik Fakülteleriyle, Gıda Bölümüyle bunun hepsini yapabilecek durumdadır. Bunun objektif verileri biraz önce söylemiş olduğum verilerdir. Antalya dahil, İzmir’den Ankara’ya kadarki geniş bir bölgede Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığından çalışma izni almış bir laboratuvar yoktur. Bizim yaptığımız analizlerin sonuçlarını Tarım Bakanlığı kabul ediyor. Bayrağı oraya astık, Türk Standartları Enstitüsü “Süt, süt ürünleri konusunda, süt bileşenleri konusunda Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Merkez laboratuvarının yaptığını kabul ediyorum.” diyor. Bu ne demektir, bizim sütlerimizdeki hijyenik, antibiyotik tayinlerini yapıp, burada üretilen sütün kalitesini ortaya koyuyoruz, herhangi bir şekilde bu sütte katkı maddesi vardır dedikodularını ortadan kaldırıyoruz. Çünkü Akredite Laboratuvarımız kesin sonuçları veriyor. Yetiştiricinin, süt alan şirketlerle husumete düştüğü zaman kuru maddesinde, proteininde, yağında, antibiyotiğinde katkı maddesi olup olmadığı itilafına düştüğü zaman hemen üniversitemiz devreye giriyor, Merkez Laboratuvarımıza gidip analizlerini yaptırıyorlar ve sonucunda neyse ortaya çıkıyor. Böyle olunca süt üretimi burada yapılıyor, süt kontrolü burada yapılıyor. Hocalarımız köylünün ayağına kadar gidiyor, gelen süt örnekleri analiz yapılıp anında sonuçlar veriliyor böyle bir sistemde çalışılıyor. Bende diyorum ki böyle bir sistemle Burdur yöresinde süt üretiminde ne yapılması gerekiyorsa Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi onu yapmıştır, daha da yapacaktır. Çünkü bizim hayallerimiz var, planlarımız var. Şu anda yapmış olduğumuz çiftlik üreticilerimize, yetiştiricilerimize gösterecek olduğumuz bir örnektir aslında. “Buyurun gelin bakın, hayvanlarınız böyle sağlıklı olur, ürününüz böyle hijyenik olur, üretim bandına geçtiğimiz zaman bu şartlarda elde edilen ayran, süt, yoğurt, pastörize süt, yoğur, peynir bu şekilde olur” diyerek bizzat göstereceğiz. İnsan olarak, toplum olarak bizim görmemiz gerekiyor. Bunu gösterdiğimiz zaman üreticilerimiz bize danışır ya da edindiği bu tecrübelerle kendisi daha verimli üretim yapar. Biz bu konuda rahatız. Üniversitemiz süt ve ürünleri ve gıda alanında bölgeyle tam entegre olmuş durumdadır.

AYRINTI: Türkiye’de fazla sayıda üniversite açılması bazı fakültelerin, Eğitim Fakültelerinin önemini azalttı. ‘Amiral Gemimiz’ dediğiniz Eğitim Fakültesi hala cazibesini koruyor mu?

SAATCI: Eğitim Fakültemiz kesinlikle cazibesini koruyor olduğunu söyleyebilirim. Bakınız bugün Burdur Eğitim Fakültesi mezunları hala bir isim yapmış durumdadır. Hatta ve hatta müfettişler öğretmenleri denetleme geldiği zaman, denetlemeden sonra “Sen Burdur mezunu musun?” diye sorarlarmış. Şimdi üniversite tercihleri öğrencilerin gelecek kaygısıyla yapıldığı için iş bulma kaygısıyla yapıldığı için Eğitim Fakültesinin bazı bölümlerine tercih sayısı az oluyor. Tercih az olunca puan düşüyor. Bu demek değildir ki o bölümlerin kalitesi düşüyor. Hayır, değil. Dönem dönem eğitim sistemimizdeki 4+4+4 sistemindeki Sınıf Öğretmenliği ihtiyacı azalınca öğrenciler de bunu biliyor. O zaman az tercih yapıyorlar, ancak bunlar puanlara göre üniversitenin kalitesinin artması ya da azalması anlamına gelmez. Tam aksine hangi yıl olursa olsun, hangi durumda olursa olsun Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesinden mezun olan öğrencilerimiz KPSS’de Öğretmen Atamalarında mutlaka derece yapıyorlar. Yani hemen hemen her bölümümüzden mezun olan derece yaparak devlette öğretmenlik görevine atanıyor. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde herhangi bir marka kaybı olmadı. Olacağını da düşünmüyorum çünkü çok köklü bir kadroya sahiptir.

AYRINTI: Üniversite İstiklal Kampüsüne tam anlamıyla yerleştiği zaman eğitim kalitesi biraz daha artar. Akademisyenler de köklü olarak oturmuş olur ve üniversite daha ileriye mi gider?

SAATCI: Mutlaka öyle olacaktır. Bina her şey değildir ama bina ciddi bir altyapı, huzurlu bir ortam, kışın sıcak yazın serin olan, rahat anfiler, rahat sıralarda okuyan bir öğrencinin almış olduğu eğitimin kalitesiyle bunların olmadığı bir yerdeki öğrencilerin almış olduğu eğitimin kalitesi aynı olmaz. Binalarımız bitip, tamamen yerleştiğimiz takdirde tabi ki kalitemiz daha da artacaktır. Bakın az önce dile getirdiğimiz eski ve köklü üniversiteler 10 yıllardan beri aynı yerinde, aynı binalarında devam ediyorlar. Bu da kültürün gelişmesi ve kökleşme oluyor. Biz de inşallah İstiklal Yerleşkemizde her geçen gün biraz daha kurumsallaşıyoruz, biraz daha biz (MAKÜ’lü) oluyoruz, bu da bizi daha üst kalitelere ve başarılara götürüyor ki olması gereken de budur.

REKTÖRLÜK BURDUR’UN SEMBOLÜ OLABİLECEK BİR BİNA

AYRINTI: Efendim, şu anda yapılan Rektörlük binası Türkiye’de bir ilk midir?  

SAATCI: Bizimle beraber kurulan üniversitelere bir rektörlük binası yapabilecek kadar ödenekler verilmiş. O parayla bu rektörlük binaları yapılmış. Rektörlük binalarına taşınılmış, ama o zaman bizim üniversitemiz rektörlük binası yerine iktisat fakültesinin bir kısmını yapmış. Biz mevcut binalarda idare ettik, önümüzü görerek, bugün için değil, önümüzdeki yıllar için, belki de 30- 40 yıl için yetebilecek bir bina planladık ve bu bina Rektörlük Kompleksi şeklinde, bütün daire başkanlıkları etrafında olacak şekilde düşündük ve de bu örnek Türkiye’de azdır, niçin azdır çünkü “Hadi bugün rektörlük binası yapalım” demek başka bir şey, “Rektörlük binası yapacağız, ama nasıl; haydi oturup bir konuşalım” dedikten sonra yapmak başka bir şeydir. Biz ikincisini yaptık, önce planladık, ihtiyacımız nedir, ne kadar süre buna ihtiyacımız var, nasıl yapalım, nereye yapalım bunları yaptıktan sonra Rektörlük binamız ortaya çıktı. Gerçekten bir prestij binası, gelirken de görüyoruz, belki de şehrimizin sembolü olabilecek bir bina. Bugün karar verip, yarın rektörlük binasını yapsaydık biz de sıradan, Türkiye’de pek çok örneği olan bir bina yapacaktık, normal bir bina olacaktı ama biz planlı davranıp, görüşlerimizi üst üste koyduktan sonra ortaya çıktığı için benzeri çok zor bulunan bir bina oldu. 

AYRINTI: Yerleşkenin yapılması ve binaların özellikleri prestij konusu mudur?

SAATCI: Tabi ki. Biz İstiklal Yerleşkesine taşınırken giriş kapılarımızı da yapıyoruz. Kapı bizim kültürümüzde çok önemlidir. Türkiye’de üniversite deyince o üniversitenin kapısı akla geliyor. (Örneğin en eski üniversitemiz İstanbul Üniversitemizin kapısı). Biz de öyle bir kapı yapacağız ki o kapıdan giren bir daha unutmayacak; hemen o kapının önüne Mehmet Akif Ersoy’un maskıyla beraber güzel bir giriş olacak, öğrencilerimiz unutulması mümkün olmayan güzel bir girişten girecek ve hep akıllarında kalacak. Sadece öğrencilerimiz değil yoldan gelip geçenler de sürekli görecekler.

ŞEHİR, ÖĞRENCİ KONAKLAMASINA HENÜZ TAM HAZIR DEĞİL

AYRINTI: Yani 2023 yılı vizyonunuzda ‘Marka Şehir- Marka Üniversite’ mi var?

SAATCI: Kesinlikle öyle. Demin söylediğiniz gibi Öğrenci seviyemiz 25 bine ulaştığında bir firene basıp, etrafımıza bakacağız. Sürekli büyüyelim- sürekli büyüyelim diye bir derdimiz yok. Evet, 25 bine geldik, şu anda biz ne durumdayız, şehrimiz ne durumda bakacağız. Bu sene yaşıyoruz, öğrencilerimiz ciddi bir konaklama talebiyle geliyorlar bize, şehir şu anda buna tam hazır değil. Umudumuz 1 Kasım’da açılması beklenen Öğrenci Yurdumuzun açılması; inşallah bu yurdumuz açılınca sorunlar belli bir oranda azalacak. Ancak 25 bin seviyesine geldiğimizde buna bakmamız lazım. 25 bin öğrenci seviyesine geldiğimizde biz ne kadar büyüyoruz ve de şehir buna hazır mı bakmamız lazım.

AYRINTI: Gelen ve mevcut öğrenci sayısını düşündüğümüzde doğal olarak 11 bin adet öğrencinin konaklama sorunu mevcut. Bunu öğrenci yurtları karşılamayacağına göre bu konuda ne öngörüyorsunuz? Üniversite öğrencisi bir şehrin kültürel varlığını değiştiren bir olgudur, bunu kabul etmek gerekir. Fakat Burdur’da öğrencilerin kalabileceği ve sosyal faaliyetlerini gerçekleştirebileceği çok az sayıda mekân var. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

SAATCI: Şu anda 2300 dolayında öğrencimiz şehir merkezinde var. 9 bin dolayında öğrenci de İstiklal Yerleşkemizde var. Öncelikle, öğrencilerimizin birinci tercihi devlet yurtları- Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) oluyor. Örneğin bu yılki 13 bin öğrencinin 12 bin adedi mutlaka bir devlet yurduna gireyim düşüncesiyle geliyor. Demek ki böyle bir istek ve böyle bir tercih var. Biz ne kadar bu imkânı sunabiliyoruz kendilerine, en çok 3 bin civarında. Biz öğrencilerin bu isteğine şu anda cevap veremediğimiz için öğrencilerimizin bu isteğini cevaplamamız, isteyen her öğrenciye devlet yurdu olanağı sağlamamız lazım. Ancak bu birden bire olabilecek bir şey değildir. Bu hemen olmayınca da diğer alternatifler düşünülüyor. Özel yurtlar, pansiyonlar, apartlar, kiralık evler devreye giriyor. Bence öğrencinin devlet yurdunda kalma isteği devam ettiği müddetçe biz öğrencilere o imkânı sunabilmeliyiz. 

Öğrenciye kısa günün kârı nasıl para kazanırım dediğiniz zaman kaybedersiniz. Öğrenciye değer verdiğinizi gösterip, onların kalabileceği nezih, güzel, temiz, hijyenik mekanlar yaptığınız zaman ise öğrencilerimiz o mekanlara gelir. Çünkü öğrenci az önce söylediğiniz gibi farklı bir yapıda ve kültürde. Burdur daha önceden beri gelen kültürün gereği olarak, bedelli askerlere davranış ile öğrenciye davranış kesinlikle aynı değil. Bir kere bedelli askerler kısa bir süre için bir defalık geliyordu, sonra da gidiyorlardı. Öğrenciler ise geliyor ve Burdur’da 4 yıl kalıyor. Eğer öğrenciye değer verdiğinizi gösterip, ona hitap eden mekânlar açtığınız zaman boş kalmazsınız, mutlaka ve mutlaka bunun karşılığını alırsınız. Ki şehrimizde bunun örnekleri de mevcuttur. Kente bir yer açılıyor, bu yer olmaz diye düşünülürken tuttuğu zaman hemen onun benzerleri çıkmaya başlıyor. Sonuçta bunlar demiş olduğum konuya geliyor, öğrenciye değer verip, onların gelebileceği kaliteli mekânları sunmak önemli. Bunu yaptığınız zaman zaten arkası da geliyor.

AYRINTI: Küçük yerlerde sıkıntılar olur ama Burdur’un kalkınabilmesi için, çehresinin değişebilmesi için üniversite öğrencilerine ihtiyacı var değil mi?  Buna ek olarak öğrenciler kendilerini geliştirebilmek için mi makam sahibi olabilmek için mi geliyor?

SAATCI: Kaliteli bir nüfus geliyor; okul açıldığı zaman şehir merkezine 12- 13 bin tane ilimle uğraşan, bilgi öğrenmek niyetiyle geliyorlar. Bu insanların mutlaka temas kurduğu kişilere bir etkisi olacaktır ve bu etki de zamanla bir kartopu gibi büyüyüp, belli bir kültürler ve de eğitim boyutuna ulaşacaktır. Ki zaten Burdur eğitim boyutu olarak buna hazır bir şehir.

Ülke gerçeklerini ortaya koyduğunuz zaman üniversite tercihinden başlayarak baktığımızda öğrencilerimiz tabi ki meslek olarak en kolay iş elde edebilecekleri tercihlerde bulunuyorlar. Ve okula geldikleri andan itibaren de girecekleri sınavları (KPSS, YDS, ALES) düşünüyorlar. Bunlara 3. Sınıftan itibaren hazırlanmaya başlıyorlar. Bu doğal bir süreçtir. Ama bunun yanında, kendilerini de yetiştirmek, bir fazla kitap okuyabilmek, kültürlerini artırmak için gelen öğrenciler de oluyor. Ama bu ikinci söylediğim şekilde götürmeleri gerekiyor ama sadece birinci söylediğim şekilde gelen öğrencilere de kızamayız. Ekmek parası kazanmak adına böyle bir şeye meyil ediyorlar.

AYRINTI: Söyleşimizin sonuna gelirken, son olarak aktarmak istediğiniz mesajlarınız olacak mı?

SAATCI: Üniversitemiz, Teke Yöresi olarak adlandırılan, Burdur ve çevresinin halk kültürü unsurlarını derleyerek tarihî, mimarî, arkeolojik, etnografik ve kültürel değerlerin bilimsel olarak araştırılmasını, belgelenmesini, tanıtılmasını, korunmasını ve yaşatılmasını sağlayacak girişimleri başlatmış bulunmaktadır.

Üniversiteler bir eğitim kurumlarıdır. Yerele kurulup, bütün dünyaya ismini ve yaptıklarını duyurmak isteyen ve de insanlığa hizmet etmek isteyen kurumlardır. Burdur şu anda böyle bir kuruma sahip. Bunun gerçekten üniversite kavramının ne olduğunu özümseyerek gelen öğrencilerimizden ve gelen hocalarımızdan maksimum faydalanmanın yolunu bulmamız lazım. Üniversite olmak için bir kere altyapının gerekliliğini hepimiz biliyoruz. Üniversitemizde o altyapının donanımlarını şu anda her türlüsüyle çok rahat bir şekilde yapar durumdayız. (Yollar, inşaatlar, binalar hepsi yapılıyor). Bunun içini dolduracak olduğumuz hocalarımız ve öğrencilerimiz bize bir tek hedef gösteriyor. Bu hedef, kaliteli, kendi öz değerleriyle, milli manevi ve bilimsel değerleriyle donanmış öğrenciler, yöreye, ülkeye ve insanlığa hizmet edecek projeler, aynı şekilde yöreye, ülkeye, insanlığa hizmet edebilecek bilimsel yayımlar, makaleler, yayımlar, kitaplar bekliyoruz. Üniversitemizin bu 3 tane çıktısını yapabilmemiz için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Çünkü bu 3 çıktı; kaliteli öğrenci, kaliteli proje, kaliteli bilimsel yayının çıkmış olduğu bölge ve şehir mutlaka ve mutlaka donanıp, kalkınması bunlarla beraber sürdürecektir.    

Kaynak: (bakayrıntı) - bakayrıntı Editör: Muhammet Teker
Etiketler: mehmet_akif_ersoy_üniversitesi, mustafa_saatçı,marka_üniversite
Yorumlar
Haber Yazılımı